18 MART ÇANAKKALE DENİZ SAVAŞLARI DESTANI

18.03.2021
A+
A-

18 MART ÇANAKKALE  DENİZ SAVAŞLARI DESTANI.

      Çanakkale deniz savaşları, kadim Türk milletinin kanıyla yazmış olduğu ve aynı zaman da, yine dünya tarihin de yüce Türk milletinin var oluşunun kahramanlaşmış efsanevi destanıdır.

Şu kopan fırtına Türk ordusudur ya Rabbi
Senin uğrunda ölen ordu, budur ya Rabbi
Ta ki yükselsin ezanlarla müeyyed namın,
Galib et, çünkü bu son ordusudur İslam’ın.
Yahya Kemal BEYATLI

       İşgal kuvvetleri olan müttefikler Çanakkale önünde öncelikle, donanmaları ile birlikte boğazı zorlayarak geçmek ile başlanmış, fakat bunda da muvaffak olamamışlardır.. Daha sonra tahkimatın karadan yapılmasına teşebbüs edilmiştir. İtilaf devletleri yakın Balkan harbinde ki izlenimlerine dayanılarak, Türklerin ciddi bir mukavemet göstereceklerini düşünmüyorlardı.

     İtilaf devletleri zayıf ve güçsüz Osmanlı Türk Ordusunun kolay teslim olacağını ve çabucak zafere ulaşabileceklerini tahmin ediyorlardı. Fakat bu tahminlerinde ne kadar yanılmış oldukları çabucak ortaya çıkacak ve İngilizlerin “Gelibolu seferi” dedikleri Çanakkale Savaşları, 1915 yılında, buraya sevk edilen İtilaf kuvvetlerinin süratle yıpranarak, geri çekilmeleri ile sona erecektir. Vatan topraklarını namahreme çiğnetmeyen yüce Türk milleti zor olan bir şeyi başarmıştır.

    Çanakkale boğazında ki serin suların dili olsa da anlatsa bu cehennemi andıran DENİZ savaşlarını! Türk milleti Çanakkale geçilirse İstanbul’un düşeceğini biliyordu? İstanbul düşerse Anadolu düşecek Anadolu düşerse Mekke düşecek ve böylece Osmanlı – Türklerinin elinde bulunan kutsal Hicaz bölgesi düşmüş olacaktı? Bu durum İslam’ın top yekün bir savaşıydı zaten! Necip Türk ordusu bin yıldır yüce İslam dininin bayraktarlığını yapmaktaydı.

     Çanakkale boğazının İki sahili tepelerden oluşan dar ve dolambaçlı boğaz, savunmaya pek elverişli bulunduğundan, iyi tabya edilmiş toplar, bol cephane ve sağlam piyade mevzileri sayesinde, hemen hemen ele geçirilmez bir hale getirilebilirdi. Fakat 1914 Ağustos ayında boğazın tahkimatı, kuvvetli bir donanmanın tecavüzüne dayanamayacak kadar zayıf görünüyordu. Dış savunma denilen tahkimat, Sedd-ül Bahir ve Kum Kale’ye konmuş 20 toptan ibaret olup, bunlardan yalnız dördünün son menzili 14.800 metre, diğerlerininki ancak 7.500 metre, idi. Ara savunma mevzileri bu sırada hemen tamamıyla boştu.

     Çanakkale de elde mevcut bütün toplar, boğazın en dar kısmı olan iç savunma tertibatın da toplanmıştı. 15 – cm. çapında bulunan 78 toptan yalnız 18’inin son menzili 14.800 – 16.900 metre arasında idi. Cephane son derece kıt olduğu gibi, silahların kifayetsizliği, kati savaşın boğazın içinde yapılmasını zaruri kılıyordu. Bu bakımdan 1914 yılında, Ağustos ile Kasım ayları arasında, bazı düzenlemeler yapıldı. Ara savunma sahasına bataryalar yerleştirildi ve boğazın aşağı kısmı mayın (sabit torpil) hatları ile kapatıldı.

        Müttefiklerin savaş ilan etmesinden bir kaç gün sonra (3 Kasım 1914) İngiliz abluka filosu, boğazın dış istihkamlarını topa tuttu. Bombardıman kısa sürmekle beraber, Sedd-ül Bahir istihkamları alt  -üst olmuştu. Sonradan tabyalar tamir edildi ise de, bunların kuvvetli bir donanmaya karşı koyamayacağı anlaşıldığından, kuvvetleri arttırılmadı. Diğer yandan, mayın hatlarının varlığına rağmen, düşman deniz altı gemileri boğaza sokulabiliyor (13 Aralık 1914’te, 1876 İngiliz yapımı Mesüdiye zırhlımız Sarısığlar koyunda demirli halde iken torpillenerek batırılmıştır. Gemi kumandanı Beşiktaşlı Arif Nebi Bey, 10 subay ve 27 er şehit oldular.) ve hatta Marmara’ya girerek, gemileri batırmak süretiyle, İstanbul’dan Çanakkale’ye asker ve nakline engel oluyorlardı.

      Amiral Carden komutasında bir müttefik filosu Çanakkale müstahkem mevki komutanı Cevad Paşa’nın komutası altında bulunan Çanakkale istihkamlarına karşı harekete memur edildi. Harp planı ilk safhada dış istihkamların düşürülmesini hedefliyordu. Taarruz 19 Şubat 1915’te başladı. Dış tabyalar, top ateşi ile tahrîp edildi. 26 Şubat ile 4 Mart arasında Sedd-ül Bahir ve Kum Kale’ye filodan düşman müfrezeleri çıkarılarak, tahrip işi tamamlandı. Büyük bir deniz hücumu, Carden ‘in yerine gelmiş olan Amiral J. M. de Robeck kumandasındaki İngiliz ve Fransız harp gemileri tarafından 18 Mart 1915’te yapıldı. Düşmanın gayesi boğazın orta kısmındaki tabyalar ile mayın tarlalarını koruyan bataryaları susturmaktı. Bundan sonra mayın tarayıcılar donanmaya yol açacaklar, harp gemileri de boğaza girerek, iç istihkamları yakın mesafeden tahrip edecek ve buradaki torpiller de temizlendikten sonra, Marmara’ya geçmek imkanı elde edilmiş olacaktı.

      Düşmanın planlarının esası, savaş gemilerinin torpilden temizlenmiş sahada kullanılması idi. Bunun için boğazın aşağı kısmını dikkatle taramışlardı. Fakat 17 – 18 Mart gecesi Nusret mayın gemisi, Mayın Kumandanı Yeniköy’lü Hafız Nazmi (Akpınar) Bey ve Süvari Tophane’li kolağası Hakkı Bey’in kumandasında, boğaza giren donanmanın dönüş manevrası yaptığı Karanlık Liman’ın yukarı kısmına elde kalan son 26 torpilden oluşan bir mayın hattı döşemişti. 16 harp gemisi (18 büyük zırhlı, bir çok muhrip ve denizaltı), 18 Mart sabahı saat 11’de üç filo halinde boğaza girip, tabyalara karşı şiddetle ateş açtı. İngiliz filolarına Amiral Robeck, Fransız filosuna ise Amiral Guépratte kumanda etmekte idiler. Düşmanın 316 (506) topuna Türkler 93 (150) topla karşılık veriyorlardı. Karadan yapılan karşılık zayıf kalıyordu. Saat 14’te Çanakkale ateşler içinde kalmış, tabyalar ile telefon irtibatı kesilmiş, topların bir kısmı tahrip edilmiş, bazıları toprağa gömülmüş ve kamaları sıkışmış olduğundan, ateş çok zayıflamış bulunuyordu ki, öncülük etmiş bulunan Fransız gemileri, nöbet değiştirmek üzere, manevra yaparlarken, Bouvet zırhlısı, bir torpile çarparak 600 mürettebatıyla birlikte battı. Yerlerini almaya gelen İngiliz gemilerinden Irresistible de iki saat sonra aynı akıbete uğradı.

        Onların yardımına koşan Ocean suların dibine gömüldü ve Inflexible zırhlısı da ağır surette yaralandı. Bundan başka, Fransızların Suffren ve Gaulois zırhlıları da, top mermisi isabeti ile, büyük hasara uğramışlardı. Bunun üzerine düşman donanması geri çekilmeye mecbur kaldı. Bu suretle Cevad Paşa emrinde Çanakkale istihkamları müttefik donanmasına karşı tam bir galebe kazanmış oldu. Onların ağır zayiatına karşılık (2000 küsur), Türklerin kaybı, bir cephanelik, bir ağır top, 25 şehit (3 subay, 22 er) ve 61 yaralı (2 subay, 59 er) dan ibaret idi. (Bizim zayiatımız 44 şehit, 70 yaralı ve 8 toptan ibarettir. 22 şehit ve 74 yaralıdan da bahsedilir. 8 toptan 6’sı sonradan tamir edilmiştir.) 18 Mart hücumunun uğradığı bu akıbet, karadan yardım görmedikçe donanmanın boğazı geçemeyeceğini meydana çıkarmış oldu. Bundan sonra boğaz bir daha denizden zorlanmadı ve deniz hücumu ile karaya çıkış arasında 5 hafta geçmesi de, Türklere vakit kazandırdı.

    Düşman denizden Çanakkale’yi geçemedi ve böylece deniz hücumunda uğradıkları başarısızlık İtilaf devletlerini karadan taarruza geçmeye sevketti. Bunun üzerine, Akdeniz müttefik kuvvetleri baş komutanlığına tayin edilen Sir Lan Hamilton’un emrine verilmiş 75.000 kişilik bir ordu adalara yığınak yapılmaya başladı (Düşmanın umumi karargahı Limni adasında Mondros limanı)  Deniz harekatıyla İstanbul’a ulaşılamayacağı anlaşılınca bir kara harekatıyla Çanakkale Boğazın da ki Osmanlı sahil topçu bataryalarını ele geçirmek planı gündeme getirilmiştir. Bu plan çerçevesinde hazırlanan İngiliz ve Fransız kuvvetleri 25 Nisan 1915 şafağında Gelibolu Yarım adası’nın güneyinde beş noktada karaya çıkarılmıştır. İngiliz ve Fransız çıkarma kuvvetleri her ne kadar Seddülbahir ve Arıburnu sahillerinde köprü başları oluşturmayı başardılarsa da Osmanlı kuvvetlerinin inatçı savunmaları ve zaman zaman giriştikleri karşı taarruzlar sonucunda Gelibolu Yarımadası’nı işgalde başarılı olamadılar. Bunun üzerine sahildeki kuvvetler takviye edilmek için Arıburnu’nun kuzeyinde Suvla Koyu’na 6 Ağustos 1915 tarihinde yeni kuvvetlerle bir üçüncü çıkarma yapılmıştır.

     Ancak 9 Ağustos’ta Kurmay Albay Mustafa Kemal’in Birinci Anafartalar Muharebesi olarak bilinen karşı taarruzunda İngiliz Komutanlığı ihtiyat tümenini ateş hattına sürerek sahilde tutunmayı ancak başarabilmiştir. Mustafa Kemal ertesi gün Koca Çimentepe – Conk Bayırı hattında yeni bir karşı taarruz gerçekleştirmişti, bu hattaki Anzak birliklerini de geri atmıştır. İngiliz ve Anzak kuvvetlerinin İkinci Anafartalar Muharebesi olarak bilinen genel taarruzları ise Osmanlı savunmasını aşamamıştır. Tüm bu gelişmelerin sonrasında İngiliz, Anzak ve Fransız kuvvetleri Gelibolu Yarımadasını 1915 yılı Aralık ayı içinde tahliye etmiştir. Böylece düşman Çanakkale boğazını geçememiş, Osmanlı – Türk ordusunun muhteşem direnişi ile karşılaşmıştır. Güçlü İtilaf devletleri  mağlup olarak Çanakkale’den ayrılmış ve düşman geriye postalanmıştır. Tarih Çanakkale deniz savaşları ile başlayan bu destanı Çanakkale geçilmezi altın harflerle Türkler adına yazmıştır.

Çanakkale önünde biz bir devri batırdık.

Düşmanın İstanbul düşlerini Marmara’ya yatırdık..

Ali KARACA

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.