10. BÜYÜK OLMAK MÜMKÜN MÜ?

10. BÜYÜK OLMAK MÜMKÜN MÜ?
03.01.2022
A+
A-

Elbette mümkündür.

Ancak bu günden yarına böyle bir sonuç beklemek tam anlamıyla ham hayaldir.

Dünya ticareti Korona–19 salgını döneminde büyük bir değişime uğramış durumdadır.

2020 yılı sonbaharına kadar süren yüzde yüz kapanma döneminde üretim, satış, nakliye dahil bütün alanlarda asgari düzeye çekilme söz konusu olmuştu.

Normale ancak aynı yılın sonbaharında kademeli olarak geçilmeye başlamıştı.

Bu nedenle birikmiş olan her türlü mal talebi, yeniden dünyada ekonomik hayatı hareketlendirirken çok büyük bir sıkışıklığı beraberinde getirmiş, tüm toplumları ve ülkeleri etkisi altına almıştı.

Özellikle Uzakdoğu mallarının talep sahiplerine ulaştırılması süreci, tedarik zincirinde büyük tıkanmalar yaratmıştır.

Taşımacılık unsurlarını oluşturan gemilerden Tırlara, uçaklardan trenlere kadar tüm araçların yanı sıra konteyner sayılarında ve dünyaya dağılımında problemler yaşanmıştır.

Taşımacılıkta birinci dereceden öneme sahip gemilerin Uzakdoğu limanlarında bulunması dünyanın geri kalanında malların taşınmasında sorunlar yaratmıştır.

Tüm bu problemlerin pratikte yarattığı en büyük olumsuzluk malların tedarik süreleri ve taşıma bedellerinde on kata kadar artışa neden olmuştur.

Tüketici fiyatlarında ciddi artışlara sebebiyet veren bu durum talep sahibi ülkeleri yeni çözümler aramaya yöneltmiştir.

Bu noktada ihtiyaçların, navlun bedellerinin daha az, tedarik sürelerinin ise daha kısa olduğu yakın ülkelerden karşılanması alternatifini öne çıkarmıştır.

Bu güne kadar rekabetçi Çin malları karşısında rekabet şansı az olan Türk ihraç ürünlerine olan özellikle Avrupa merkezli talepte ülkemiz avantajlı duruma gelmiştir.

2021 yılında yaşadığımız büyük ihracat artışının altında yatan birinci neden bu gerçektir.

Türkiye yakaladığı bu avantajı gelen talepleri karşılamada ortaya koyacağı başarılı bir üretimle taçlandırabilir, gelişmekte olan ülke ekonomisini bir üst lige taşıyabilirdi.

Yaşanan bu tarihi gelişmeyi ülkemiz lehine bir fırsat olarak gören Cumhurbaşkanı Erdoğan “Küresel yönetim ve ekonomi sisteminin köklerinden sarsıldığı, yeni bir düzenin doğuşunun sancılarının çekildiği bir dönemde Türkiye bu alt yapısıyla hedeflerine doğru kararlılıkla ilerlemektedir. Hedefimiz ülkemizi dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri haline getirerek küresel yönetim sisteminde daha etkin söz sahibi kılmaktır” sözleriyle harekete geçmiştir.

Başkan Erdoğan başbakan olarak, 2012 yılında ABD Ticaret Odasında yapılan yuvarlak masa toplantısında da ABD’li ve Türk işadamlarına hitaben yaptığı konuşmada “26’dan nasıl 17’ye geldiysek, şimdi de 17’den hedefimiz 2023’te ilk 10 içine girmektir, bunun adımlarını atıyoruz, bunun kararlılığı içerisindeyiz” demiştir.

Bu suretle dünyanın ilk on ekonomisinden biri olma hedefine ulaşma arzusunu on yıl önceden ortaya koymuştur.

Ancak ne var ki bu hedefe yaklaşmak bir yana paramızda görülen değer kaybı sonucunda Türkiye 2021 yılsonu itibariyle 21. ekonomi olurken, IMF öngörüsüne göre ise 2022 yılında 22.sıraya gerilemiş olacaktır.

Korona–19 salgını, ülkemize çok büyük bir mali külfet getirmiş olmasına rağmen “krizden fırsatlar da doğar” dedirtecek yepyeni bir şansıda beraberinde getirmiştir.

Ülkemize ihracatta patlama yaptırabilecek bu tarihi fırsat değerlendirilebilirse Türkiye ilk 10 ekonomi arasına girmek için hızlandırılmış bir yürüyüşü gerçekleştirebilecektir.

İlk onda olmak mümkün mü?

Elbette mümkündür.

Ancak bu günden yarına 2023 yılında böyle bir sonuca ulaşmak tam anlamıyla ham hayaldir.

Sayın Erdoğan Artvin Pirinkayalar Tüneli’nin açılışında yaptığı konuşmada,“Bugün Türkiye gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında hem en kapsamlı, hem en yeni hem de en modern kalkınma alt yapısına sahip devlet olarak öne çıkmaktadır. Küresel yönetim ve ekonomi sisteminin köklerinden sarsıldığı, yeni bir düzenin doğuşunun sancılarının çekildiği bir dönemde Türkiye bu alt yapısıyla hedeflerine doğru kararlılıkla ilerlemektedir. Hedefimiz ülkemizi dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri haline getirerek küresel yönetim sisteminde daha etkin söz sahibi kılmaktır” diyerek aynı hedefi dillendirmeye devam etmiştir.

Dünyanın onuncu ekonomisinin parasal karşılığına baktığımızda söz konusu değerin ülkemizin 2021 yılı itibariyle GSYİH’nın yaklaşık 3 katına tekabül etmektedir.

Gayri safi yurt içi hâsılanın söz konusu seviyeye ulaşmasının yakın bir zaman gerçekleşmesini beklemek son derece hayalî bir düşünce olduğu kesin olmakla birlikte orta vadede gerçekleşme ihtimal elbette mümkün olabilecektir.

Ülkemiz için 10. büyük olmak hedefi, çok çalışmak ve verimliliği temin ederek daha yakın hale gelebilir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son zamanlarda her fırsatta tekrar ettiği “yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla ülkeyi büyütme temelli bir ekonomi politikasına yöneldik” ifadesi çok yerinde tespitler içermektedir.

Bu sözler 10. büyük ekonomi olabilmenin şifrelerini bize vermektedir.

Türkiye’nin, ortaya çıkan talepleri ve daha fazlasını karşılamak, verimliliği arttırmak ve katma değeri yüksek ürünler üretebilmek için yeni yatırımlara ve kalifiye iş gücüne ciddi boyutta ihtiyacı vardır.

Yatırım için ise güven ve istikrar temel şarttır.

Yatırım için uzun süreli ve düşük maliyetli finansman da işin diğer boyutunu oluşturmaktadır.

Finansman ihtiyacının yabancı kaynaklardan uygun şartlarda yeterince karşılanmasının mümkün olmadığını geride bıraktığımız yıllar bize göstermiştir.

Bu noktada kendi kaynaklarımızı harekete geçirmenin temel unsuru ise, tasarruf sahiplerine güven vermektir.

Milletimizin ülkeye yönetenlere güvenmesinin temin edilmesi halinde milletimizin tasarruflarının 500 milyar dolar seviyesine bile ulaşması söz konusu olabilecektir.

Güven duygusunun yaygınlaşması, adaletin ve hakkaniyetin herkese eşit sağlanmasından geçmektedir.

Ayrıca istikrar ve güven için yöneticiler, halkımızla aynı kaderi paylaşmakta olduğunu sözler yerine bizzat yaşantısıyla ortaya koymak durumundadır.

Haksızlık yolsuzluk ve israfın olmadığına halkımız kanaat getirirse her şey farklı olabilecektir.

Bu şartların yerine getirilmesi, çalışkan milletimizin müteşebbislerinin sermayesi becerikli iş gücüyle birleşince hayallerin gerçeğe dönüşmesiyle büyükler arasına katılmak mukadderdir. 

Ahmet Orhan

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.