Asikurtlar©

Zumhuriyetin kuruluşu

Zumhuriyetin kuruluşu
29 Mart 2016 - 11:32 'de eklendi ve 4094 kez görüntülendi.

Sahne 1

(Büyük Başkan (efsane başkan) danışmanlarıyla istişare halindedir…)

Birinci danışman: Sayın başkan, devlet adamları ülkede dengeyi bulmakla görevlidir.

İkinci danışman: Efendim, oysa herkes dengeyi bozmakla meşgul…

Birinci danışman: (ayağa kalkar) Sayın başkan, terör ulusal güvenliği tehdit ediyor.

İkinci danışman: Türkiye’nin varlığı tehdit ediliyor. Gel de çık işin içinden.

Birinci danışman: En önemlisi efendim, sizin varlığınız.

Üçüncü danışman: Efendim, meclis işleri daha da kötüye götürmek için harıl harıl çalışıyor.

Büyük başkan: (masaya yumruğunu vurur) Kısa kesin, ne yapmalıyız…

Birinci danışman: Böyle günlerde efendim, ölüleri diriltmeliyiz.

Başkan: Nasıl?

İkinci danışman: Abdülhamiti mezarından kaldırmalıyız.

Birinci danışman: Fatih’i Kanuni’yi diriltmeliyiz efendim…

Maymunlar korosu: (ince cıyıltılı sesle) Ceddin dede ceddin baba…(nakarat)

Hırsızlar korosu: Ceddin deden…

Seyirci korosu: ceddin deden…

(Üçüncü danışman, başkanın kulağına fısıltıyla: ) Efendim, siz zahmet etmeyin, siz sadece başınızla işaret edin, meclis aradan çekilsin, ayağa kalkınız ve başınızla ‘gidin’ işareti veriniz, danışmanlar kafa ütülüyor, salondan uzaklaşsınlar, lütfen başkanım, başınızla çıkın deyin.)

Başkan: (başıyla gidin işareti.)(beceremez, bir daha yapar…)

Üçüncü danışman: işte bu kadar başkanım, şimdi cumhuriyeti tatile göndermenin zamanı, demokrasiye de kısa bir hava değişikliği verelim.

Başkan: Tatile de başımla mı göndereyim?

İkinci danışman: Hangi mübarek organınız müsaitse efendim…

Üçüncü danışman: Hayır efendim, şimdi ayağa kalkıp son noktayı koyacak milli nutkunuzu çekmelisiniz, ey cumhuriyet .iktirol git! Demelisin.

(Başkan ayağa kalkar, nutuk çeker, ancak sesi yorgundur ve çok çatallaşır ve çok ince bir ses çıkar): Ey Cumhuriyet .iktirol git, yeter artık, .mına kodun.

(Büyük başkanın sesi titrer ve Cumhuriyet’i ‘zumhuriyet’ diye telaffuz eder…)

Maymunlar korosu: Zumhur zumhur zumhuriyet zumhur zumhur zumhuriyet.

Seyirci korosu: Zumhur zumhur zumhuriyet…

Hırsızlar korosu: Zumhur zumhur zumhuriyet.

(Zumhuriyet telaffuzu başkanın hoşuna gider, kendi kendine, buldum sonunda, der gibi, parmağını şıklatır ve durmaksızın). Zumhuriyet Zumhuriyet.

(Büyük başkan bir hışımla masadan fırlayarak, koruma polisini çağırır) : Cafeeeer! Cafeeer!

(Cafer koşarak sahneye girer) : Emredin başkanım.

Büyük başkan: Cafer, senin ufaklık var, cin gibi çocuk, akşam google’a girin, şu zumhuriyet ne anlama geliyor, bizden önce zumhuriyeti icad eden var mı, çok yönlü araştırılsın.

Cafer: baş üstüne efendim, efendim, özür dilerim, zumhuriyet ne içindi…

Büyük başkan: Cumhuriyet’in yerine zumhuriyeti ilan edeceğiz, bakalım bizden önce akıl eden var mı?

(Cafer koşarak çıkar…)

Üçüncü danışman: Efendim, Cafer’e ihtiyaç yoktu, ben de lafı buraya getirecektim efendim, ben zumhuriyetin ne olduğunu biliyorum?

Büyük başkan: Google’a iyice baktın mı?

Üçüncü danışman: Baktım efendim, bu cumhuriyeti kuran enayi efendim, bu cumhuriyeti yazan adam, çok kızacaksanız ama sigara içiyordu efendim.

Büyük başkan: Enayi olmasaydı cumhuriyet gibi belayı başka kim yazabilirdi.

Üçüncü danışman: Affınıza sığınarak söylüyorum cumhuriyeti yazan adam içki de içiyormuş efendim.

Büyük başkan: (bağırarak) İyice baktın mı google’a?

Üçüncü danışman: Baktım efendim, cumhuriyeti yazan adam kafayı yemiş bir deli, bütün servetini bağışlamış…

Büyük başkan: (sırıtarak) Herhalde bu enayi soğan ekmek yemedi, herhalde sırtı çıplak yalın ayak yürümedi, iyice bakmalı…

Üçüncü danışman: Ben de lafı buraya getirecektim efendim, bu enayinin bir faytonu varmış, yaylı faytona bindiğinde…

(Sahnenin solunda, karaltılar içinde bir adam faytona biner…)

Üçüncü danışman: Efendim faytonun yayları eski, yaylar zumluyor efendim.

Maymunlar korosu. Zum zum zum zum zum

Hırsızlar korosu: Zum zum zum zum zum

Seyirci korosu: Zum zum zum zum zum

Üçüncü danışman: Zumhuriyet efendim, işte bu yayların sesinden çıktı…

Başkan: Bu mu lan zumhuriyet, .iktir git(danışmanı tekmeleyerek kovar).

(Tam o sırada Cafer sahneye telaşla girer, yanında Dandik Başkan (küçük başkan) ve elinde kağıtlar.)

Cafer: Başkanım, google’u taradım, zumhuriyeti buldum efendim…

Büyük başkan: Neymiş?

Cafer: Başkanım zumhuriyet, sargı bezleriyle sarılmış insanlara verilen ad.

Dandik başkan: Doğru diyor efendim, siz zahmet etmeyin, biz araştırdık.

Büyük başkan: Yani iyileşme tedavi bakım anlamı taşıyor, bu fena değil.

Cafer: Evet efendim, aynı zamanda, zumhuriyet Mısır’da mumyalara verilen ad.

Başkan: Nasıl?

Dandik başkan: Efendim, Mısır’da gemi kazanlarında yakacak odun bulunmaz, bu mumyaları gemi kazanına atarlar, kazancıbaşı, her seferinde bağırırmış: Getir bir zumhuriyet.

(Sahnenin solunda, mumyalar getirilir, ateşe törenle atılırken ‘zumhur zumhur zumhuriyet’ denilip kazana atılır, sonra diğeri. Kazana mumyaları atanlar aralarında konuşur, ‘bu rahmetlinin adı neydi?’, diğeri: ‘laiklik’. Bir başka mumyayı atarlar, bu rahmetlinin adı neydi: ‘garibanın adı hukukmuş’…

Maymunlar korosu: Zumhur zumhur zumhur…

Hırsızlar korosu: Zumhur zumhur zumhur…

Seyirci korosu: Zumhur zumhur zumhur…

Büyük başkan: Evet, gemi, ateş, seyir, seyahat, oldu, biz de bir yola çıktık, Allah yar ve yardımcımız olsun…

Dandik başkan:: Efendim, bir anlamı daha var?

Büyük başkan: Nasıl?

Cafer: Efendim, google’a baktım, eski İtalya’da soprana yetiştirmek için genç çocukların hayalarını keserlermiş. Ve çocukların sesleri ince kalırmış. Habeş savaşında Habeşliler İtalyan esirleri öldürelim mi takas mı yapalım derler, sonunda, Habeşliler İtalyan askerlerin hayalarını kesip hepsini soprana yapıp öyle gönderir…

(Sahnenin solunda, Habeş yerlileri İtalyan askerlerin hayalarını keser…Hayaları kesilen askerler opera kıvamında ince seslerle, zumhur zumhur zumhur diye bağırır.)

Hırsızlar korosu: Zumhur zumhur zumhur…

Maymunlar korosu. Zumhur zumhur zumhur…

Seyirci korosu: Zumhur zumhur zumhur…

Büyük başkan: Bu halkın sesi, yeni Türkiye’ye yeni sesler lazım, bu zumhuriyet güzel olacak…

Hırsızlar korosu: alkışzum alkışzum alkışzum

Maymunlar korusu: alkışzum alkışzum alkışzum

Seyirci korosu. Alkışzum alkışzum alkışzum

(Bir koruma sahneye telaşla girer)

Koruma: Büyük efendim Rus orduları sınırımızdan girmiş.

Büyük Başkan: Ruslar’a gününü göstereceğim, ey Putiiiiin… Benimle uğraşmaktan vazgeç… Senin kabadayılığın bana sökmez…

(Büyük başkan, koruması Cafer’e ve Dandik Başkan’a) : Ben Moskova sefer hazırlıklarına başlıyorum, siz burada kalın, Zumhuriyet’i iyice araştırın, dönüşte, hep birlikte Zumhuriyet’i ilan edeceğiz…) (Büyük başkan çıkar).

(Cafer, Dandik Başkan’a döner): Affınıza sığınarak başkanım, efendimin yanında söyleyemedim, google’da bir anlamı daha var zumhuriyetin. İki köpek efendim şey ederken şişip kalır ayıramazlar, ne yapsan ayıramazsın, kalkıp veterinere götürürler efendim, veteriner köpekleri ayırmak için efendim, arkadaki köpeğin ötüne şişe sokar, işte bu şişeye verilen ad efendim: Zumhuriyet!

Dandik Başkan: Aferin Cafer, bu zumhuriyet zaten bir yere girecek, buradan başlayalım, fena değil.

Dandik Başkan(Not defterini çıkarır): Dur Cafer, hepsini tek tek yazayım, efendimiz gelince, unutmayalım.

Maymunlar korosu: zum zum unutma zum zum unutma

Hırsızlar korosu: zum zum unutma zum zum unutma

Seyirci korosu. Zum zum unutma zum zum unutma

Cafer: Efendim, google’a baktık, zumhuriyetin bir anlamı daha var, hani şu eski ayaklı antika şipşak fotoğraf makineleri var ya, her sokakta olurdu, efendim, fotoğrafçı kafasını körükten soktuğunda…

(Sahnenin solunda körüklü fotoğraf makinesi kurulur, vesikalık çektiren müşteri ciddiyetle poz verir, fotoğrafçı kafasını körüğe sokunca, vesikalık çektiren dilini çıkartır, nah anlamında el kol işareti yapar… Fotoğrafçı ne oluyor diye kafasını çıkartır müşteri şakasını bırakıp tekrar ciddileşir, bu böyle gider…)

Cafer: İşte efendim, yapılan bu şakalar sonucu ortaya çıkan şakacı ahlaksız resimlere eskiden zumhuriyet denirmiş…

Dandik başkan: (Notlarını alır.) Not defteri doldu Cafer, defter getirin şurdan!

Cafer: Zumhuriyetimize defterler notlar yetişmiyor efendim.

Dandik başkan: Zumhuriyet çok bereketli Cafer, derya deniz…

Cafer: Efendim google’a baktım, 18. yüzyılda ucuz operetler olurmuş, ahlaksız fahişeler oynarmış, seyirci sahnede görüp beğendiği kadın sanatçıya hemen kulise koşarmış, kuliste sanatçıyla birlikte olurmuş, işte bu işin yapıldığı kulis odalarına eskiden ‘zumhuriyet odası’ denirmiş.

(Sahnenin solunda operet sanatçısı ve seyircinin üstüne çullanması canlandırılır…)

Cafer: Ancak efendim, sanatçı sahnedeki komik şarkısına kulis odasında devam edermiş, işte bu düzüşme anında söylenen şarkılara tiyatro argosunda ‘zumhuriyet’ denirmiş. Hatta efendim, zumhuriyet ilahileri adlı bir kitap yayınlandı…

Hırsızlar korusu: Zumhur zumhur zumhuriyet

Maymunlar korosu:(daha inceden ilahi tarzında söyler) Zumhuuuuuuur zumhuuuuuuuur zumhuuuuuuriyet….

Seyirci korosu. Zumhur zumhur zumhuriyet

Dandik başkan: Çok iyi araştırma yapmışsın Cafer, ilahisiz dinsiz duasız zumhuriyet olmaz… (Dandik başkan aşka gelir, birden gazel çeker): Zumhuuuuuuuuuriyet!

Cafer: Varol başkanım, sizin gibi dinini kitabını bilen bir devlet adamı, iftihar ediyor insan…

Dandik başkan: (gırtlağını temizler) Zuuuuuuuuuumhuuuuuuriyeeeeeeet!

Cafer: Efendim, google’da bir anlamı daha var, eskiden kraliyet tiyatrolarında opera dürbünüyle seyrederlermiş, işte o opera dürbünü bir gün kontesin .ötüne girmiş, o gün bugün kontese giren dürbüne batılılar ‘zumhuriyet’ adını vermiş, efendim kontes çok hoş hanımmış ve çok tedarikliymiş, ne zaman berbat sıkıcı bir tiyatroya gidilse, o dürbünün girdiği locaya gidilirmiş, kontesin oturduğu o locaya da ‘zumhuriyet locası’ denirmiş.

(Sahnenin solunda kraliyet tiyatrosunun locası kurulur, kontes önde, dürbün arkada… şaraplar kaldırılır, şen kahkahalar, kontes: bu zumhuriyet’e bayılıyorum, çok eğlenceli…)

Maymunlar korosu: zumhur zumhur zumhuriyet

Hırsızlar korosu: zumhur zumhur zumhuriyet

Seyirci korosu: zumhur zumhur zumhuriyet.

Cafer: Dandik başkanım, zumhuriyetin bir anlamı daha var, eskiden tımarhanelerde delileri iyileştirmek için müzikaller oynanırmış, hepsi çırılçıplak, mallar ortada, (solda sahne kurulur çırılçıplak deliler müzikale başlar) Efendim bu müzikallerin en meşhuru ‘sıfırla müzikaliymiş.’. Deliler fosur fosur osurur sıfırlarmış. Ancak efendim, deliler götlerine sabun köpüğü sürermiş, sufur sufur edince baloncuklar havada uçuşurmuş. İşte bu baloncuklara ‘zumhuriyet’ denirmiş, efendim.

Maymunlar korosu: sufur sufur zumhuriyet

Hırsızlar korosu: Fosur fosur zumhuriyet

Seyirci korosu: Yusuf Yusuf zumhuriyet…

Dandik Başkan: Çok iyi araştırmışsın Cafer.

Cafer: efendim bu google sihirli değnek, bakın efendim, başka ne anlamı var… Eskiden saraylı zarif hanımlar, (sahnenin soluna saraylı kadın kralın karşısına gelir.)kralın karşısında zerafetten kemiklerini inceltir inceltir kırılır kırıtır, işte efendim bu aşırı zerafete ‘zumhuriyet’ denirmiş…

Maymunlar korosu: kıh kıh kıh zumhuriyet

Hırsızlar korosu: Hah hih hah zumhuriyet

Seyirci korosu. Hih hih hih zumhuriyet

Cafer: Efendim İran’da bir anlamı daha var, ki bizim zumhuriyete çok yakın, malum efendim, İran’da kısa nikah muta var, (sahnenin solunda bir kumaş tüccarı ve müşterisi kapalı kadın gelir) işte bu kısa nikahın bir ölçek daha kısası var, dükkancı kadını beğenirse orada hemen muta senedi yapılır, ancak bu daha kısası için kadınlar ‘kupon’ kullanır, (sahnenin solunda kadın uzunca bir kupon şeridinden bir kupon kesip tüccara verir.) işte bu kupon nikaha efendim İranlılar ‘zumhuriyet’ dermiş.

Maymunlar korosu: zartzart pesenk zum zum

Hırsızlar korosu: zurt zurt şikest zum zum

Seyirci korosu: hu hu zum zum zumhuriyet

Dandik başkan: İranlılar’ı bu işe sokmasak mı Cafer?

Cafer: Efendim ben İran zumhuriyetini anlatayım da sokup sokmamak size kalmış.

Dandik başkan: (elinde not defteri) Büyük başkan gelmeden hepsini incelemeli test etmeliyiz Cafer, başka?

Cafer: Efendim, bu google bir cennet, eski günlerde Hacivat Karagöz perdesine sansür gelmeye başlamış, bir çok sahneyi kesmek zorunda kalmışlar, o kesilen sahnelere seyirci çok sinirlenirmiş, işte o sansür yerlerine eşek koymaya başlamışlar, eşek anırmaya başlayınca, bu eşeğin anırmasına seyirciler ‘zumhuriyet’ yine başladı, derlermiş.

Maymunlar korosu: aiaiai zumhuriyet

Hırsızlar korosu: aiaiaiai zumhuriyet

Seyirci korosu: aiaiaiaiai zumhuriyet

Dandik Başkan: Peki Cafer, google’da Cumhuriyet’e baktın mı?

Cafer: Aman efendim ne diyorsun ağzından çıkanı yel alsın, büyük başkan bu sözlerini duymasın sonumuz olur.

Dandik Başkan: Biz yine bakalım Cafer.

Cafer: Baktım büyük başkan, cumhuriyetin karşısında tek bir madde var: iki ayyaş yazıyor.

Maymunlar korosu: ay ay yaş yaş zumhuriyet

Hırsızlar korosu: ay ay yaş yaş zumhuriyet

Seyirci korosu: ay ay yaş yaş zumhuriyet…

Dandik Başkan: Kaynakların çok sağlam mı Cafer.

Cafer: Çok sağlam dandik başkan hepsi derin tarih liberal pezevenk korosu. Efendim, bu koroya hayranım, detektif gibiler, cumhuriyet’i yatakta zumhuriyetle yakalamışlar, hatta efendim, zumhuriyeti yüzyıllar öncesinden.

Dandik Başkan. Zumhuriyet’i bizden önce mi keşfetmişler?

Cafer: Hayır başkan, İzlanda’yı ilk keşfeden İslam ordularıymış, İzlanda’nın ilk ismi Zumhuriyetmiş. Sonra zumhurlan zumhurlan olmuş iziland…

Dandik Başkan: Başka Cafer?

Cafer: Efendim, Zumhuriyetin yeni bir anlamı, Balyoz’da içeri atılan generallerin ranzalarına zumhuriyet deniyormuş. sonra bir anlamı daha var, kanserden ölen intihar eden komutanları gönderdikleri mezarlığın adı da zumhuriyetmiş. Ama asıl zumhuriyet, (sahnenin soluna eski ilkel zeytin pres makinesi getirilir, generaller prese yatırılır.) Zeytin presleyen makinelere zumhuriyet denirmiş efendim. Efendim hava deniz kara komutanlıkları medyada ekranlarda sabaha kadar sıkıp zumhuriyetin bokunu çıkarmışlar…

Maymunlar korosu: fış fış fış zumhuriyet

Hırsızlar korosu: fış fış fış zumhuriyet

Seyirci korosu: fış fış fış zumhuriyet.

Cafer: Efendim, bu manası sizin de hoşunuza gidecek, zumhuriyet asıl, bir evliyamızdan gelir, zumhuriyet dede denirmiş, ermiş dede köpekleri tekkesine alır edep dersleri verirlermiş, sonra o köpekleri kapıya bağlarmış. (Sahnenin solunda köpekler kapıya bağlanır, kapı gıcırtılıdır…Garç gurç sesleri.) tekkenin kapısına kim gelse köpekler kapıyı çeker, işte bu kapının zorlanmasından çıkan seslere, zumhuriyet denirmiş.

Maymunlar korosu: zort zort zumhuriyet

Hırsızlar korosu: zart zart zumhuriyet

Seyirci korosu: zırt zırt zumhuriyet…

Dandik Başkan: Bugünkü çalışmamız çok verimli gidiyor Cafer, büyük başkan gelmeden zumhuriyeti bulup büyük sürpriz yapacağız.

Cafer: Efendim, asıl zumhuriyet şuymuş. Eskiden çok namlı bir imparatorluk varmış, toprakları geniş sarayları büyükmüş, bir gün bu imparatorluk yanmış bitmiş kül olmuş. O saraydan sadece bir kasa kalmış. kasayı açmak için çok uğraşmışlar. Kasayı Anadolu’daki uçurumlardan atmışlar açılmamış, kasayı tutup Amerika’ya götürmüşler, Amerika’daki uçurumlardan atmışlar, kasayı açamamışlar. (Sahnenin soluna bir kasa getirilir ve baltalarla kasa kırılmaya çalışılır…) İşte efendim o açılmayan kasanın adına zumhuriyet denirmiş.

Maymunlar korosu: zangır zangır zumhuriyet

Hırsızlar korosu: zangur zungur zumhuriyet

Seyirci korosu: zangur zungur zumhuriyet…

Cafer: Efendim, google’un anlattığına göre, Tanzanya’da gecenin kararmasına zumhuriyet denirmiş. Orda gece denmezmiş efendim. Gün bitince ‘kapılar kapandı’ anlamına gelirmiş. Gece demekmiş, gece, zumhuriyette göz gözü görmezmiş, isteyen istediğini düzermiş yermiş çalarmış, zumhuriyet bir gece ülkesi, özgürlük cennetiymiş.

Dandik Başkan: Ruslar ne diyor zumhuriyet’e?

Cafer: Efendim Rusya’da zumhuriyet bir gofrete deniyormuş, ancak ayıların yediği bir gofret, (sahnenin soluna ayı gelir, gofret yemeye başlar, ayının ağzını şapırdatma sesi…) Böyle ayı gofreti ağzına koyunca çıtırtısı bütün ormanı tutarmış.

Maymunlar korosu: şapur şupur zumhuriyet

Hırsızlar korosu: şupur şupur zumhuriyet

Seyirci korosu. Şupur şupur zumhuriyet…

Dandik Başkan: Ortaasyalı atalarımıza baktın mı Cafer. Onlar ne düşünüyor Zumhuriyet hakkında.

Cafer: Efendim zumhuriyete Yakutistan halk meclisinde rastladım. Başkan onaylayan onaylamayan diye sorunca çok soğuk olduğu için vekiller ellerini havaya kaldıramıyormuş, işte vekillerin buz tutan kolları yüzünden sadece meclis başkanı yanında mangal yakılırmış kolları sıcak tutulurmuş ve sadece mecliste o elini kaldırırmış, (sahnenin solunda buz tutmuş Yakutlar, kollarını kaldıramaz zangırtı zungurtu buz kırılması sesleri…) işte kolların buz tutmasına Yakutistan’da zumhuriyet denirmiş efendim.

Maymunlar korosu: zangır zangır zumhuriyet

Hırsızlar korosu: zungur zungur zumhuriyet

Seyirci korosu. Zungur zungur zumhuriyet…

Dandik Başkan: İslam alemi arap dostlarımız ne diyor zumhuriyete Cafer, asıl burası önemli.

Cafer: Efendim, çöl bedevileri çekirge kızartıp yermiş, (sahnenin soluna bedeviler gelir. havada uçuşan özgür kelebekleri tutup yakalayıp ağızlarına atarlar… bu oyuncular aralarında istediklerini konuşabilirler…) İşte efendim bu çekirgeler arasında pirinç içinde taş gibi kelebekler de karışırmış, gacur gucur gacur gucur bu kelebekleri yerlermiş…

Maymunlar korosu: gacur gucur zumhuriyet

Hırsızlar korosu: gacur gucur zumhuriyet

Seyirci korosu: gacur gucur zumhuriyet…

Dandik başkan: Bütün dünyaya sorduk ama ev ahalisine halkımıza çoluk çocuğumuza sormayı unuttuk, Cafer!

Cafer: Efendim, bakmaz olur muyum, eskiden tahta pencereli evlerde pencerenin tahtası şişermiş, bu yüzden cam pencere hiç açılmazmış, işte şişip açılmayan bu pencerelere halkımız zumhuriyet penceresi dermiş.Bir de efendim, Anadolu’da zumhurun gelini derler, zumhurun gelini şöyle derlermiş efendim, evde darlanan sıkılan gelin, çamaşır makinesine çaydanlık tencere atıp çamaşır makinesini çalıştırır, bütün mahalleyi sesiyle ayağa kaldırırmış, bu gelinlere efendim ‘zumhuriyet gelini’ derler.

Bir de efendim, Slav ülkelerinde bir deyim var, tavanarasına atılıp yıllarca hiç yüzüne bakılmayan (sahnenin solunda tavanarası eşyaları konulur ve eşyalar kendi aralarında konuşmaya başlar, eski dikiş makinesi, buradan çıkarsam büyük başkanı dikeceğim, eski oyuncak, benimle en son oynadığında bana tecavüz etmişti… böyle konuşmalar.) eşyalar geceleri genleşerek esneyerek konuşmaya başlarmış, eşyalar hortlarmış, işte bu eşyalara zumhurlar denirmiş…

Maymunlar korosu: hort hort zumhuriyet

Hırsızlar korosu: hort hort zumhuriyet

Seyirci korosu. Hort hort zumhuriyet.

Cafer: Efendim, bir de ayıptır söylemesi, gizli tutalım büyük başkanımıza söylemeyelim, cehennem zebanilerinin osuruğuna zumhuriyet denirmiş. Bir de efendim, eskiler kendini aydınlatmayan muma zumhur mumu derlermiş ve bu mum bari işe yarasın diye ahırın kapısını bu mumla yağlarlarmış, o eski ahır kapılarına bu yüzden zumhuriyet denirmiş. Bir de efendim, eskiden kapı çalarmış ama kapı açılınca kimse çıkmazmış, kapıda kimseyi göremediğin zaman, evin hanımı şöyle dermiş, ‘ne o yine mi zumhur geldi’ diye söylenirmiş.

Bir de efendim, Fildişi sahillerinde, deniz kızlarını yiyen timsahlar varmış (sahnenin solunda timsahlar deniz kızlarını haşin gaddar şekilde yalar yutar…) işte bu timsahlara efendim, zumhur timsahları denirmiş…

Maymunlar korosu: ham ham zumhuriyet

Hırsızlar korosu: gark gurt zumhuriyet

Seyirci korosu. Ham hum zumhuriyet.

Dandik Başkan: Bulduğumuz bu zumhurlar hep bir şeyler yiyor Cafer.

Cafer: Efendim, bütün zumhurlar böyle değil. Bakın, google’da ne yazıyor, eskiden büyülü taraklara zumhurun tarağı denirmiş. Bu tarakla mezarlara girilip ölülerin saçlarını tararlar ve o ölü dirilirmiş. Eskiden mezarından diriltilen krallar hepsi mezarında zumhur tarağı sayesinde. (Sahnenin solunda zombi ölülerin saçları taranır, saçları taranan zombiler ayağa kalkar…) Efendim, camii önlerinde eskiden beri hacılar hocalar bu zumhur taraklarını satarmış, bugün meclisimizde medyamızda hep bu taraklar satılıyor…

Maymunlar korosu: zum zum zumhuriyet

Hırsızlar korosu: zum zum zumhuriyet

Seyirci korosu: zum zum zumhuriyet

Cafer: Bir de efendim, eskiden her yere yürüme gidilirmiş, yolcular yolun başında yorulur dizleri çökermiş, işte o sırada bir zumhur yağı varmış, zumhur yağını dizlerine sürersen yorgunluğunu alırsın.Bakın efendim google’da yazıyor. Eski derebeylerin ağaların beylerin kamçı izlerine zumhur denirmiş.Bir de efendim, şu hikayeye bakın, eskiden halk çok çaresiz hiçbir umut kalmayınca, halk sokaklarda ayaklanır ‘kalkın ey ahali zumhura gidiyoruz’ derlermiş, zumhur neresi denildiğinde, kimse zumhurun neresi olduğunu bilmezmiş, ama hikaye işte, umut kalmayınca gidilen yere zumhur denirmiş.

Sahne 2

Dandik Başkan: Cafer çok yoruldum, (dışarı doğru bağırır): Cemaaaaaal!. Cemal yeni danışmanım, çok düşük zekalı biri, kimsenin gülmediği skeçler yazarmış, her yerden kovulmuş, şimdi büyük başkanın emriyle saraya aldık onu, şaşıracaksın Cafer, yeni danışmanın adı: Zumhur! (dandik başkan yine bağırır: Zumhuuuuuuur!)

(Zumhur gelir. Dandik Başkan, not defterini Cafer’e verir…) Cafer, siz zumhuriyet yolunda çalışmaya devam edin, ben büyük başkana göz kulak olayım…

Zumhur: (Cafer’e elini uzatır): Ben dalkavuk zumhur!

Cafer: Memnun oldum.

Zumhur: neyi çalışıyorsunuz burada?

Cafer: Zumhuriyet kurulacak, zumhuriyet nedir araştırıyoruz, istiyoruz ki, herkesin gönlünü edecek bir zumhuriyet bulmalıyız, zabahtan beri zaramadık zer zalmadı, Zafrikalarazorta Asyalara kadar uzadık, zumhur nedir, işin içinden zıkamıyoruz.

Zumhur: (İşaret parmağını havaya kaldırır) Zumhur benim parmağım…(spot ışıkları bir müddet Zumhur’un parmağını hale içine alır.)

Cafer: (şaşkınlıkla) Nasıl?

Zumhur: Şöyle (parmağını yalar) bu parmağını yalayınca ‘zumhur’ oluyor…

Cafer: Kendi parmağını… yalayınca…. Anlamadım…ne oluyor?

Zumhur: Her yaladığımda ve her yalattığımda bir kese altın alıyorum.

Cafer: (Zumhur’un parmağını yalamak için hamle yapar). Dur bir yalayayım…

Zumhur: Yok yok, bu parmağın zumhur olabilmesi için kralın .ötüne girip çıkması lazım.

Cafer: (kendi işaret parmağına bakar) Ben kendi parmağımı. (sokma hamlesi yapar)

Zumhur: hayır senin parmağı sokarsak zumhur olmaz, zumhur olabilmesi için dalkavuğun parmağını sokmak lazım.

Cafer: Bu parmak aziz mi?

Zumhur: Ona tarih karar verecek bu parmak çok içli, memleketin bozulmuş dengelerini bu parmakla…

Cafer: (alayla) Daha uygun bir şey soksak, rulo gibi, plastik bir şey, (sahnenin solunda kralın etrafında toplanmış halk kralın .ötüne parmak sokup yalamaya çalışır…)

Maymunlar korosu: zum zum zumhuriyet

Hırsızlar korosu: zum zum zumhuriyet

Seyirci korosu: zum zum zumhuriyet.

Zumhur: Öyle bedavaya parmak yalatmak yok. Ben bu parmakla kapıya çıkıyorum millet önümde kuyruk oluyor, herkesi azıcık azıcık yalatıyorum.Öyle izdiham oluyor ki bazen kendi parmağımı kendim yalamaya bile fırsat bulamıyorum.

Cafer. (Hayranlıkla donup kalır): O parmağa sahip olabilmek için hangi google’a baktın hangi üniversiteleri okudun…

Zumhur: Efendime inanıp iman ettim ve efendimin .ötümün dibinden ayrılmadım, eşsiz büyülü bir parmak sahibi oldum.

Cafer: (Caferin gözleri parmağa daha yakından inceler, şaşkınlıkla) Bu parmak başka bir şey, kasları var bunun, bu çok spor yapmış çok şnav çekmiş…

Zumhur: Hayır çok dua etmiş çok sabretmiş inançlı biri o…

Cafer: Yüksek evliya sınıfından aristokrat, (parmağa yaklaşır) Obama’nın hayır hayır Bıden’in uzun suratına benziyor, bu parmak değil Angelica, bir sanatçı…

Zumhur: (sahnede bir balerin gibi etrafında döner.) Evet, kontrbas çalan bir müzisyenden ders aldım. Çok kıvrak bir parmağım olduğu söylenir. Şimdi şöyle, lir dersleri aldım, çelik telleri çekip çekip parmağımı biledim, ama asıl, melodiye kulak vereceksin, zor meslek, bakın parmağım sayesinde sarayın tek kemancısı tek viyolacısı tek çellocusu benim. (balerin gibi sahnede döner sıçrar) bütün dünyayı parmaklarımla oynatıyorum…

Cafer: (acıyarak) Çello çok sürter kardeş, yıpranmasın o mübarek parmağın!

Zumhur: Haklısın kardeş, cilaya yağlanmaya ihtiyacı var…

Cafer: Nasıl kral hazretleri müziğe eşlik edebiliyor mu?

Zumhur: Çok başarılı, doğuştan yetenek, zamanında gizli bir cemaatten çello ustalarının marifetli parmaklarından dersler almış, çok hoplamış çoook…(sahnede hoplayarak döner.)

Cafer: (hayranlıkla) Ah sesini kayda alsaydınız, zumhuriyetin sesi bu… Şöyle bir tarif etseniz o anı. Yani siz çello eşliğinde parmak atıyorsunuz.

Zumhur: Unutma Cafer, biz dalkavuğuz .öte parmak yaşarız.

Cafer: (ezilerek büzülerek) Ben de bu fakir kulunuz naçizane kralın korumasıyım.

Zumhur: Nasıl koruma bu bir .ötü koruyamadın…

Cafer: (ağlar…) hü hü hü bir .ötü koruyamadım…

Zumhur: Ağlama zayıf ezik adam, hala ağzınız titriyor, (parmağını şıklatır)(sahnede döner) parmaklar konuşacak, titreşen ellerle şarkıya eşlik edeceksin.

Cafer: (yüksek sesle ağlar…) oğğğ oğğğğğ….

Zumhur: lütfen rica edeceğim bas sesiyle ağlama, tiz sesiyle ağlayacaksın, devletin en sır odasına bu höngür sesiyle mi gireceksin, (parmağını kıvraklaştırır) tiz tiz diyorum, ince daha ince, yoksa vatan hainliğinden içeri tıkılırsın. Sus bakiyim, devlet işlerinde duygusallığa yer yok.

(Zumhur parmağını dans ederek bir tavırla havaya ve öne seyirciye doğru kaldırır, koroya eşlik eder)

Seyirci korosu: tiz tiz zumhuriyet

Maymunlar korosu: tiz tiz zumhuriyet

(Sahnenin solundan oyuncular Zumhur’un parmağını yalamak için Zumhur’a doğru hücuma geçerler…)

Hırsızlar korosu: tiz tiz zumhuriyet…

(Zumhur izdiham altında ezilirken): Ah yapma Yargıtay başkanım, ah meclis başkanım rica edeceğim, ah vekilim, ah sayın müteahhitim, ahh yapmayın, parmağımı kıracaksınız, ah güzel sunucum, ahh liberal yazarım lütfen, parmağım kırılacak…

Maymunlar korosu hırsızlar korosu seyirciler korosu: Zum zum zum zumhuriyet zum zum zum zumhuriyet.

PERDE İNER

Nihat Genç

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER