SON DAKİKA

1944 Sürgünü Ve Soyvet Dönemi Kırım Türkleri

Bu haber 10 Ekim 2014 - 6:00 'de eklendi ve 264 kez görüntülendi.

Stalin’in zulmünden Paris’e kaçıp, cesedi Sen Nehri kıyısında bulunan Buğra Alpgiray’ın cebinden çıkan “Paris Akşamları” şiirini okuyup da Kırım Türkleri’ nin acısını içinde hissetmeyen yoktur.

Kırım’ın tarihi Türkler için zulüm ve kanla yazıldı. Rusların sıcak denizlere inme politikasını oluşturan Kırım’da 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması ile zulmün miladı başlamış oldu.

Kırım Türkleri, 2. Dünya Savaşı’nda o yılların ve tarihin en büyük iki zalimi arasında kaldılar ( Hitler-Stalin). Hangisi kazanırsa kazansın sonuç Kırım Türkleri için değişmeyecekti. Kırım’ın Alman işgalinden kurtulmasından sonra Sovyet Hükümeti tarafından süratli bir şekilde bölgeyi gayri Slav unsurlardan temizlemek için 13 Nisan 1944 tarihinde SSCB İçişleri Halk Komiseri ve Devlet Güvenliği Komiseri L. Beriya ile Devlet Güvenliği Halk Komiseri V.Merkulov tarafından Kırım Özerk SSC’nin “Sovyet Karşıtı unsurlardan temizlenmesi” hususunda bir talimatname yayınlandı. İlk olarak Kırım Türkleri sürgününü gerçekleştirmek için Beriya 10 Mayıs 1944’te Stalin’e “Kırım Türklerinin ihanet ettiklerini, Almanlarla işbirliği yaptığını” öne sürerek bütün Kırım Türklerinin sürgün edilmesi talebinde bulundu. Stalin bu talebi onayladı. Kırım Türklerinin aileleri ile birlikte Kırım’dan çıkarılması ve özel sürgün olarak Özbekistan’ın belirli bölgelerinde ikamet etmelerine karar verildi. Sürgünün Beriya komutasında 1 Haziran 1944 tarihine kadar gerçekleştirilmesi emredildi.

Kararnamede belirtilen operasyonun başlangıç tarihi Beriya’nın talimatı ile 2 gün öne alındı. Kırım Türklerinin “Korkunç Yılları” 18 Mayıs 1944’te, saat 03.00 civarında başladı. Potansiyel tehlikeli olarak nitelendirilen kişiler tutuklandı. Yetişkin erkeklerin büyük çoğunluğu Sovyet Ordusu’na alındığı için geriye kalanların büyük çoğunluğunu kadın, çocuklar ve yaşlılar meydana getiriyordu. Sovyet Askerleri gecenin bir vakti Kırım Türklerinin evlerine zorla girerek 15 dakika içinde bulundukları yerin meydanında toplatıldı, yanlarına taşıyabilecekleri kadar eşya alınmasına izin verildi. (Birçok yerde buna bile izin verilmedi). Bütün bunların yanında askerlerin taşkınlıklarına maruz kalıyorlardı. Bu taşkınlıklar o kadar artmıştı ki, yaşlı kadınları, acıdan çılgına dönenleri kaçmaları için serbest bırakmışlar sonra da arkalarından kurşun yağdırmışlardı.

Kırım Türkleri nakliye araçları ile istasyonlara taşındı, burada kendilerini bekleyen vagonlara (Hayvan ve yük vagonu) tıka basa doldurularak kapıları kapatıldı. Yüzlerce yıllık Rus rüyası gerçek oldu. Kırım’da tek bir Türk dahi kalmadı.

Yaşanan olaylar bunlarla da sınırlı kalmadı. Sürgün esnasında Azak Denizi ve Sivaş arasında olan Arabat adlı bir Türk köyü unutuldu. Kırım Türklerinin sürgün edildiği tren çoktan yola çıkmıştı. Bunun üzerine Arabatlı bütün Kırım Türkleri büyük ve eski bir gemiye bindirilerek mahzenlere kapatıldılar. Gemi denizin en derin yerine getirilerek içindeki insanlarla birlikte batırıldı.

Sürgünün yolda geçen safhasında unutulması güç hadiseler yaşandı. Vagon tekerlekleri altında yıllarca sürecek kanlı bir türküyü söylüyordu. Aç-susuz, havasız en temel ihtiyaçlar bile giderilemiyordu. Sonlarının ne olacağını bilmedikleri bir yolculuğa çıktılar. Vagonlardan göklere sessiz bir çığlık yükseliyordu:

Arkamızdan ağlaştılar ağaç dalları Bize haram oldu ah aman aman Kırım yolları

Sürgünden sonra Kırım’daki Türk varlığının yok edilmesi için yöneticiler ve yerel halk tarafından evlerin yıkılması, Türk mezarlıklarının dirilerinin çektiği acıyı çekmeleri için açılması, mezar taşlarının sökülerek yeni inşaatlarda kullanılması, Kırım Türkçesi ile yazılmış yüzlerce eserin yakılması tahribatın boyutunu göstermek açısından önem arz etmektedir.

Kırım Türkleri uzun ve acı bir yolculuğun sonunda çoğunlukla fabrika ve işletmelerin bulunduğu köy ve kasabalara yerleştirildiler. Buralarda uzun müddet son derece ağır şartlarda yaşadılar. Sürgünden sonra bizzat Kırım Türkleri tarafından yapılan nüfus sayımında sürgüne gönderilen 112.700 çocuktan 60.034’ü, 93.200 kadından 40.085’i, 32.600 erkekten 12.061’ i hayatını kaybetmiştir. Bu rakam sürgün halkın %46.2’ si yani halkın neredeyse yarısıdır.

Stalin’in ölümünden sonra iktidar olan Kruşçev döneminde Stalin’in sürgüne gönderdiği birçok topluluk vatanlarına dönme hakkı elde etmesine rağmen Kırım ve Ahıska Türkleri bu haktan mahrum bırakıldı. Destalinizasyon2 siyasetinin etkisi ile Kırım Türklerinin ileri gelenleri Teşebbüs Grubu’nu kurdu. Grubun amacı vatana geri dönülmesini sağlamak ve Lenin dönemi verilen özerkliğin yeniden tesisini sağlamaktı. Bu amaçla belirli dönemlerde Sovyet yönetimine ricacı ve itaatkâr tarz da mektuplar yazılmıştır. Bu gruba yönelik ilk tutuklamalar 1959 yılında Enver Seferov ve Şevket Abdurrahmanov’a “Sovyet karşıtı milliyetçi bildiriler yayınlamak” suçu ile gerçekleşti.

Bu olay Kırım Türklerinin mücadele ruhunu diriltti. Bu mücadelelerden biri de 1962 yılında Kırım Gençler Birliğini kurmak amacıyla bir araya gelinmesiydi. İleride “Kırım Türk Milli Hareketi’nin(KTMH)” liderlerinden olacak olan Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu bu toplantıya konuşmacı olarak katıldı. Bu toplantıya katılanlar Sovyet yönetimi tarafından tespit edilerek ya işlerinden ya da okullarından atıldı.Kırımoğlu’da fabrikadaki işinden atılanlar arasındaydı.

Kırım Türkleri onlarca yıllık haklı mücadelesini, onlardan alınanın iadesi için “ricada” değil “talepte” bulundukları yeni bir yola, 21 Nisan 1968 yılında Çirçik Kasabası’nda Derviza Bayramı’nda girdi. Bu bayramda toplanmanın asıl amacı; Kırım’a dönmek taleplerini Sovyet yetkililerini duyurmaktı. Bu toplantı Sovyet yetkilileri tarafından zorla dağıtıldı.

21 Eylül 1968 Çirçik olaylarının düzenleyicisi Enver Abdülgaziyev, Said Abhayırov, İbrahim Abibullayev, Reşat Alimov, Refat İsmailov tutuklandılar ve ağır çalışma kamplarına gönderildiler. KTMH bu tutuklamalar sürecinde duraksadı.

1975 yılında KTMH’nin faaliyetlerinde yeniden bir canlanma görülmeye başladı. Hareketin merkezini Özbekistan’dan Kırım’a taşımayı düşünen liderler Kırım Türklerini kitleler halinde Kırım’a dönülmesi için teşvik ediyorlardı. Sovyet Hükümeti Kırım Türklerinin vatanlarından uzak tutmak için gösterdikleri gayretler boşa çıkıyordu. “Yeni Vatan3” seçenekleri de kabul görmedi ve Kırım Türkleri anavatana dönme konusunda asla taviz vermedi.

1985 Yılında Sovyetler Birliği Gorbaçev hâkimiyet ile yeni bir döneme girdi. Ülkede “Yeniden Yapılanma ve Açıklık” politikaları hakimdi. Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu Aralık 1986 yılında Magadan Hapishanesi’nden çıkarılarak özgürlüğüne kavuştu.

23 Temmuz 1987 günü Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu önderliğinde Sovyet rejiminin kalbi Kızıl Meydan’da toplanan yüz binlerce Kırım Türkü ve onları destekleyen diğer Sovyet vatandaşları Sovyetlerde eşi görülmemiş bir miting gerçekleştirdi. Dünya kamuoyu tarafından dikkatle izlendi.

Nihayet verdikleri haklı mücadele sonunda 14 Kasım 1989’ da vatana dönüş yolunu açan bir deklarasyon yayınlandı. Bu deklarasyona göre sadece Kırım Türkleri değil, diğer bütün sürgün edilen Sovyet vatandaşların yurtlarına geri dönme hakkı devlet garantisine alındı. Yıllarca süren mücadelenin nasıl başarıya ulaştığını sürgünden dönen bir Kırım Türk’ü şöyle anlatıyor:

– “ Şimdi düşünüyorum, yaşadığımız bu facialara dehşetli günlere rağmen nasıl sağ kalabildik, nasıl olup da vatanımız Kırım’a dönebildik diye? Bunun tek bir açıklaması var o da ‘birlik’. İsmail Gaspıralı Bey’in bize miras bıraktığı birlik. Biz birbirimizi koruyarak, birbirimizle dayanışarak, ekmeğimizi paylaşarak, birlikte mücadele ederek bugünlere gelebildik.4”

Bugün ise tarih tekerrür etmiş ve Kırım yine işgal altında. Rahmetli Cengiz Dağcı ‘’Korkunç Yıllar’’romanında Kırım’ın geçmişteki ve şuan ki durumunu bir Kırım Türkü ve Rus arasındaki konuşmasında şu sözlerle özetliyor: –

“ Sizlerin esirlik hayatı yaşamanız, Rusya’nın bütünlüğü korumak demektir. Kırımsız, Kafkasyasız, Türkistansız Rusya, Rusya olur mu hiç? Yalnız istiklal düşüncelerinize karşı değil, bütün varlığınıza bile Beyaz Rusya’da, Kızıl Rusya’da karşı oldu. İleride Rusya ne renk alırsa alsın, bil ki gene size karşı olacak5.”

kirim-tatarlari

ESRA ŞEN

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
kayseri escort aydın escort denizli escort çanakkale escort bursa escort