DOLAR 5,6433
EURO 6,2567
ALTIN 271,8
BIST 95.286
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 28°C
Gök Gürültülü

100 yıl sonra Cumhuriyet’in boğazına yapıştılar

Türk ve dünya tarihinin yeniden yazıldığı Çanakkale zaferinin üzerinden tam bir asır geçti. Ne acıdır ki, Türk milleti 100 yıl sonra yine aynı tehditle, yine aynı tehlikeyle, yine aynı ihanetle ve yine aynı hücumla karşı karşıyadır. Çanakkale boğazını geçemeyenler, PKK’yla vücut bulmuşlar, BOP’lu yollarda AKP’yle işbirliği yapmışlar ve Türkiye Cumhuriyeti’nin boğazına bir defa daha yapışmışlardır. O zaman boğazı geçmek isteyenlerin hedefi Osmanlının kalbi olan İstanbul’a ulaşmaktı. Böylece Osmanlı’nın kalbi sökülecek ve sonu gelecek, Türk milleti yeryüzünden silinecek ve tarih başka türlü yazılacaktı. Bugünkülerin hedefi de Ankara’dır. Başta bölünmez bütünlük olmak üzere, Ankara’nın temsil ettiği bütün Cumhuriyet değerleridir, milli deflettir, üniter yapıdır. Hedef aynı, yöntem farklı. Türk milleti 100 sonra bir defa daha aynı bedeli ödemeyi göze almak, aynı direnci, aynı imanı, aynı fedakarlığı ortaya koymak zorundadır.

AKP’DEN CÜRET BULDULAR
Çanakkale’yi geçmeye uğraşanlar Osmanlı’nın perişan halinden cesaret bulmuşlardı. Koca İmparatorluk yanlışlarla, yetersizliklerle, ihanetlerle hasta düşmüştü. Ne acıdır ki, AKP iktidarıyla Türkiye’nin bugün içine düştüğü durum da budur. Türkiye Cumhuriyeti’nin boğazına yapışanlar da bu cüreti AKP’nin 13 yıllık varlığından, yaptıklarından ve yetersizliklerinden bulmuşlardır. AKP’nin 13 yıllık döneminin Türkiye’ye maliyetini MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli dün yaptığı basın toplantısında bir defa daha ortaya koydu. Tamamı haber sayfalarımızda yer alan konuşmanın bazı bölümlerini özetleyerek, 13 yıldır ülkeyi yönetenlerin Çanakkale zaferinden bir asır sonra ülkeyi ne hallere getirdiklerini ortaya koyalım:

ERDOĞAN KONUŞTU KUR UÇTU
Türkiye ekonomisi meçhul akıbetine doğru hızla sürüklenmektedir. Başkanlıktan başka gözü hiçbir şey görmeyen, kendi kariyer planlamasından başka hiçbir gündemi olmayan Erdoğan, Türkiye’ye döviz şoku yaşatmış, milletimizi fakirleştirmiş, ekonomiyi darboğaza itmiştir. Erdoğan konuştukça kur uçmuştur. Erdoğan şuursuzluğuna yenilerini ekledikçe dolar kanatlanmış, ihracat erimiş, ithalat pahalanmış, borçlar katlanmıştır. AKP’nin ekonomi politikaları vatandaşlarımızı perişan etmiştir.Erdoğan’ın kimin namına, kimin yararına, kimlerin çıkarına hizmet ettiği az çok belli olan dengesiz ve densiz açıklamaları Türkiye ekonomisini yoğun bakıma sokmuştur. Kazanan döviz lobisi, karlı çıkan para baronları, servetine servet ilave eden sıcak para tacirleri, karanlık çevrelerdir. Kazanan dolar milyarderi Erdoğan, cebini dolduran hırsız çetesidir. Kaybeden ise Türkiye’dir, yoksullaşan Türk milletidir.

SUÇLU KİM?
Dolardaki artışı tesadüfi bulan Davutoğlu da zırvalamayla meşguldür. Çelimsiz ve çeyrek Başbakan, siyasi ve ekonomik göstergeleri tersine çevirmek için muazzam bir Türkiye karşıtı kampanyanın varlığına dikkat çekmektedir. Madem Türkiye karşıtı kampanya var idiyse, Davutoğlu apar topar, üstelik ABD yönetimine bile haber vermeden Newyork’a niye gitmiştir? Her şey bir yana, Anayasa’nın askıda olduğu Türkiye’nin ekonomik toparlanması, umut vadetmesi akla da, mantığa da, bilime de aykırıdır. Sonunda her şey tatlıya bağlanacak idiyse, bu kadar karmaşaya, alt üst oluşa ve krize ne gerek vardır? Zarar-ziyan, feryat-figan eden milyonların vebalini kim taşıyacaktır? Suçlu kimdir, dolara dayanak olan, döviz lobisine uşaklık yapan kimlerdir? Erdoğan, bu sorularımıza eğip bükmeden cevap verecek yürekliliği gösterebilecek midir?

CUMHURBAŞKANI SORUNU
Türkiye Cumhuriyeti devletinin şirket gibi yönetilme hedefi aslında adı konmamış bir yıkımı, itiraf edilmemiş bir rejim değişikliği hazırlığını deşifre etmektedir. Erdoğan aziz şehitlerimizin mirasını, ecdat yadigarı bu kutlu vatanı paylara ayırıp kimler arasında bölüştürmeyi düşünmektedir? Ve kimin emellerine sözcülük etmekte, kimlere taşeronluk yapmaktadır? Türkiye’nin tarih, millet, toprak ve kültür varlığını; Kandil ve İmralı canisinin gözetim, denetim ve tembihiyle kurulan ihanet borsasında Türk düşmanlarına arz etme hevesi tarifi olmayan bir ahlaksızlıktır. Recep Tayyip Erdoğan eğer ille de şirket yönetmek istiyorsa, derhal ve hemen aile fertlerinin üzerine geçirdiği bol kazançlı bir şirketin başına geçmeli, ahlaken boş olan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı makamını hukuken de terk etmelidir. Cumhurbaşkanı ettiği yeminleri tamamen çiğnemiştir. Ve içinden geçtiğimiz şu zaman diliminde Türkiye’nin bir Cumhurbaşkanı sorunu doğmuştur. Artık Erdoğan Anayasa’ya taammüden karşı gelmekten, taşıdığı vazifenin saygınlığını yok etmekten, görevini kötüye kullanmaktan sorumlu ve suçludur.

TÜRKİYE BÖYLE GİDEMEZ
Maalesef MİT, sarayın örtülü operasyon aracı, kapalı devre çalışan, siyasi ayak oyunları kurgulayan basit ve mahzurlu bir hafiye teşkilatı haline getirilmiştir.
Esad’ın muhaberatı, Erdoğan’ın muhbirleriyle eşitlenmiştir. Türkiye’nin her kurumu, ikbal ve menfaat çeteleri tarafında soysuzlaştırılmıştır. Parti devletinin çatısı örülmektedir. Devlet hafızası 17-25 Aralığın zanlıları tarafından silinmekte, Türk milleti acıklı ve iç yaralayıcı günlere doğru savrulmaktadır.
Devlet hayatımızda görülmemiş kanunsuzluklar, örneğine çok nadir rastlanacak edepsizlik ve keyfilikler Erdoğan ve AKP eliyle olağanlaşmış, otomatiğe bağlanmıştır. Türkiye böyle gidemeyecektir. Türk milleti bu kahredici ülke manzarasına, yürek burkan çirkinliklere daha fazla sessiz kalamayacaktır.

HESABINI VERECEKLER
Diyarbakır’a gidince Kürt sorunu diyen, Balıkesir’i görünce bunu inkar eden Recep Tayyip Erdoğan’ın artık yalan makinesi, çark ustası, kıvırma uzmanı olduğu net olarak bellidir. PKK’yı silahlandırıp, moral ve militan takviyesi yaparak iğrenç pazarlık masalarına kurulanlar bunun hesabını iki cihanda da vereceklerdir. Türk milletine yönelik bitmek bilmeyen tarihi ihanet süreci; Erdoğan, Davutoğlu ve Öcalan’dan oluşan üç temsilcisiyle hiç olmadığı kadar sona yaklaşmıştır. Talihsizliktir ki, milli coğrafya, milli varlık, milletin bekası için duyulan kaygılar ve oluşan tehdit 1910’lu yılların sıkıntılarıylaörtüşmeye başlamıştır.

BİZİMLE YÜRÜ TÜRKİYE
Türkiye Erdoğan’ın tapulu ve kupon arazisi olmayıp, uğruna can vereceğimiz mukaddesatımızdır. Uyarıyorum, herkes ayağını denk alsın. Hiç kimse sabrımızı yanlışa yormasın. Bir kez daha diyorum, hainlere karşı “Bizimle Yürü Türkiye.”
Çözülmeye ve yıkıma karşı “Bizimle Yürü Türkiye.” Haksızlığa, adaletsizliğe, yolsuzluğa, yoksulluğa ve yasaklara karşı “Bizimle Yürü Türkiye.” 21 Mart 2015 Cumartesi Günü, partimizin 11. Olağan Büyük Kurultayı’na kalbi millet sevdasıyla çarpan, gönlü Türkiye aşkıyla yanan tüm vatandaşlarımı bir kez daha davet ediyorum. Nevruz’da Türkiye yeniden dirilecek, yeni günde Türk milleti ağırlıklarından mutlaka kurtulacaktır.
Çanakkale destanını yazan kahramanları, bu toprakları vatan yapan ve vatan olarak kalması için gözünü kırpmadan canlarını ortaya koyan yiğitlerimizi, bütün şehitlerimizi, gazilerimizi ve bu var olma mücadelesinde emeği olanları şükran, minnet ve rahmetle anıyoruz. Allah hepsinden razı olsun.
Orhan Karataş

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.