Asikurtlar©

Yutmuyoruz…..

Yutmuyoruz…..
01 Ekim 2016 - 14:08 'de eklendi ve 4981 kez görüntülendi.

 

 

Atatürk’ün tarihle ilgili çok güzel bir sözü var. “Tarih yazmak tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtan bir hal alır.”
Eğer Türkiye gibi kalem kitapla pek de dostane ilişkiler kuramamış bir memleketteyseniz tarihçileriniz sıkıcı hikâyeler anlatan turist rehberi muamelesi görür.
Nitekim öyle oluyor. Allah taksiratını affetsin geçtiğimiz aylarda kaybettiğimiz Halil İnalcık Türkiye’nin görüp göreceği en büyük tarihçilerdendi. Kaç kişi kitaplarını okudu?
Biz biraz da tarihin magazinsel hikayatıyla alakadarız. Ordularımızın kazandığı harplerden ziyade padişahların haremindeki cariye sayısı ilgimizi daha çok çekiyor. Kulaktan kulağa söylenegelen uçucu ve değişken bilgileri tarih zannediyoruz.
Hal böyle olunca Cumhurbaşkanı’nın çıkıp “Bize Lozan’ı zafer diye yutturmaya çalıştılar” demesi tarihi çarpıtmak ve toplumu dezenformasyona maruz bırakmaktan öteye geçemiyor.
Çünkü tarihi tarihçilere değil, evini reytingden geçindiren yönetmenlere ve gücün esaretine kapılmış siyasi iktidarlara terk ettiğimiz için nesillerimizin tarih bilgisini bu diplomasız ve korsan tarihçilerin vicdanı belirliyor. Tarih yazanlar çoğu zaman tarih yapanlara sadık kalmadığı gibi gerçeğin ta kendisini istismarın alaca tonlarına bulayarak ortaya tanımlanması güç bir ucube çıkarıyor.
Evet, Lozan takdire şayan bir başarı değildir.
Atatürk de Lozan’ı başarı olarak görmediği için 1930 sonrası gerilen Avrupa siyasetini en pragmatist şekilde kullandı ve Montrö Boğazlar Sözleşmesini imzalattı.
Montrö’den önce yani Lozan anlaşmasına göre Boğazlarımız yabancı bir komisyon tarafından yönetiliyordu. Resmen egemenliğimiz kısıtlanmıştı ve Boğazlar çevresinde asker bulunduramıyorduk. Boğaz’dan kim geçer kim geçmez komisyon kararıyla belirleniyordu.
Hatay meselesi de Lozan’da lehimize sonuçlanmamıştı. 1921 Ankara antlaşmasıyla Fransızlara bırakılan Suriye topraklarının içerisinde kalmıştı. Atatürk bununla da yetinmedi. Hasta ve yorgun bünyesine aldırış etmeden Hatay hududunu ziyarete gitti. Ölmeden önce Hatay’ın anavatana katıldığını görmeyi çok istediyse de ömrü yetmedi.
Ömrü vefa etseydi Lozan’da ve öncesinde aleyhimize sonuçlanan birçok meseleyi daha çözeceğinden, çözmek için gecesini gündüzüne katacağından şüphemiz yoktur.
Tarih nedir dersek söyleyeceğimiz birkaç söz de vardır elbet. Her şeyden önce tarih soğuk ve fırtınalı kış gününde sıcacık şöminenin karşısında dışarıyı seyrederken romantik yorumlar yapmak değildir. Tarih fırtına ve ayazın raks ettiği noktada ıslak çoraplarla karda gezinmek, esen soğuk rüzgârı iliklerine kadar hissetmektir.
Şimdi siz, “Lozan’ı bize başarı diye yutturdular” diye ortaya atlarsanız adama şunu da derler:
Yutturmak öyle olmaz Sayın Cumhurbaşkanı…
Yutturmak; “Analar ağlamasın diye Çözüm Süreci’ni başlatıyoruz” deyip babaları bile ağlattıktan sonra pişkince “Aldatıldık” demekle olur.
11 yıl FETÖ’ye ne istedilerse verip 17/25 Aralık’tan sonra “Kandırıldık, milletimiz bizi affetsin” demekle olur.
Süleyman Şah türbesini İŞİD’den kaçırıp PKK paçavrası dalgalanan araziye dikmeyi başarı zannetmekle olur.
Dolmabahçe’de bölücülerle aile fotoğrafı çektirip “Hiçbir şeyden haberim yoktu” pozları vermekle olur.
Rahmetli Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın can verdiği kurtarma operasyonunda emeği geçen herkesi tebrik etmekle olur.
Çok şükür biz yutmayanlardanız. Yutkunmuyoruz da…
Sadece tarih yazanların tarih yapanlara sadık kalmasını bekliyoruz. Hatta tarihe meraklı gençler yalan dolan bilgilere maruz kalmasın diye sizi sıcak şömineden vazgeçip karda ıslak çorapla yürümeye davet ediyoruz…
Bahadır Çoban

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER