23 NİSAN 1920 VE DUALARLA AÇILAN İLK MECLİS

23.04.2021
A+
A-

23 NİSAN 1920 VE DUALARLA AÇILAN İLK MECLİS

Türkiye Büyük Millet Meclisi açılışının yine bir yıldönümü. Bu kutlu gün, Kurtuluş Savaşı’nda şehit olanların yetim/öksüz kalan çocuklarına armağan edilmiş ve kayıtlara coşkuyla kutlanması gereken Ulusal Bayram olarak geçmiştir.

Bir nebze sevinç olsun ve bağımsızlığın ne demek olduğunu unutmasınlar diye Atatürk’ün çocuklara bahşettiği, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum.

Şehitlerimizin ruhları şad olsun.

Kıymetli okurlarım, 23 Nisan 1920’de yurdun her yerinden kısıtlı sayıda katılımla açılan İlk Meclisin anlam ve önemini hâla iyi idrak edemediğimizi düşünüyorum.

Pek tabi ki bunda Osmanlı Hanedanlığı’nın yurttan sürülmesi ve daha sonra da Halifeliğin kaldırılması sebebiyle kinlenen kişilerin zamanla Cumhuriyet makamlarına gelmesi yatıyor.

Lakin kimse niye bu kişilerin Cumhuriyet topraklarında yaşamasına izin verilmediği ve halifeliğin kaldırılması kararının alınmasında ki günün şartlarını umursamıyor.

Vahdettin’in, İngilizler ile işbirliğini inkar etmek sizi rahatlatıyor olabilir ama bu tarihsel gerçekleri değiştirmez.

Devlet arşivinde işgal ve öncesi dönemine ait bilgi dolu belgeler mevcut.

Yeterki ben tahtta oturayım gerisi ne olursa olsun diyen bir şahıs ve avanesi.

İngiliz ve Fransızlar’dan yana, Mustafa Kemal Paşa’nın karşısında olunması gerektiğini halka yayıp, bir işgale olur vermesini, hangi vatansever kabul edebilirdi?

Nitekim Türk Milletinin çoğunluğu Mustafa Kemal’in yanında vatan savunmasında yer almıştır.

Bu güçten korkan son padişah onu hain ilan etmiş, İki kez işgal edilen İstanbul ve hükümeti İngiliz yönetimine girmişti. İngiliz komutanın imzasıyla, Gazi Mustafa Kemal’in idamı istenen evraka, padişah mührünü saltanat aşkıyla vurmuştu.

Ankara hükümetini tanımayan ve tüm bu oluşuma destek verenlere ölüm emri verenler, sonunda kendilerini bir İngiliz savaş gemisinin güvertesinde bulmuşlardır.

Normal şartlarda ölüm emri verilecek bu hainlerin yaşamasına Osmanlı’ya duyulan sevgi ve saygı engel olmuştur. Son padişah sadece İngilizler’in oynattığı bir figürandan ibaretti. Geçmiş Atalarımıza hürmeten yurtdışına gidişine izin verilmişti.

Ama yine nifaktan geri durmadılar. Geriye kalan padişah yanlısı gruplar vatanı işgalden kurtaran bu değerli şahıslara karşı devamlı teyakkuzda bulunup güzel İslam Dinini kullanarak nefret saçtılar.

İngiliz İstihbaratının paraca desteklediği bazı tarikat ve Şeyhler Kurtuluş Savaşı sırasında ortaya çıkmış, Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarını dinsiz ilan etmiştir.

Günümüzde hala bu tarikatların yalan algı üretmeye devam ettiğini malesef görüyoruz.

Osmanlıyı parçalamak için Yahudi ve İngilizler tarafından kurulan bazı tarikatlar birçok cahil vatandaşımızın, çocukluktan beri beynini yıkamaya devam ediyor.

Halbuki söyledikleri iftiralar devamlı aynaya bakmalarının sonucudur. Bilinç altı ile üretilen sözler kendilerinin ne olduğunu ifşa ediyor.

Halka zulmeden kararlar alan, Milli Şef yani İsmet İnönü dönemi de bu kafaları haklı pozisyona getirmiş ve daha çok taraftar toplamalarına sebep olmuştur.

Halktan tepki görecekleri her kararı Atatürk’ün üzerine atan, ölene kadar hatta öldükten sonra da onu günah keçisi durumuna sokan, korkak İnönü sülalesi hep Atatürk’e olan halkın sevgisini sömürmüştür.

Hatta o öldükten sonra da sahte imza ile Ayasofya’yı müzeye çevirme kararı alacak kadar gözleri dönmüştür.

Atatürk madem müze yapacaktı niye tapuya cami olarak kaydettirip evrakı devlete teslim etmiştir diye soracak bir hükümette malesef başa gelmedi.

Önce Masonların, sonra da FETÖ’nün, yani yabancı istihbaratların yönettiği ülke haline Türkiye Cumhuriyeti getirilmiştir.

15 Temmuz 2016’da, bu kez de Ankara Hükümeti’ni yok ederek rövanş almak istediler.

Bu darbe girişimi, Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın yırtıp attığı Sevr koşullarına dönülmesi sevdasıyla yanıp tutuşanların hainliklerinin su yüzüne çıkmasını sağlamıştır.

Konuyu çok uzatmadan Gazi Mustafa Kemal’in ilk Meclisi kurmadan iki gün önce yurdun dört bir tarafına gönderdiği emirnamenin günümüz Türkçesi ile olan evrakın tam metnini sizlerle paylaşıyorum.

Bunu okuyun ve Gazi’ye yıllardır saygısızca hakarette bulunan ve O’na dinsiz diyenlerin Allah’a nasıl şirk koştuğunu anlayın.

Herşeyi görüp bilen Yüce Allah’tan daha mı büyüksünüz, siz kimsiniz?

Çağdaş Türkiye’nin kuruluş belgelerinden olan ve Mustafa Kemal Paşa’nın 20. Kolordu Kurmay Başkanlığı Birinci Şubesi vasıtası ile ve 607 numara ile gönderdiği emrin orijinali, kısa adı ATASE olan askerî arşivde, yani Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüd Daire Başkanlığı’nda muhafaza ediliyor.

“1. Allah’ın cömert ihsanı ile Nisan’ın yirmiüçüncü cuma günü, cuma namazından sonra Ankara’da Büyük Millet Meclisi açılacaktır..

2. Vatanın istiklâli, hilâfet ve saltanatın kurtarılması gibi en mühim ve hayatî görevleri ifâ edecek olan Büyük Millet Meclisi’nin açılış gününü Cuma’ya tesadüf ettirmekle o günün mübarek olmasından istifade için açılıştan önce bütün milletvekilleri ile Hacı Bayram Velî Câmi-i Şerîfi’nde Cuma namazı kılınarak Kur’an’ın nurlarından ve salâttan feyzalınacaktır. Namazdan sonra sakal-ı şerif ve sancak-ı şerif taşınarak daireye gidilecektir. İçeriye girilmeden önce bir dua okunacak ve kurbanlar kesilecektir. Tören sırasında camiden Meclis’e kadar Kolordu Kumandanlığı tarafından askerî birliklere özel tertibat aldırılacaktır.

3. O günün kudsiyetini sonsuza kadar ulaştırmak maksadıyla bugünden itibaren vilâyet merkezinde Vali Beyefendi Hazretleri’nin düzenlemesi ile hatim indirtilip Buhârî-i Şerîf okutulacak, hatmin geri kalan kısmı Cuma namazından sonra Meclis’in önünde tamamlanacaktır.

4. Kutsal ve yaralı vatanımızın her köşesinde aynı şekilde bugünden başlayarak Buhârîler okunup hatimler indirilecek, Cuma günü ezandan önce minarelerde salâvâtlar getirilecek, hutbede halifemiz padişahımız efendimizin (Sultan Vahideddin’in) ismi zikredilirken padişahın ve teb’anın biran önce kurtulup saadete ermesi duası da ilâveten okunacaktır. Cuma namazının kılınmasından sonra hatim tamamlanarak hilâfet ve saltanat ile vatanın her tarafının kurtulması maksadıyla yapılan millî çalışmaların önemi ve kutsallığı, milletin her ferdinin vekillerinden meydana gelen Büyük Millet Meclisi’nin yapacağı vatanî vazifeyi ifa mecburiyeti hakkında öğütler verilecektir. Daha sonra halîfe ve pâdişâhımızın, din ve devletimizin, vatan ve milletimizin kurtuluşu, selâmeti ve istiklâli için dua edilecektir. Bu dinî ve vatanî merasimin tamamlanıp camilerden çıkılmasından sonra Osmanlı topraklarının her tarafından hükümet makamına gelinerek Meclis’in açılmasından dolayı resmî tebrikler sunulacaktır. Yine her tarafta Cuma namazından önce uygun şekilde Mevlid-i Şerîf okunacaktır.

5. İşbu tebliğin hemen yayınlanıp gönderilmesi için bütün vasıtalara başvurulacak ve hızlı bir şekilde en ücra köylere, en küçük askerî kıt’alara ve memleketin bütün kuruluşlarına ve müesseselerine yollanması sağlanacaktır. Ayrıca büyük levhalar hâlinde her tarafa asılacak ve mümkün olan yerlerde bastırılıp bedava olarak dağıtılacaktır.

6. Cenâb-ı Hak’ka tam bir muvaffakiyet için niyaz edip yalvarıyoruz.

Temsil Heyeti adına Mustafa Kemal”.

Ergenekon’dan beri kurulan Türk Devletlerine hizmet etmiş, Yüce Türk Milleti’nin hayrına çalışmış tüm atalarıma minnet duyuyor ve dualarla anıyorum.

Milli olamamış olanlara ise rahmet dilemek uygun olmaz.

Her kurucu Devlet Başkanı başımızın tacı ama padişahlar da insandır ve beşeri zevklere, hırslara yenilmiş olanlar da vardır. Bunları dile getirmek bize farzdır.

Ve diyorum ki bu yazıyı okuyup da hâla Atatürk’e dinsiz diyen varsa onlara hain demeyelim de kime hain diyelim?

Leyla Düzel

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.