2021 BİTERKEN

2021 BİTERKEN
29.12.2021
A+
A-

Bir yılın daha sonuna geldik.

Bin bir güçlük ve zorlukların yoğun yaşandığı 2021 yılını da tamamladık.

2020 yılı başından itibaren tüm dünyayı etkisi altına alan korona küresel salgını Türkiye’yi de derinden etkilemiş hayatın her alanında tedbirler almaya zorlamıştı.

Resmen 11 Mart 2020 tarihinde ülkemizde yayıldığı kabul edilen korona salgını hükümeti sosyal, ekonomik, siyasi, iktisadi, idari, hukuki, askerî, dinî ve kültürel alanlarda birçok önemli etkilere ve sonuçlara neden olan radikal kararlar almaya mecbur etmişti. 

Pandemi sürecinde eğitim-öğretim askıya alınırken, bahar dönemi dersleri iptal edilerek sınavlar ertelendi.

Başta cuma namazı olmak üzere cami ve mescitlerde cemaatle namaza ara verildi.

Tüm restoranlar, kafeler, müzeler, dershaneler, kurslar, AVMler, oteller; berber, kuaför ve güzellik merkezleri; kahvehaneler, spor salonları, konser mekanları, gece kulüpleri, dernek lokalleri ve düğün/nişan salonları geçici süreliğine kapatıldı.

Tüm vatandaşların ormanlarda, park ve bahçelerde piknik ve mangal yapmaları yasaklandı.

Bütün futbol ligleri ertelendi ve tüm spor müsabakaları bir sonraki açıklamaya kadar iptal edildi. 

MSB askerî kışlalarda tüm celp, sevk ve terhis işlemlerinin bir ay boyunca ertelendiğini duyurdu.

Salgının cezaevlerine sıçraması sonrası yaklaşık 90 bin mahkûm ve tutuklu tahliye edildi(Af yasasında; terör, cinayet, uyuşturucu ve cinsel suçlar kapsam dışında bırakıldı). 

Tutuklu ve acil işler ile zaman aşımı davaları dışındaki tüm duruşmalar uzun bir süre durduruldu.

Bütün havayolu şirketleri tüm yurt dışı ve yurt içi uçuşlarını sonlandırdı.

Şehirlerarası seyahatler valilik iznine bağlandı ve toplu taşıma araçlarında seyrek oturma düzeni uygulaması başlatıldı.

Daha nice tedbir ve kısıtlama uygulandı.

Tüm hayatımızı büyük bir değişime zorlayan koronanın etkisinin 2021 yılında da sürdürdüğüne şahit olduk.

Ülkemiz bu gün ne yazı ki 193 ülke arasında vaka sayısında, Brezilya ve Fransa‘nın ardından en çok vaka görülen 5. ülke olurken, gerçekleşen ölüm sayılarında ise Ukrayna‘nın ardından 19. sırada yer almaktadır.

Yukarıda özetlediğim durum son derece üzücü bir tabloyu işaret etmekle birlikte geride bıraktığımız 2021 yılı Türkiye’ye önemli fırsatlar da sunmuştur.

Salgının birinci yılında tüm dünyada olduğu gibi ekonomide küçülme yaşanırken içinde bulunduğumuz ikinci yılında ülkemizde ciddi bir ekonomik büyüme gerçekleşmiştir. 

Ülkemizin en büyük açmazlarından olan dış ticaret açığının kapatılması hatta ihracatın ithalatı geçmesi şansı yakalanmıştır.

İhracatımız tüm zamanların rekorlarını kırmaya devam etmektedir.

İşte ne olduysa bundan sonra olmuş Sayın Cumhurbaşkanının Eylül 2021 de yaptığı “faiz sebep enflasyon netice” cümlesini içeren konuşması sonrası Merkez Bankası’nın kademeli olarak politika faizini 5 puan indirmesi dövize yönelme bahanesi olmuştur.

Yoğun olarak gerçekleşen döviz alımı kurlarda giderek artan yükselişi getirmiş olup 3 aylık süreçte amerikan doları paramız karşısında rekor değer artışı yaparak 8,47 liradan18,5 liraya kadar yükselmiştir.

Gıda ürünleri dahil tüm mallarda küreselleşen dünyamızda kaçınılmaz olarak kur artışının doğal sonucu fiyat artışları hayat pahalılığına neden olmuştur.

Hükümet ortaya koyduğu “kur korumalı mevduat” sistemiyle amerikan dolarını 11,5 lira seviyesine kadar paramız karşısında geriletmeyi başarmıştır.

Kurdaki bu gevşeme henüz gıda ürünlerine ve mallarda istenen düzeyde ucuzlamayı temin edememiştir.

Girdi maliyetlerinde kurun neden olduğu olumsuzlukların tamamen veya büyük oranda ortadan kalkabilmesi için zamana ihtiyaç olduğu muhakkaktır.

Arzu edilen fiyatlara dönülebilmesi için sıkı takip zorunluluğu vardır.

Bu dönemde tüketici fiyatları hususunda tam bir seferberlik anlayışı içinde maliyeden tarım teşkilatına kadar tüm devlet kurumları sahada olmak durumundadır.

1980 öncesi tüketici fiyatları konusunda birinci derecede etkili olan belediyelere bağlı zabıta birimleri yeniden bu konuda aktif görev almak durumundadır.

Belediye zabıta teşkilatlarının fiyat denetimlerinde kullanılmasında Polatlı ve Amasya başta MHP’li belediyeler son derce başarılı örnekler ortaya koyarken diğer belediyelerin büyük kısmının bu görevden kaçındığına şahit olmaktayız.

Maalesef Manisa ilimizde Büyükşehir dışında henüz bir örnek çalışmaya şahit olamamaktayız.

Bu durumdan siyasi rant elde edeceğini zannedenler varsa unutmasınlar ki vatandaşımızın sebepsiz yere hayat pahalılığı altında ezilmesi kimseye fayda sağlayamaz.

Türk milleti ferasetlidir, gerçekleri fark edecek zekaya sahiptir.

Herkes zaman geçmeden elini taşın altına koymalı, içinde bulunduğumuz kış günlerinde halkımız rahatlatılmalıdır.

Bu görev başta hükümet, muhalefet olmak üzere top yekun yapılmak mecburiyetindedir.

Böyle bir konuda bile ayrışırsak toplumsal huzurumuzun tesis edilerek muhafazası mümkün olamayacaktır.

Türkiye’yi yönetmeye talip olanlar bindiği dalı kesmekten vazgeçmeli, şartların ağırlaştığı zamanlarda felaket tellallığını bir kenara bırakıp çözüm odaklı siyaset üretmelidirler.

Ancak o zaman gerçekten iktidar alternatifi olabileceklerdir.

Ahmet Orhan

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.