DOLAR 5,6701
EURO 6,1886
ALTIN 274,2
BIST 101.940
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 25°C
Hafif Sağanak

Ülkücü sorumluluk, Ülkücü ahlak ile anlamlıdır…

29.03.2011
141
A+
A-

Düşünelim, düşman dört bir yandan saldırıyor ve siz de cephede bir nefersiniz.

O sırada, komutanın “gömleği ütüsüz, düğmesi kopuk, paltosu tozlu” diyerek düşmana kurşun sıkmayı bırakıp namluyu komutana çevirir misiniz?

Ben Mansur Yavaş’ın mektup meselesinin geldiği noktayı böyle değerlendiriyorum.

Zamanlaması ve yandaş medyada meseleyi uzata uzata sünger haline getirmesinden başka bir sonuç çıkaramıyorum.

Biz ülkücülerin, inanın düşmana ihtiyacı yok. Ne zaman işler bir düzene girse, ne zaman bir toparlanma emareleri göstersek, ne zaman bir seçim atmosferine girsek, bir yerlerden bir fitne baş göstermekte, bütün enerjimizi alıp götürmektedir.

Şu anda, seçimlerde MHP’yi nasıl başarılı kılarız, ülkeyi felakete sürükleyen AKP’nin nasıl sandığa gömülmesini sağlarız… Konularına harcamamız gereken enerjimizi maalesef yine lüzumsuz bir şekilde, hiçbir faydası olmayan bir mektup tartışmasına harcamaktayız.

Mektubun içeriği ile ilgili konulara girmeyeceğim. O konularla ilgili “kayıkçı kavgaları” alabildiğine devam etmekte ve düşmanın elini güçlendirecek şekilde sürmektedir zaten.

Sadece şu, “MYK’da tartışma olmadan karar alınıyor” şikâyetine değineceğim.

Gerçekten de birçok konu “istişare edilmeden” karara bağlanılıyor sanırım.

Mesela Sayın Mansur Yavaş’ın MYK üyeliği, bir MYK istişaresi sonucu değildi.

Mesela Mansur Yavaş’ın Beypazarı Belediye Başkanlığı için önerdiği isim bir istişare sonucu değildi. Sayın Yavaş, demek ki bazen “İstişareye” gerek kalmadan da bazı kararlar alınabiliyormuş, değil mi?

Elbette ben, bu iki konuyu eleştirecek durumda değilim. Fakat “İstişare” konusunda şikâyetçi olan birinin, bu iki durumda da tepki göstermesini beklerdim. Eğer o zaman da böyle bir tepki koysa idi, şimdiki tepkisinin “samimi” olduğunu düşünebilirdim.

Ayrıca “MHP’nin CHP’lileştiği” konusu, AKP’nin yıllardır oluşturmaya çalıştığı alçakça bir algıdan başka bir şey değildir. Mansur Yavaş gibi, harekette belli bir noktaya gelmiş birisinin bu güdümlü algının etkisinde kalması çok yadırganacak bir durumdur.

CHP’nin genel sekreterine Kültür gibi önemli bir bakanlığı teslim eden, Zafer Üskül gibi ateist ve sosyalist birine Anayasa yapma görevi veren, Ahmet Kaya, Şivan Perver gibi bölücü uzantılarına sürekli sahip çıkan, Türk Milliyetçilerine “katil, ırkçı” diyen AKP, CHP’lileşmedi de, ülkenin dört bir yanını sarmış yangını söndürmek için bütün gücüyle çalışan MHP mi CHP’lileşti Sayın Mansur Yavaş?

Sayın Yavaş;

Her ülkücü gibi ben de ülkücü sorumluluk gereği zaman zaman endişelerimi, çözüm önerilerimi bir rapor halinde Sayın Genel Başkanımıza arz etmekteyim. Fakat aynı zamanda ülkücü ahlakın bir gereği olarak da, rapor değerlendirmeye alınsın veya alınmasın, orada kalmaktadır. Zaten ülkücü sorumluluk ve ahlak, sadece muhatabının bilmesi gereken konuların, kamuoyuna açıklanarak bir statü elde etmeye cevaz vermez. Bunu en iyi sizin bilmeniz gerekmez mi?

Ne yani, endişelerinizi Rasim Ozan Kütahyalı mı giderecek de, siz bu türlerin programlarına katılıp meseleyi açıklamaya çalışıyorsunuz? Madem “mektubu içeriden biri sızdırdı, ben de yayınlamak zorunda kaldım” diyorsunuz, o zaman bir yazılı açıklama daha yapıp konuyu orada neden bırakmıyorsunuz? Uzatılan her mikrofona konuyla alakalı açıklamalar yapmak, “içinizdeki endişelere” çözüm mü oluyor yoksa “fitnenin yaygınlaşmasına” hizmet mi ediyor, bunu kestiremiyor musunuz Sayın Yavaş?

Bu dakikadan itibaren artık, mektubun içeriği değil, fitnenin yayılması için sizi ön plana çıkartmaya çalışacaklarını ve sizinle MHP’yi vurmaya uğraşacaklarını kestiremiyor musunuz? Biliyorsunuz 12 Eylül referandum öncesi bütün kanallarda baş gösteren “Ülkücü aşkı” 13 Eylül sabahı bıçak gibi kesilmiş, bunlar kullanılmış kâğıt mendil gibi kenara atılmıştı.

Bu sefer de malum medya’da “Mansur Yavaş aşkı” başladı.

Sizin yandaş medyaya her çıkışınız, malum cenahın ellerini ovuşturmasına, fitnenin büyümesine sebep olmaktadır, umarım farkındasınızdır.

Sizin bu saatten sonra ülkücü hareketin hayrına yapacağınız en doğru davranış, yandaş medyadan uzak durmak ve “endişelerinizin muhatabı” ile mümkün ise görüşmenizdir.

Ülkücü sorumluluk, ülkücü ahlak ile ancak bir anlam ifade eder. Bunlardan birisi ihmal edilirse kazanan hareket olmaz.

Ben sizin “endişelerinizi” muhatabına dile getirmenizdeki niyetinizin samimi olduğuna inanmak istiyorum. Fakat TV’lere her çıkışınız, yandaş medyaya her demeciniz, içeriği ne olursa olsun, ülkücü hareket içerisinde fitnenin yaygınlaşmasına vesile olacaktır.

35 yıldır içinde bulunduğunuzu söylediğiniz Ülkücü Harekete şu anda yapabileceğiniz tek hizmet, yandaş medyadan uzak durmanız ve var gücünüzle MHP’nin seçimlerden galip gelmesi için çalışacağınızı açıklamanızdır.

Bu fitne, her ne sebeple olursa olsun, sizin mektubunuz üzerine başladı ve bu fitneyi bitirecek de yine sizsiniz.

Başta da dediğim gibi, “35 yıldır hareket içerisinde belli noktalara ulaşmış birinin bile” fitne kaynağı olduğunun farkına varamaması, bizim haricen düşmana ihtiyacımızın olmadığını gösteriyor.

Ülkücülerin umutlarıyla kimse oynamasın, yeter artık!

ETİKETLER: , , , , , , , , , ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.