22 Mayıs 2012 Salı
Live tracking and statistics
Paylas
YENİ ANAYASA
Salı, 11 Ekim 2011 15:47

Yeni yasama dönemi, son aylarda artan bölücü terör saldırıları ve kaybedilen canların acısı ve oluşturduğu toplumsal karamsarlık gölgesinde başladı. TBMM de düzenlenen yeni yasama dönemi açılışında yapılan konuşmaların ve verilmeye çalışılan mesajların tamamı, "Yeni Anayasa" muhtevalı idi.

Herkesin birleştiği konu, yeni bir anayasanın yapılması idi. 1982 referandumunda "Hayır" diyebilme gururunu taşıyan biri olarak, o günden bugüne adeta yamalı bohçaya dönmüş olan mevcut anayasanın, zaten dikiş tutan bir yanının kalmadığına inananlardanım. Ancak bu inancım, askeri ve sözde sivil dönemler dâhil yaklaşık 30 yıllık dönemde sergilenen beceriksizliklerin, yaşanan olumsuzlukların ve vizyona sokulan ihanet senaryolarının tamamının faturasını, bu anayasaya çıkarmak anlamına gelmiyor. Ne yazık ki son otuz yıllık dönemin günah keçisi haline getirilen bu anayasa ile bütün günahkârlar, sütten çıkmış ak kaşık gibi görmeye başladılar kendilerini. Bu durum, açık söylemek gerekirse yeni anayasa konusunda da karamsarlığa sürüklüyor beni.
Her şeyden önce konuya yaklaşılan mantık yanlış. Dolayısıyla, yapılacak anayasaya dair oluşan toplumsal beklentiler de yanlış bir mecrada oluşuyor. Hele bir sapıtmış entelektüel kesim var ki, neredeyse yeni bir kutsal kitabın vahiy edileceğini söyleyecekler. Umuyor ve diliyorum ki bu yanlış şekillenme ve yönelmeden bir an önce vazgeçilir, gerçekten millete dayanan, milletle bütünleşen ama aynı zamanda milli birlik ve beraberliğimize kastedecek düşünce ve eylemlere fırsat tanıyacak en küçük bir gediğe dahi bünyesinde yer vermeyen bir anayasa metni oluşturulur ve milletin onayına sunulur.
Söz yeni anayasadan açılınca, insan ister istemez merak ediyor ve düşünüyor "Neye yarayacak bu anayasa veya neyi halledecek?" diye. Eskisi gidiyor ya verip veriştiriyoruz arkasından. 30 yılda bölücü teröre kurban verdiğimiz kırk bini aşkın insanımızın ölümünden o anayasa metni sorumlu. Çünkü o anayasa, beş tane generalin belirlediği insanlardan oluşan "Danışma Meclisi" nin hazırladığı bir metindi ve bir vesayet rejimi anayasasıydı. Meşhur "Anayasayı bir kere delmekle bir şey olmaz" sözüyle başlayarak, bugüne dek maddelerinin büyük bir çoğunluğu değiştirilmesine rağmen, yine de adı "82 Anayasası" dır ve değişmelidir. Bu konuda herkes hemfikirdir. Buna benim de bir itirazım yok. Zaten 1982 de de "Hayır" demiştim. Ama kimse benden bugün ülkenin karşı karşıya bulunduğu sıkıntıların yegâne sorumlusu olarak o anayasayı görmemi beklemesin.
Çok merak ediyorum; bugün öyle bazılarının zannettiği gibi doğu ve güneydoğudaki birkaç vilayette değil, 81 vilayetin tamamında bir terör korkusu, can ve mal güvenliği endişesi yaşanıyorsa, bunun müsebbibi olarak anayasanın hangi maddesini gösterebiliriz? Terörün ve teröristin mevcudiyeti ayrı bir şeydir, toplumun ondan duyduğu korkuyla güvenlik endişesi yaşaması ayrı bir şeydir. Eğer siz kalkar kendi ağzınızla, yıllarca teröre karşı mücadele eden kendi devlet kurumlarınızı suçlu ilan eder, verilen mücadeleyi neredeyse terör örgütü yandaşlarının itham ve iftiralarına benzer bir ifade tarzıyla suçlar ve itham ederseniz, her şeyden önce terör eylemlerinin etki ve gücünü arttırırsınız. Son zamanlarda yaşanan olaylara atfen, bazı çevrelerde dillendirilen çok alçakça bir literatür oluşturulduğunu görüyoruz. Deniliyor ki; "Hadi onlar asker, polis. Onları vuruyorsun da sivillerden ne istiyorsun?". Yaşadığımız olaylar karşısında herhalde bundan daha alçakça ve bundan daha şerefsizce bir ihanet beyanı olamaz diye düşünüyorum.
Konuyu dağıtmadan tekrar yeni anayasaya dönmek istiyorum. 27 Ekim 1981 tarihinde oluşturulan 40 tanesi Milli Güvenlik Konseyi kontenjanından, 120 tanesi de illerden seçilen 160 üyeli Danışma Meclisi "82 Anayasasını" bir yılda halkoyuna sunmuştu (Kurucu Mecliste Kabul Tarihi :18.10.1982; Halkoyuna Sunulmak Üzere Tasarının Resmî Gazetede İlanı: 20.10.1982; Kanunun Halkoyu ile Kabul Tarihi: 7.11.1982; Halkoyu Sonucunun Yayımlandığı Resmî Gazete Tarihi: 9.11.1982). Eğer o Danışma Meclisi' nin yegâne özelliği ve tabii aynı zamanda yegâne kabahati 5 General'in iradesiyle belirlenmiş olmaksa ve o anayasanın aksaklıklarının da sadece bundan kaynaklandığı düşünülüyorsa, benzer eleştiri ve değerlendirmelerin yeni yapılacak anayasa için de gelecekte yapılması mukadderdir. Çünkü yeni anayasayı yapacak olan meclis, mevcut olan eski anayasanın hükümleri çerçevesinde ve mevcut seçim kanununa göre oluşmuş bir meclistir. Haydi, fikir jimnastiği yapalım. Eski anayasayı yapan meclisin iradesi üzerinde 5 generalin gölgesi vardı. Peki, mevcut meclisin şekillenmesindeki en etkili irade kaç kişinin iradesidir sizce? Sayın Erdoğan'ın iradesi hilafına AKP' de, Sayın Kılıçdaroğlu' nun iradesi hilafına CHP' de ve Sayın Bahçeli'nin iradesi hilafına MHP' de bir milletvekilinin seçilmiş olabileceği ihtimal dâhilinde midir sizce? Ha bir de söylenenler doğruysa, bölücü başı caninin onayından çıktığı iddia edilen listelerden bağımsız seçilenler var.
Çok mu kafa karıştırdık? Bizimkisi sadece fikir jimnastiği. Umarım Ankara'dakiler de yapıyorlardır aynı şeyi. Aksi halde yarınlar, dünlerden daha aydınlık olmayacak inanın…..

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

BAŞBUĞ DİYORKİ

Türk aydınları için Batı'nın sığınması olmak bir ideal olarak benimsenmiştir. Milletimiz için bundan korkunç felaket düşünülemez.".
Alpaslan Türkeş -

En Cok OKUNANLAR

Şu anda 77 konuk çevrimiçi