DOLAR 5,7164
EURO 6,3007
ALTIN 275,4
BIST 102.576
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Parçalı Bulutlu

10 yılın faturası

11.12.2012
90
A+
A-

Malûmunuz olduğu üzere 28 Şubat operasyonlarının hazırladığı alt yapı üzerinde filizlenen Adalet ve Kalkınma Partisi, iktidarının 10. Yılını kesintisiz olarak tamamladı. Bu süreç, muhakkak ki herkes tarafından farklı bir şekilde değerlendirilebilir. Herkes, kendi bulunduğu konuma ve geride kalan on yılın kendi adına getiri ve götürülerini göz önüne alarak yapar bu değerlendirmeyi. Ben de geride bıraktığımız 10 yıllık AKP iktidarını, farklı bir açıdan ülke olarak bugün geldiğimiz noktalar bakımından değerlendirmek istiyorum. Ancak bu değerlendirmeye girmeden önce bir hususu samimiyetle ifade etme gereği duyuyorum. Allah şahidimdir ki; oy vermemiş olmama rağmen, 3 Kasım 2002 seçimleri neticesinde tek parti dönemi hariç, hiçbir siyasi iktidara nasip olmamış bir çoğunlukla kurulan AKP hükümetinin başarılı olmasını, ülkemiz ve milletimiz hayrına bir şeyler yapmasını bütün kalbimle diledim. Zira, ancak çok güçlü bir siyasi iktidarın üstesinden gelebileceği kadar ciddi ve büyük problemlerle karşı karşıya idi Türkiye Cumhuriyeti Devleti. İşte o günlerden bugüne geçen on yıl içerisinde gelinen nokta ve AKP iktidarının on yıl içerisinde bu ülkeye ve bu millete ödettiği ağır fatura. Bugün artık, Devletimizin kuruluş felsefesi, millî devlet olma yapısı tartışmaya açılmıştır. Etnik ırkçılık ve ayrılıkçılık körüklenirken, Türk olmanın küçümsendiği bir sürece girilmiştir. Türkiye’yi temelden değiştirerek tanınmaz hale getirici Anayasa çalışmaları hız kazanmıştır. Türk kelimesi Anayasadan ve milletvekilliği yemininden çıkarılmaya çalışılmaktadır.Türkiye’de birlik ve beraberliği parçalayacak, Türkçe’nin yanında ikinci bir resmi dil çalışmalarından olan Türkçe–Kürtçe sözlük, Atatürk’ün kurduğu Türk Dil Kurumu’nda yazdırılmaktadır. İktidarın yanlış terör politikaları yüzünden, küreselleşme, demokratikleşme ve demokratik açılımlar adı altında etnik, dini ve kültürel ayrışma millî birlik ve bütünlüğü sarsacak boyutlara taşınmıştır. Habur’da yaşanan rezaletin ardından terör örgütü ile müzakereler, Oslo süreci ile birlikte artık açıktan sürdürülür hale gelmiştir. Bu müzakerelerin bir sonucu olarak ortaya çıkan “Anadilde savunma” yolu ile yargı dilinin Türkçe dışına açılması suretiyle milli egemenlik haklarımız gölgelenmiştir. Mahalli dilin seçmeli ders yapıldığı, cami hutbeleri dâhil kamusal alanlarda Türkçe’ ye ortak bir dil arandığı bir dönem yaşanmaktadır.Terörle mücadele konusunda kat ettiğimiz mesafeyi ise sanırım şu rakamlar çok net bir şekilde ortaya koyuyor. 2002 yılında şehit güvenlik görevlisi sayısı 7 iken, 2012 yılının ilk altı ayında şehit sayımız 117 ye ulaşmıştır. Aldatıcı ekonomik göstergelerle pembe tablolar sunulurken, bir türlü kapanamayan cari açık sıcak para girişi ile örtülerek çöküş gizlenmekte, ülke kaynakları özelleştirme adı altında adeta peşkeş çekilmektedir. Benzer örnekleri ardı ardına sıralayabilmek mümkün. İçeride bunları yaşarken, geride bıraktığımız on yıllık süreçte dış ilişkilerimizde ulaştığımız kaotik durumu ise tek kelimeyle izahı gayrı mümkün diye özetleyebiliriz.Türkiye’nin Balkanlar’da, Kafkaslar ve Ortadoğu’da siyasî ve kültürel etkinliğini azaltıcı, yok edici gaflet ve ihanetlerin sergilendiği bir tablo ortaya çıkmıştır son iki yılda. Çelişkilerle dolu bir dış politika, sıfır sorun yerine tehlikelerle dolu bir sorunlar silsilesini koymuştur Türkiye’nin önüne. Türkiye, Irak, Suriye ve İran’dan kopartılacak toprak parçalarıyla, küresel gücün kontrolünde kurdurulmak istenen gecekondu devlet için çalışmalar hızlandırılmıştır. Birileri bu gerçekleri yok saysa da, bazıları hızla sürüklendiğimiz tehlikeli boyutu görmezden gelse de maalesef son on yılda uygulanan politikaların bizi getirdiği nokta burasıdır.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.