Asikurtlar©

Zavallı Sezarlar!

Zavallı Sezarlar!
09 Nisan 2016 - 11:49 'de eklendi ve 4161 kez görüntülendi.

 

 

İnsanlar, önce göçebe sürüler, sonra kabileler, sonra siteler veya oymaklar, sonra krallıklar ve imparatorluklar sonra da ulusal devletler halinde yaşamakta karar kılmışlardır.
Buna göre çevresinde gümrük kapıları olan milli vatanlar bu homojen nüfus topluluğunun bedenini, devlet idaresi merkezi sinir sistemini, memleket semaları solunum sistemini, güvenlik güçleri bağışıklık sistemini, tarlalar ve su kaynakları sindirim sistemini teşkil eder.
Milliyetçilik, ise devletlerin ruhudur. Bayraklar ve milli formalar bu ruhu temsil eder. Yunan siteleri arasındaki ilk sportif rekabet, bugün hem olimpiyatlar, hem de diğer dünya şampiyonalarıyla devam etmekte başarılar milli gururu okşamakta, başarısızlıklar milli ruhu kamçılamaktadır.

Milli devletler arasındaki rekabet, sporla sınırlı değildir. Aslında spor işin sadece sembolik tarafıdır. Zaman zaman “sıcak savaş” boyutuna varan bir çıkar çatışması, milletleri diri ve canlı tutar, ileri götürür.

Bugün sivil hayatta kullanılan teknolojinin ortaya çıkışı savaşlar sayesinde olmuştur. Benzin patlamalı motor teknolojisinin gerisinde topun patlaması vardır. Barutun yerini benzin, güllenin namludan çıkmasının yerini ise krankl miline doğru fırlayan pistonlar almıştır.

Bilgisayarlar ve cep telefonlarının menşei de askeri teknolojidir. Devletler arasında kendi milletini güçlü kılmak ve halkını daha iyi şartlarda yaşatmak için sürdürülen rekabet, bir soğuk savaş şiddetinde devam etmektedir.
Ekonomik harp, teknolojik harp ve psikolojik harp, bu soğuk savaşın cepheleridir. Teknolojik savaşın en önemli sahalarından birisi de askeri teknolojidir.
Milletler bu rekabet esnasında nüfus gücü, jeopolitik güç, ekonomik güç, manevi güç gibi “milli güç unsurları” kullanırlar.

Milletleri, diğer milletler karşısında güçlü kılan stratejik kuvvetlerin başında nüfus gücü gelir. Çünkü yetişmiş ve güvenilir insan gücünüz yoksa diğer sahalarda ürettiğiniz gücün bir önemi yoktur.
Nüfus gücü, eğitimle sağlanır. Nüfusun, iyi eğitilmiş, fikir üretebilen, keşifler, icatlar yapabilen yüksek vasıflı kesimine “beyin gücü” denir.
Beyin gücünüz yoksa nüfusunuzun kalabalık olmasının bir faydası yoktur. Filipinliler veya
Bengaldeşliler gibi diğer uluslara ucuz köle olursunuz.
Beyin gücü, askeri ve sivil teknoloji üretiminin temel kaynağıdır. Bu güç, üniversitelerle ve laboratuvarlarla desteklenerek ortaya cazip ürünler çıkarabilir.
ABD’nin soğuk savaş stratejisi “beyin göçü” beyin hırsızlığı veya askeri sırların satın alınması şeklinde devam etmektedir.

Bu sebeple, bayrak ve ruh sahibi bir milli devletin yetişmiş beyin gücünü ve onların ürettiği değerleri korumak, vatanın bağımsızlığını ve milletin şerefini korumakla eş anlamlıdır.
Beyin gücünün ve teknolojik sırların korunması için ne kadar yüksek olursa olsun “mühendis maaşı” yetmez!
Milli ruhtan, Milliyetçilikten yoksun bir “beyin” alınıp satılabilir bir meta haline gelebilir. Eğer insan unsurunuzu vatanına milletine bağlı birer “idealist” olarak yetiştiremezseniz askeri teknoloji sırlarınız, en çok parayı veren rakip devletler tarafından satın alınan bir pazar malı haline gelebilir.

İşte geçtiğimiz gün casusluk suçuyla tutuklanan MKE müdürünün başına gelen de budur!
Siz Milliyetçiliği ayaklar altına alıp da askeri sırlarınızı milli ruhtan yoksun torpilli zevata emanet ettiğiniz zaman 17-25’te de görüldüğü gibi muktedir bir milli lider olmaktan çıkar ne zaman hançer yiyeceği belli olmayan “zavallı bir sezar” durumuna düşersiniz.
MKE olayında devlet ricalinin içine düştüğü durum budur.
Makine Kimya Endüstrisi gibi Türkiye’nin gözbebeği bir kurumu, böyle gözünü para hırsı bürümüş adamlara emanet etmek, ihanet seviyesinde bir sorumsuzluktur.
Özellikle askeri teknoloji alanında önemli devlet sırlarının, ilkokuldan itibaren verilen özel bir eğitimle, milli şuurla disipline edilmiş askerlere olduğu konusunda ısrarlıyız.
Bunun asker fetişizmiyle, Laiklikle, Kemalizm’le ve sair sistem tartışmalarıyla hiçbir ilgisi yoktur.

Bu, tamamen pedagojik bir tespittir. “Sır tutmak” eğitim gerektirir. Eğitim yetmez, tedbir ve kontrol gerektirir.
Siz, milliyetçiliği ayaklarınızın altına alıp, komşularınızla sıfır sorunlu diplomatik ilişkiler geliştirebilir haçlı savaşlarına bile methiyeler düzebilir, dinler arası diyalog filan kurabilirsiniz!..
Ota – davara bir zararı yoktur!

Ama sizde bu milliyetsiz vicdan, yandaşlarınızda da bu börkenekli cüzdan olduğu sürece “müdürler arası diyalog” daima sakıncalıdır.
Karşınızsa ABD, Avrupa, İsrail varken, mühendis maaşı, müdür zammı filan yetmez!..
Eğer bu savaşı, nefsin illetlerine, ihanetlere fırsat vermeden yürütecekseniz…
İnsan gücünüz, satmayan ve satılmayan çelik bir iradeyle “Milliyetçilik”le donatılmış olmalıdır.

Şükrü Alnıaçık

Etiketler :
pien-parfum
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER