22 Mayıs 2012 Salı
Live tracking and statistics
Paylas
SEÇİM ENTRÜMANLARI
Perşembe, 30 Aralık 2010 16:05

Ülkenin seçim sathı mailine girdiği dönemlerde, alışılmışın dışında bir takım gelişmelerin yaşanmasına şaşırmamak gerek. Özellikle bizim ülkemizde, bu olağan dışı gelişmeler olmazsa şaşırmak ve bir anomalinin varlığından endişe etmek gerekir. İşsizler için iş, aşsızlar için aş umududur seçim arifeleri. Siyasete ve ülke meselelerine şu veya bu şekilde ilgi duymaya başladığım yaklaşık 40 yılı bulan bir zamandan beri yaşadığım bütün seçim dönemlerinde, bu durumun sadece tek bir istisnasını gördüm o da 57. Cumhuriyet hükümetini sona erdiren 3 Kasım 2002 seçimleridir. Kim ne derse desin o seçimler öncesinde, iş başında bulunan hükümetin, iktidar nimeti sayılabilecek hiçbir imkânı, seçim rüşveti olarak kullandığına şahit olmadığım gibi, tanıdığım birçok yetkilinin seçim yatırımı olarak değerlendirilir endişesiyle bir takım rutin faaliyetlerini bile askıya aldıklarını biliyorum. Bu benim kişisel tespitimdir ve o döneme ait aksine bir hadiseye şahit olan varsa ve eğer bir şekilde bize ulaşırsa, muhatapları her kim olursa olsun bu köşede, hem de büyük harflerle yazacağımdan hiç kimsenin endişesi olmasın.
Birkaç aydan bu yana, yani 12 Eylül Anayasa değişikliği referandumunun arkasından, 2011 Haziranında yapılacak genel seçimlerin gündeme girmesiyle birlikte, ülkemizin aslında ne kadar geniş istihdam imkânlarına (!) sahip olduğunu hayretle görüyoruz. Meğer resmi kurum ve kuruluşlarımızda ne kadar çok kadro açığı ve geçen seçim döneminden bugüne işsiz aşsız dolaşan insanlarımız için ne kadar da fazla istihdam imkânlarımız varmış da haberdar değilmişiz. Hadi bizim sıradan vatandaşlar olarak bunlardan haberdar olmayışımız normal bir şey de; devlet yönetimini üstlenmiş, devlet kademelerinde üst düzey makam ve mevkileri işgal eden kocaman kocaman (!) adamların da bundan bihaber olduklarına inanmak çok zor. Her ne hikmetse bu zevat, seçimlere altı ay kala her gün yeni bir kadro boşluğunun varlığını fark ediyor ve her gün yeni bir kurum veya kuruluş için "Şu kadar eleman alınacaktır…" açıklamaları yapılıyor. Tabii yeni fark edilen bu kadro boşluklarının doldurulması ve neredeyse yüzde 15 lere varan işsizler ordusunun hayallerinin gerçekleşmesinin, sadece küçücük bir şartı var. Haziran ayında yapılacak olan genel seçimlerde; AKP' nin, Sayın Erdoğan'ı önce tekrar Başbakanlık koltuğuna oturtacak ve sonrasında da Cumhurbaşkanlığı makamına ve hatta Başkanlık makamına taşıyacak yasal ve anayasal düzenlemeleri gerçekleştirebilecek bir çoğunluk oyuyla iktidara gelmesi gerekiyor.
Öyle zannediyorum ki; son zamanlarda henüz dublajına bile fırsat bulunamadan vizyona sürülen "İki dilli yaşam" filminin senaryosunu yazanların da bu seçimlere yönelik beklentileri aynı. Muhtemelen İmralı talimatlı olduğunu düşündüğümüz, bir anda ortaya atılan bir "Çift dilli yaşam" zırvalaması, hemen arkasından bu zırvayı dillendirenlerin "Ya! Biz öyle demek istemedik v.s…" gibi sözüm ona düzeltme beyanları ve hepimizin malûmu olduğu üzere Sayın Erdoğan başta olmak üzere bütün AKP sözcülerinin, en yüksek perdeden yağıp, gürlemeleri. Sözümüzün başında da belirttiğimiz gibi, biz bu memlekette 40 yıldır siyaseti ve siyasi literatürü şu veya bu şekilde izleyen ve bilen bir insanız. Sayın Erdoğan'ın ifade tarzıyla tabiri caizse biz de siyaset zemininde dans eden birçoklarının cemaziyülevvellerini biliriz. Bu yağıp gürleme döneminde öyle tiplerin ağzından, öyle cümleler döküldü ki kulaklarımıza inanamadık. Birazcık zekâ kırıntısı taşıyan herkesin görebileceği bir gerçektir bu "İki dilli yaşam" safsatasının, esas itibarıyla "İki Partili Meclis" projesinin derme çatma enstrümanlarından biri olduğu gerçeğidir. Özellikle doğu ve güneydoğuda yaşanan terör ve üniter yapımıza yönelik tehditler konusunda sekiz yıllık iktidarı boyunca yaptığı yanlışlardan AKP zihniyetini arındırmak ve sözüm ona milli bir duruş sergiler görüntüsü vererek, halkın büyük bir kesiminde oluşan sert tepkiyi yumuşatabilmek ve bu tepkinin sandığa yansımasına bir şekilde engel olmaktır maksat.
Önümüzdeki günler, daha birçok gelişmelere ve değişmelere gebe gibi görünüyor. İki partili meclis senaryosunu vizyona sürmek isteyen mihrakların, siyasi dublörlerinin ellerine daha ne gibi enstrümanlar tutuşturacaklarını bilemiyoruz ama, mevcut iktidar ve muhalefet anlayışıyla şekillenecek iki partili bir meclisin, Türk Milleti ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin istikbali açısından en büyük risk olacağına inanıyorum.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

BAŞBUĞ DİYORKİ

Türk Töresinin bir şartı da yüksek vazife duygusudur. Vazifeyi her ne pahasına olursa ol¬sun yapmaktır. Diğer bir şart, toplum uğrunda her çeşit fedakârlığı yapmaktır. Millete hizmet yo¬lunda şahsi menfaatlerden, şahsi zevklerden fera¬gattir. Vazgeçmektir. Kişiler kendilerini millet için feda ederler. Türk Milleti'nin büyüklüğü böy¬le yükselecektir. Onu sizler yaşatacak, sizler yük¬selteceksiniz. Türk Töresinin en önemli bir gereği de sır saklamaktır. Sır saklamak...
Alpaslan Türkeş -

En Cok OKUNANLAR

Şu anda 78 konuk çevrimiçi