Asikurtlar©

ZOR YILLAR VE BAHÇELİ…

ZOR YILLAR VE BAHÇELİ…
26 Aralık 2015 - 17:57 'de eklendi ve 4059 kez görüntülendi.

Gerçek acı olsa da onu bilmek lazım…
Türkiye sadece bugün değil, zor yılları dününde de yaşamıştı…
Ekonomik, Sosyal ve siyasal birçok mesele yaşandı…
60-70-80 Darbeleri, demokrasiyi askıya alan kesitler de yaşandı…
Bu süreçte en büyük sıkıntıları ülkücü hareket yaşamıştı…
***
Dünümüzde tahrip edilen “demokrasi ve kardeşlik hukuku” bu günümüzün önemli komplikasyonlarına sebep olmadı mı?
Dün yaşanan zor yıllar, bugün çözümü süre alacak daha zor meseleler yarattı.
Şimdi de “terör virüsü”…
“Hendek siyaseti”…
“Ekonomik abluka”…
Ve “algı mühendisliği” denen hormonlu kandırmaca yaşanıyor…
Meselelerin özü değil hormonlu efektleri zihinlere sokuluyor…
Mesele çaresiz değil ama zaman alacak gibi gözüküyor.
***
Bu sebeple;
Ne, neden, niçin? Soruları önemli hale gelmiştir.
***
Birçok sebep sonuç söylenebilir ama…
“Tarih tekerrürden ibaret” diyerek kolaycılığı seçeriz.
Ancak tekrar edenin tarih değil, hatalar olduğu gerçeğinden hep kaçarız.
Dün yapılan hataların acısını bugün “tekerrür” olarak yorumlamak ne kadar doğru?
Tekerrür denen algı olsa olsa, Dün yapılan hataların bu günkü bakiyesi olmaz mı?
***
90’lı yıllara dönelim!
60-70-80’li yılarda ara verilen demokrasinin yarattığı bocalama yaşandı.
Üretim ekonomisinin terk edilmesi dışa bağımlı bir ekonomik sistem yaratmıştı.
Sorun sadece yönetmek değil, ülkenin jeopolitik konumu da etken…
Uzatmayalım;
Esas zor oyun 90’lı yıllarda oynandı ülkede.
Ekonomik ve kışkırtma eksenli birçok plan gördü bu ülke…
İran, Ermenistan, Suriye, Yunanistan, Bulgaristan gerek Rusya’nın gerek ABD/İngiltere’nin gerek Almanya’nın, gerekse İsrail’in sahne aldığı birçok ayrıntı var. Bazen tetikçiliğe bazen tahrikçiliğe soyunan iç odaklar vardı/var…
Terörün azdırılmasının birçok sebebi vardı/var…
İki kutuplu dünya çatırdarken yıkıntıların altında Türkiye’nin kalması için çok uğraşıldı.
Türkiye’nin milli ve milliyetçi dinamikleri bu oyunu gördüler…
Elbette başaramadılar ama…
O dönemlerde yayılan “terör virüsü” henüz aktif tutulmak isteniyor…
***
O dönemde de zor yıllara direnen önemli aktörler hedef seçiliyordu…
O zamanlar Ülkücü hareketin başında Başbuğ Türkeş vardı.
Tavizsiz bir başkanlık, tavizsiz bir muhalefet yürütürdü.
Zaten Lider/Teşkilat/doktrin üçlemesinin temelini oluşturduğu bir siyasi partide kurucu liderin otoritesi tartışılmaz saygıda kusur edilmezdi.
Milli ve Milliyetçi düşüncenin siyasi iz düşümü olan MHP’yi “kitlesellik” gibi bir maskeyle eksen kayması yaşatmak isteyenler şimdi olduğu gibi o dönemde de vardı…
***
Netice de, Ayrılıklar oldu…
***
Özetle;
Başbuğ’un vefatı ile (rahmet dilerim) Bahçeli artık hareketin lideriydi…
Yıl 1999…
Nihayet milliyetçi hareket Lider BAHÇELİ ile iktidar ortağı olmuştu…
Bahçeli önemli bir iş başarmıştı…
Ekonomik…
Demokratik…
Sosyal iyileşmeler o dönemde olmuştu…
Zor yıllar geride kalmış Kanlı terör sıfır noktasına gelmişti.
Kanlı örgüt elebaşı hapse atılmıştı…
Birçok yandaş rahatsız olmuştu tabi…
***
Haliyle…
Milliyetçi çizgide dik duran iktidar ortağı MHP ve bu duruştan taviz vermeyen Bahçeli etrafında çukurlar açılmaya başlandı…
Çatlak sesler başladı…
Amaçları yenidünya düzeni içindeki yeni planlara karşı duran MHP’yi zor duruma düşürmekti…
1999 depremi ile ülkede yaşanan felaketin henüz yaraları sarılırken ortaya çıkan fırsatçılar birçok hamle yaptı.
MHP’ye yapılan hamleler sonuçsuz kalınca yılların bakiyesi olan ekonomik yetersizlik kullanıldı.
Bir gecede yaşanan sıcak para çıkışı o dönemde iktidara karşı yapılan en sert ekonomik hamleydi…
***
Bu zor süreçte dahi “önce ülkem ve milletim” diyen Bahçeli zor bir karar aldı.
Sebeplerin yarattığı sonuç olan erken genel seçime gidildi…
Bu meseleyi bugün bile diline dolayan fırsatçılar sonuçtan sebep uydurma yanlışlığına düşme gafleti içindedirler…
Günümüze bakınca fırsatçılık o günlerden miras sanki…
***
7 Haziran’dan sonra başlayan MHP ve Bahçeli’ye yapılan atakların elbette benzer sebepleri var.
Dün olduğu gibi bugün de MHP ye yapılan asimetrik ataklar elbette sebepsiz değil…
Bu sebep nedir?
Bunun sebebi tıpkı dün olduğu gibi bugün de MHP’nin dik ve kararlı duruşunda delik açmak olabilir!..
Belki de BAHÇELİ’nin milliyetçilik davasının dik duruşundan taviz vermeyen kararlılığıdır.
Mesele 90’lı yıllarda taviz vermeden “önce ülkem ve milletim” ilkesi ile millet giden Bahçeli’nin yeniden güçlenmesini hazmedemeyen zihniyetin kurgusu değil ise nedir?
MHP ve Liderini hayır’cı diye yaftalamak sureti ile bir bardak suda fırtına yaratacağını düşünen mantık dün vardı, bugün de var…
Asıl amaç MHP’siz bir meclis hayalidir…
***
Mikro meseleleri bir kenara bırakırsak…
Türkiye önemli bir süreçten geçiyor…
Karanlık emellerin önünde engel görülen ülkücülerin arasına nifak sokulmak istenmesi tesadüf olabilir mi?
Ülkücü kardeşliğini elbette kimse bozamaz…
Bu şüphesiz…
Ülkücü irade bu oyunu bozacak olgunluğa elbet sahiptir…
Böyle bir süreçte MHP içine uzanan elleri görmemek bence “körlüğün en kötüsü nankörlüktür” olur…
***
Böyle bir iklimde milliyetçilik davasının siyasi izdüşümü olan MHP ve Liderinin hedef alınması iyi düşünülmelidir…
Dava adamı olmak ile “nefsinin esiri” olmayı ayırmak lazım…
MHP’de siyasi ikbal beklemek, siyaset yapmak ayrı bir konu…
Ancak bu hassas süreçte Davaya ve zor yılların bilge liderine sahip çıkmak “erdem” olacaktır

Mustafa Ertekin

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER