DOLAR 5,7502
EURO 6,3905
ALTIN 272,8
BIST 108.659
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 13°C
Az Bulutlu

12 EYLÜL VE… ÜLKÜCÜ’NÜN “ANAYASAL” İNTİKAMI!..

12 EYLÜL VE… ÜLKÜCÜ’NÜN “ANAYASAL” İNTİKAMI!..
12.09.2019
3.402
A+
A-

Yıllarca “devlet yaptı” diye 12 Eylül’ün adaletini geçtik; ruhuyla ve felsefesiyle bile hesaplaşmadık.

Bütün dernekler kapanırken, gencecik çocuklar, tırpan yemiş gibi kırılırken, Anadolu çocukları bir sağdan bir soldan asılırken bazı gizli örgütlere meselâ Mason localarına neden hiç dokunulmadı?..

Bunu hiç sormadık.

Öyle ya…

Biz “sokağın” yaramaz çocuklarıydık!

Gün be gün, yavaş-yavaş, o psikolojiye sokulmuştuk.

Devlet ise kânun nizam sahibi “baba”ydı!..

Aşağı yukarı bin yıldır da buna inanıyorduk.

Herşeyden önemlisi 12 Eylül sabahı devletin dilinde, bir süredir sokakta kimsenin adını bile telaffuz etmediği “Atatürk” vardı.

Öyleyse “devlet” haklıydı!

40 fraksiyonlu bu “kanlı lig maçları” bizi, “fair play”den çıkarmış” olmalıydı.

İşte usta hakem pierluigi collina(!) gelmiş; hepimizi oyundan atıyordu!..

Kenan Evren konuşuyor, cümle alem susuyordu.

“Mehmetçik” üzerine şanlı tarihi kuşanmış dil bilmez bir robocop gibi sokak başlarını tutunca, bize, başımız önümüzde kulübeye gitmek düşüyordu!

İtiraz edeni “devlet baba” dövüyordu.

Bir türlü anlam vermediğimiz, o “C 5 kodlu” zülüm ve İşkence, aslında kardeş kanıyla yazılmış bir “dek durun” mesajıydı.

***

80’li ve 90’lı yılları, “Bozkurtlarını idam sehpasında, işkencelerde kaybeden, kendisi de 4,5 yıl hapis yatan Başbuğumuz bir şey demiyorsa bize de bir şey demek düşmez” suskunluğuyla geçirdik.

2000’lere de “iktidarda” girince “uğradığımız haksızlık ve çilenin davamızı kutlu bir istikbale doğru götürdüğüne” hükmettik.

Yine ses etmedik…

Aslına bakarsanız başka seçeneğimiz de yoktu.

Muhsin Başkan birşeyler denemiş, bazı şeyleri zorlamıştı.
Sonunda sistemden intikamını alamamıştı.
Ama sistem O’nu, karlı bir kış günü bizden almıştı.

Demek ki sadece konuşmak yetmiyordu.

Baş kaldırıp ayrılmak, bir işe yaramıyordu.
Bilâkis düşmanı sevindiriyordu.

Üstelik dur durak bilmeyen PKK terörü karşısında, “aman yıpranmasın” diye devletin “müdaafa cephesi”nde mevzilenmek yine bize düşüyordu.

Sonra AKP gailesi, Müslüman görünümlü Kürtçüler, FETÖ kumpasları… Derken yine devlet sevgisiyle 15 Temmuz’a kadar geldik.

Ancak biz 15 Temmuz’da ortaya çıkan darbe-devlet ilişkilerinden sonra artık bambaşka bir noktadaydık.

***

Memleketin en güzel, en yiğit, en fedakâr evlatlarına 70’lerde ve 12 Eylül’de bu kahpeliği, devlet yaptıysa neden yapmıştı?

Devlet yapmadıysa kim yapmıştı?..
Onlarca yıl bunu hiç düşünmemiştik.

Hesap peşine düşmemiş, “devlet” demiş geçmiş; sinsi sinsi istismar edilmiştik.

12 Eylül’de bizi mermiyle vuran da 30 yıl sonra kasetle, kumpasla vuran da devlet değildi.

Devletin içine çöreklenmiş, gizli ajandalı cuntalar ve çetelerdi.

Şimdi “hararet ve kararet”le iddia ediyorum ki…

Devlet Bey’in fırsatını bulduğu anda tesis ettiği yeni “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” ve temin ettiği “Cumhur İttifakı” hiç şüpheniz olmasın ki; 12 Eylül’de Ülkücülere yapılan zulmün, yüksek kalibreli bir silah ilan anayasa namlusuyla alınmış bir intikamıdır!..

Kenan Evren’i, Nurettin Soyer’i, Raci Tetik’i öldürmek zor değildi.
Allah onların canını, zaten “takvim marifetiyle” almıştır.

Esas ve kalıcı intikam, bu tür adamları ve arkalarındaki Masonik patronları, bir daha darbe yapamaz hale getirmek, onların devranını milli iradenin demokrasi zindanında boğmaktır.

Ellerindeki iktidar fırsat ve umutlarını geri almaktır.

Devlet Bey, son on yılda usta manevralarla, bir yandan da işte bunu yapmaktadır.

MHP, Moskoflardan sonra Masonlara ve Yankee’lere karşı kalıcı bir intikam savaşındadır.

MHP’nin başına gelenlerin, isyanın, bölünmenin, parçalanmanın temel sebebi budur.

MHP’nin aldığı tarihi pozisyon, Türk siyasetindeki renk kartelasının 12 Eylül ‘e, Nurettin Soyer’e, Raci Tetik’e ve “Bizim çocuklar kazandı” diyen Jimmy Carter’e en uzak noktasıdır.

Orası “kara”ysa burası “beyaz”dır.
Orası “ak”sa, burası “al”dır.

Soyerlerin picine oy, moral ve iktidar umudu veren, renk körleri, renksiz ve kokusuz ayrıksı otları varsın duymasın, görmesin, bilmesin, anlamasın!..

Devlet Bey, yıllardır yüreğimizi ince ince sızlatan o gencecik Bozkurtların, “kahpe düzenin yiğit çocukları”nın da intikamını almaktadır.

MHP’nin 12 Eylül’den 39 yıl sonra bulunduğu siyasî nokta, Ülkücü’nün bizatihî “12 Eylül’den intikamı”dır!..

Emeği geçenlerden Allah razı olsun.

12 Eylül şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize ve Taş Medreseli Ülkücü ağabeylerimize en derin hürmetlerimle…

Allah, Türke yâr olsun…
Ülkücü Hareket var olsun…

ŞÜKRÜ ALNIAÇIK

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.