DOLAR 5,7290
EURO 6,3091
ALTIN 276,0
BIST 102.590
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 27°C
Az Bulutlu

15 Temmuz kontrollü darbe miydi?

13.07.2019
3.322
A+
A-

Hakkında çok şey yazılan çizilen, üzerinde hala tartışmaların sürdüğü 15 Temmuz kanlı ihanet kalkışmasının 3. yılını idrak etmekteyiz.

15 Temmuz sonuçları itibariyle Cumhuriyet tarihimizin en önemli olaylarının başında yer almaktadır

15 Temmuz olayının önemi, sadece Türk Milletinin evlatlarına çevrilen tanklara, silahların namlulara, uçakların bombalarına karşı verilen mücadeleden ibaret değildir.

15 Temmuz’u benzersiz yapan hain ihanet kalkışmasına Türk Milletinin verdiği karşılıktır.

Tüm bunların ne anlama geldiğinin anlaşılması için Türkiye’de ve dünyada yaşanan kalkışmalar ve yarattığı sonuçlara bakmakta fayda var.

İster başarıyla neticelensin isterse teşebbüsten öteye geçmesin ihtilaller günümüzde gelişmiş batı toplumlarının dışında dünyanın dört bir tarafındaki ülkelerin ortak problemidir.

Yirminci yüzyıl ve sonrasında batı ülkelerinde halk iradesini ortadan kaldırmaya yönelik teşebbüslere rastlanmamaktadır.

Halbuki Amerika kıtasından Afrika’ya, Ortadoğu’dan Uzakdoğu’ya kanlı veya kansız kalkışmalar sıradan olaylardır.

Kendi ülkelerinde demokrasinin nimetlerinden alabildiğine faydalanan batı dünyanın geri kalanında yaşanan kalkışmalara destek vermekten geri durmamaktadır.

Türkiye de sıklıkla kalkışmalara sahne olan ülkelerden biridir.

Halkımızın arasında on yıllık dönemlerde ihtilal veya muhtıra gibi müdahalelere muhatap olunacağı kanaati yaygındır.

Ancak özellikle milliyetçi, muhafazakar ve mütedeyyin aydınlarımız halkın iradesine saygı göstermeyen müdahalelerden hep rahatsız olmuş, bu durumun önlenmesi için kafa yormuştur.

Rahmetli Özal, gelişmiş dünyaya entegrasyonu, yabancı sermayenin Türkiye’ye yatırım yapmasını, kalkışmaların önlenmesinde metot olarak benimsemiş devlet adamıydı.

Hatta onun “Türkiye’nin külliyetli dış borcu olduğunda ihtilallerin yapılması söz konusu olamaz” şeklindeki düşüncelerini paylaştığı bilinmektedir.

Özal’ın bu sözleri demokratik iklimi şart koşan yabancı sermayenin taleplerini dile getirmekten başka bir anlam taşımamaktadır.

Ülkemizde ihtilalleri sıradanlaştıran, halk nezdinde kısmen destek bulmasında neden, müdahaleler sonrasında hep aynı kesimlerin bundan istifade etmiş olmasıdır.

Belki bu yüzden olacaktır ki tarihimizin en kanlı kalkışması için bile hala bunun bir tiyatro olduğunu iddia edenler hiçte azımsanmayacak kadar çoktur.

15 Temmuz’un kontrollü bir kalkışma olduğunu, onun bizzat hükümet tarafından kurgulandığı söylemlerinde bulunanların siyasi kimliğine baktığımızda CHP, İyi Parti ve elbette Fetö mensuplarıyla sempatizanlarının olduğunu görürüz.

Bu konuda Kılıçdaroğlu’nun CNN Türk Televizyonunda Şirin Payzın’ın sorusu üzerine söyledikleri ortadadır.

CHP Grup Başkanvekilinin Anadolu Ajansına verdiği röportajda 15 Temmuz bal gibi darbeydi derken bile “Önlenebilirdi, sonuçlarından yararlanıldı.” demek suretiyle dolaylı kurgu imasında bulunduğunu görmekteyiz.

Üç yıl önce yaşananlar hafızalarımızda canlılığını korumaktadır. Milletin hafızasından da çıkmaması için mutlaka gerekenler yapılmaya devam edilmelidir. Benzer bir kalkışmanın yaşanmaması için insanımıza gerekli bilgiler verilmesi geleceğimiz açısından büyük önem arz etmektedir.

Ülkemizin bu gün yaşamak zorunda kaldığı tüm olaylar 15 Temmuzdan ne amaçlandığını anlamamızı kolaylaştırmıştır.

Kanlı ihanetin elebaşının hala ABD de bulunduğu ve onun himayesinde olduğu göz önüne alınacak olursa 15 Temmuz’un kimlerin istekleri doğrultusunda ortaya çıktığı daha iyi anlaşılacaktır.

Eğer bu ihanet hareketi başarıya ulaşmış olsa Suriye, Irak’ın bir bölümü üzerinde terör devletinin kuruluşu Türkiye’nin de bölünmesiyle gerçekleştirilmiş olacaktı.

Sonuçları bundan ibaret olmayacak Türkiye, Doğu Akdeniz ve Ege’deki haklarından fiilen vazgeçme durumunda kalacaktı.

Erdoğan ve Bahçeli önderliğinde asker ve sivil Türk Milletinin kahraman evlatlarının şanlı direnişiyle demokrasimiz ve devletimiz yepyeni bir döneme geçmiştir.

Bu kanlı ve melun darbe teşebbüsünden 251 şehit ve yüzlerce gazi pahasına hayır tecelli etmiş “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletin” olmuştur.

Neylerse Mevlam güzel eyler…

15 Temmuz’un yıl dönümünde tamamı silahsız, elinde bayrak yüreğinde iman, vatan, devlet, millet sevgisiyle tertemiz alnından vurularak cansız bedeni yerlere düşenleri, Gölbaşı Özel Harekat Merkezinde bombalarla şehit edilen polislerimizi, öleceğini bildiği halde haini alnından vurmak suretiyle ihanete en büyük darbeyi vuran Şehit Ast. Subay Ömer Halisdemir başta olmak üzere tüm sivil, asker, polis şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor gazilerimize sağlıklı ömürler diliyorum.

Ahmet Orhan

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.