DOLAR 5,5773
EURO 6,1735
ALTIN 271,2
BIST 95.734
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 28°C
Parçalı Bulutlu

ÜLKENİN PARÇALANMASINA “EVET” DEMEK

151
A+
A-

Biz, PKK mecliste derken sanılıyor ki meclisteki PKK’lılar sadece BDP’lilerden ibaret. BDP içinde nihayet 20 tane, peki AKP içinde kaç tane BDP’li var, hiç düşündünüz mü? İmralı’dan, Kandilden talimatı sadece BDP’liler mi alıyor sanıyorsunuz?
Bakın çok basit bir şey söyleyeyim.
Adana Belediye Başkanı, çeşitli iddialar sebebiyle içişleri bakanı tarafından görevinden alındı, değil mi?
Demek ki, bir belediye başkanı iddialar üzerine bile görevden alınabiliyormuş.
Peki Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir, alenen ülkenin bölünmesini dillendirmiyor mu? Niye bunu da görevden almıyorlar?
Alamazlar, çünkü AKP içindeki BDP’liler izin vermez.
Alamazlar çünkü “BOP Eşbaşkanlığı” görev tanımları arasında “PKK ile mücadele” yok.
AKP iktidarı ile birlikte PKK ile mücadele devri bitti, müzakere dönemi başladı. Dünya âlem bunu biliyor ama bizim bazı ülküdaşlarımız(!) bilmiyor nedense?
Diyorlar ki, “bu iş yargının işi, hükümetin değil”
Yalan söylüyorlar. Belediye başkanları hakkında soruşturma açmak için İçişleri bakanının izni gereklidir. AKP’li içişleri bakanı “soruşturma” için bile izin vermiyor. Ayrıca, belediye başkanını görevden almak yargının değil içişleri bakanının görevidir.
Recep bey’e soruyorlar. “bu bölücüler neden hala koltuklarında oturuyorlar?”
“Onlar halkın oylarıyla seçildi, bir şey yapamayız?”
İşte böyle kol kanat geriyor Recep Bey PKK’ya.
Siz bugüne kadar AKP’nin tek bir PKK’lıyı görevden aldığını gördünüz mü?
Bizim bazı sivri zekalılar da “AKP anayasasına evet oyu verecekleri söylüyor.” 12 Eylül ile hesaplaşacaklarmış! Öküzlüğün bu kadarına da pes doğrusu. AKP aracılığıyla 12 Eylül hesaplaşması düşünmek, elin damatlığıyla gerdeğe girmekten farklı mı sanıyor bu sivri zekâlılar acaba?
AKP-PKK elbirliği ile ülkenin bölünmesine alt yapı hazırlıyor, ülke neredeyse elden çıkmak üzere. Bu beyler ise hala AKP’ye omuz veriyor.
Buradan açıkça söylüyorum. Her kim AKP anayasasına evet diyorsa, ülkenin bölünmesinin vebaline de ortak oluyor demektir.
Bir ülkücünün AKP üst yönetimi ile aynı camide namaz kılması bile caiz değildir, Onun hazırladığı anayasaya evet demek külliyen ihanettir.
Daha dün “12 Eylül öncesinde hiçbir Müslüman eline silah almadı” diyerek ülkücüleri kâfir ilan edenler, şimdi ne olduysa ülkücüleri manşet yapıyor, arkalarından ağlıyor. Bu bile bazı ülkücüleri uyandırmaya yetmiyorsa, sizin ülkücülüğünüz yerin dibine batsın.
Şehidimiz Pehlivanoğlu’nun mektubunu okutup ağlamış. Bu Recep Bey değil miydi daha dün ülkücüleri “kan emici, katil, terörist” ilan eden? Bizim öküzler de çok etkilenmiş Recep beyin ağlamasından! Öküzlüğün zirve hali diye buna derler herhalde.
Referandum meselesi artık Anayasa referandumu olmaktan çıkmıştır. 12 Eylül 2010’da ya AKP-AB-D-PKK işbirliği ile Türkiye Cumhuriyeti’nin lağvedilmesine EVET denilecek, ya da bu hainliğe HAYIR denilecek. Mesele bu kadar basittir.
***
BBP Genel Başkanı Yalçın Topçu, AKP anayasasına EVET oyu verecekleri açıklamış. Böylece BBP, Türk Milliyetçiliği ile arasındaki bağın son kırıntılarını da kopartmış oldu. Yalçın Topçu’nun zaten başta Melih Gökçek’e olmak üzere, her seçim öncesi AKP’ye omuz vermesi artık gelenek haline geldi. Muhsin Başkan’ın şahadeti sonrası tüm partiler o’nun anısına Sivas’ta seçime asılmazken AKP’nin var gücüyle Sivas Belediyesini almaya çalışması bile Topçu’daki AKP sevdasını bitirememiş anlaşılan.
Referandumda aslında anayasanın değil AKP’nin oylanacağı, bir yıl sonra yapılacak seçimler için bir önyoklama olduğu gerçeğini sokaktaki insan elbette bilemez. Fakat bir parti genel başkanının, hele hele Türk Milliyetçisi olduğunu iddia eden bir parti genel başkanının bunu bilmemesi onun vizyonsuzluğunu, şayet biliyor ama buna rağmen evet diyorsa da, onun ne kadar milliyetçilik cahili olduğunu göstermez mi?
Biliyorum şimdi bazı aklı evveller BBP hakkındaki bu yorumuma ileri geri cevap verecekler. Fakat bu yorum sadece benim değil BBP’de görev yapmış pek çok arkadaşımın ortak yorumudur.
Muhsin başkan sonrası BBP’nin kolaylıkla AKP’nin arka bahçesi yapılacağını söylediklerinde pek ihtimal vermemiştim ama doğruymuş.
BBP başkanı Yalçın Topçu referandum sonrasında, başarısını artık Tunceli’de dikilen Seyit Rıza heykeli önünde AKP’li kankalarıyla kutlar herhalde? Yanlarına, AKP anayasası mimarı İhsan Aslan, Dengir Fırat ve Mehmet Metiner biraderlerini de alıp “Çift bayrak” gölgesinde nutuklar irat etmesi “barış ve demokrasi” açısından faydalı olacaktır. Eğer AKP anayasası çoğunlukla evet oyu alırsa Yalçın Topçu Tunceli’ye ancak pasaportla gidebilecektir ama olsun Osman Baydemir “Barış ve Demokrasi” adına ona bir kıyak geçer herhalde, vize sorunu yaşamaması için.
***
Bazı ülküdaşlarımız(!), 12 Eylül darbesi sonrasında çektikleri çilelerden dem vurup AKP anayasasına EVET oyu vereceklerini söylüyorlar.
Biz o çileleri vatan bölünmesin, ezan susmasın, bayrak inmesin diye çekmedik mi?
Biz o çileleri dağlarımızdan taşlarımızdan “Ne mutlu Türküm diyene” ifadesinin silinmemesi için çekmedik mi?
Çektiğimiz o çileleri şimdi, dağlarımızdan taşlarımızdan “Ne mutlu Türküm diyene” ifadesini silen AKP yararına neden kullanıyorsunuz?
12 Eylül öncesinde komünistlerin yapmaya çalıştığı ile bugün AKP’nin yapmaya çalıştığının arasında ne fark var?
AKP ile PKK arasında zihniyet açısından ne fark var?
Birisi vuruyor, öteki kuruyor, yalan mı?
“Türk yok, Türkiyeli var” diyen, “Ne Mutlu Türküm diyene” ifadesinden en az PKK kadar rahatsız olan Recep bey ve avanesine koltuk değneği olmak ülkücüye yakışır mı?
Habur, AKP-PKK işbirliğinin bir provası değil miydi, ne çabuk unuttunuz?
Siz hiç ülkücülükten nasiplenmediniz mi ey eski ülküdaşlarım?

***

ABD’deki Vatikan evliyası fetva vermiş.
“Anayasaya Evet demek ibadettir.”
Aslında doğru söylemiş ama eksik söylemiş. Ben tamamlayayım.
“Anayasaya Evet demek (Vatikana) ibadettir. Sevabını da (Vatikan Papazı) bizzat not etmektedir.”
Madem, Irak’ta katledilen birbuçuk milyon Müslüman hakkında tek kelime etmeyip “Tel Aviv’e (İsrail’e) düşen her bomba yüreğimi parçalıyor” diye ağıtlar yakan hoca efendi bu fetvayı verebiliyor, o zaman alın size benden de bir fetva.
“AKP Anayasasına Evet demek ülkemizin bölünmesine Evet demektir. Türk ülkesinin bölünmesine Evet diyenlerin günahlarını da ben not ediyorum.”
***

Adam alenen “BOP eşbaşkanıyım, bu görevi yapıyorum” diyor, bazı ülküdaşlarım(!) da bu adama omuz veriyor.

Ben de, bunlar ülkücü değil, olsa olsa öküzdür deyince kızıyorlar.
Mevlana ne demiş! “Testiği koy pınarın yanına, bin yıl dolası değil.”

O günleri bilen bilir. Cezaevini Yusufiye, Taşmedrese yapıp kendini pişerek çıkan da oldu, hidayete(!) erip Humeynici, Abduhcu çıkan da oldu. Hatta aramızdan 12 Eylül zulmü sebebiyle devlete isyan edip “sola, liberalizme yelken açanlar” bile oldu. O yüzden kimin ne kadar çile çektiği, ancak ülkücülüğünü muhafaza edenler için kıymetlidir. Ülkücü camiaya tavsiyem “öyle her sakallıyı hacı” sanmamalarıdır.

“Türk yok Türkiyeli var” diyenlere omuz vermenin neresi ülkücülüktür, onu da okuyucunun takdirine bırakıyorum.
Ben onlara kısaca “öküz” diyorum. Hangi kağnıya koşarsan onu çekiyorlar. Arpayı önüne koyan da sırtlarına biniyor.
Haksız mıyım ey okuyucu? {jcomments on}

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.