SON DAKİKA
istanbul bayan escort escort mersin

Kahpeliğin Böylesi!

KÖŞE YAZILARI

Zulûmler Unutulur Mu Hiç! Biz Unutmadık…

Bu haber 14 Kasım 2012 - 16:28 'de eklendi ve 49 kez görüntülendi.

Ayşegül Büşra ÇALIK

Ahıska Türkleri… 14 Kasım 1944 gecesi evlerinden toplandılar… Belki iki, belki dört saat içinde kamyonlara doldurulup, demiryoluna götürüldüler… 100-120 bin civarında Ahıska Türk’ü hayvan ve yük vagonlarına bindirilip, yüreklerden de hafızalardan da silinmeyecek bir yolculuğa çıkarıldı… Bir buçuk aylık bir zulûm yolculuğu… Tuvalet yok, su yok… Dışarısı -15 ya da -20 derece… Kadın, çocuk, genç, yaşlı demeden açlıkla, soğukla, hastalıkla, ölümle mücadele ettiler… Tren kapıları günde bir defa açılıyordu… Hastalıktan, soğuktan, açlıktan ölenler vardı… Bazı kadınlar o sefalette doğum bile yaptı…

Bir Ahıskalı’nın sözlerini hatırlarım…

‘Biri öldü mü, trenden atıverirlerdi… Mecalimiz de kalmamıştı ama en azından gömmemize izin verin, bir yerlerde bari mezarları olsun derdik… Yerini bilelim isterdik… Ona bile müsaade etmezlerdi. Ölülerimizi saklardık, belli etmemeye çalışırdık… 15 gün boyunca hasırlara sararak sakladığımız ölülerimiz vardı…Tuvalet olmadığından, ihtiyacımızı vagonda giderirdik… Kadınlarımız en çok bundan utanırdı…’

14 Kasım 1944’te böyle yürek yakan bir yolculuk başladı… Fakat unutulmayacak o yolculuğun öncesi vardı… Esasen bu sürgün, çok daha önce planlanmış bir zulmûn son aşamasıydı…

İkinci Dünya Savaşı yıllarında Stalin’in ‘tehlikeli halklar’ olarak gördüğü Ahıska Türkleri, 1944 Kasımında Orta Asya’ya sürüldü ve Sovyetlerin son yıllarına kadar bu bölgede hayatlarını sürdürdüler. Kafkasya toprakları, özellikle 19.yüzyıldan itibaren Rus yayılmacılığına maruz kalmıştır. Buradaki esas maksat bu topraklar üzerindeki potansiyel Türk birliğine engel olmaktır. 1921’de Ahıska, Sovyetler Birliği’ne bağlanmış ve aslında zulmûn hukuki, siyasi, sosyal ve fiziki halini o dönemlerden itibaren yaşamaya başlamışlardır. Sovyet yönetimi, o dönemde Asetin, Acarlar ve Abhazlara cumhuriyet kurma hakkı tanımış ancak Ahıska Türklerini yok saymıştır. Özellikle 1921-27 yılları arasında, Ahıska Türkleri’nin ileri gelenleri ve 1930’lu yıllar itibariyle de binlerce aydın ve din adamı ‘Pantürkist’ suçlamasıyla hapishanelere atılmış ve bu insanlardan haber alınamamıştır. Yok etme çabaları bunlarla sınırlı kalmamış, Stalin’in de desteğiyle Ahıska Türkleri’nin çok büyük bir bölümünün soyadları Gürcüceye çevrilmiştir. 1940’lara kadar askere alınmayan Ahıska Türkleri’nin bir kısmı, bu yıldan sonra Alman cephesine sevkedilmiş, yakınları ise demiryolu inşaatında çalıştırılmıştır. 1944’te binlerce Ahıska Türkü, demiryolu yapımında ağır şartlar sebebiyle hayatını kaybetmiştir. Yani siyasi, sosyal ve fiziki her türlü zulûm ve asimilasyon çabası verilmiş, Türk kimliğinden koparmak için her türlü insanlık dışı yol denenmiştir.

47 yıl boyunca Ahıska Türkleri’nin neden sürgün edildiği gizlendi… 47 yıl boyunca öne sürülen sakil bahaneler, 1991 yılında sürgünle alakalı belgelerin mühim bir bölümünün yayınlanmasıyla açıklık kazandı. SSCB’nin Halk İçişleri Komiseri Gürcü asıllı Lavrentiy Beriya’nın Stalin’e gönderdiği mektubun muhtevası bile gerçekten ve ciddiyetten uzak olup, maksatlı bir niyete meşruiyet kazandırmak için kaleme alınmış sakil bahanelerden oluşuyordu. O mektupta şunlar yazılıydı: ‘’Gürcistan’ın Türkiye sınırlı bölgelerinde oturan Türk nüfusun önemli bir kısmı yıllardır Türkiye tarafındaki akrabalarıyla temas etmek suretiyle muhaceret eğilimi içerisinde olup, kaçakçılık yapmakta, Türk istihbarat organları için casus angaje etme kaynağı oluşturmakta ve eşkıyaya insan gücü temin etmektedir’ diyerek Ahıska Türkleri’nin Orta Asya’ya sürgün edilmesi teklif ediliyordu.

Bu mektuptaki bahaneler 1944’te başlatılan sürgünün ‘aklanma’ delili sayılıyordu. Bu tekliften bir hafta sonra Ahıska Türkleri’ni ‘tehlikeli halklar’ olarak gören Stalin tarafından imzalanan Devlet Savunma Komitesi Kararıyla sürgün başladı. Bu sürgün Stalin’in Karadeniz kıyılarını Türklerden temizleme operasyonunun bir parçasıydı… Sonrası ise malum… Belki 15 sene, belki de çok daha öncesinde planlanan yok etme, asimile etme planlarının son fotoğrafı olarak 14 Kasım 1944 tarihi hafızalara ‘sürgün’ olarak kazındı… Türkler içinse bir sürgünden çok daha fazlasıydı…

Sürgün edildikleri yerlerde bile toplu olarak yaşamalarına izin verilmeyen Ahıska Türkleri’nin unutulmayacak çilesi… Ne onlar, ne biz unuturuz o kara tarihi…

Kurşuna dizilen aydınları unutmadık…

O vagonlarda her türlü zulmû yaşatan, ölüme terk ettikleri insanlara bir mezarı bile çok gören o zalimleri unutmadık…

Sibiryaya sürülen binlercesini unutmadık…

Her türlü zulme karşı yılmadan direnip, Türklüğünü de imanını da koruyan o Türkleri unutmadık…

Bu uğurda mücadele eden, direnen, zalimle canı pahasına çarpışan aziz şehitlerimizi unutmadık…

Bir filmde diyordu ya hani, ‘uyursanız ölürsünüz’ diye… Biz, ‘unutursak ölürüz’ saydık…

Ayşegül Büşra Çalık celikaysegul@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.