SON DAKİKA

ŞAHİT OL ANKARA!

KÖŞE YAZILARI

Hayal Kurmak Bedava…

Gündem Yazıları

Yürütmenin başı meselesi ve Aşılamayan barikat

Bu haber 02 Kasım 2012 - 9:11 'de eklendi ve 33 kez görüntülendi.

“Barikat emri “,var olan çekişmeyi biraz daha berraklaştırdı.

 

Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül bu defa resti gördü ve sert çıktı : Yanlış anlamalara gerek yok,herkesin ne konuştuğumuza dikkatle bakması lazım.Anayasamız, kanunlarımız hepimizin yetki ve görevlerini açıkça belirtmiştir.Hepimizin yanlış anlamalara fırsat vermemesi gerektiği kanaatindeyim.

 

Buradaki ” herkesin ” ve ” hepimizin ” kelimelerinin muhatabı şüphesiz sayın Başbakan’dır.

 

Recep Tayyip Erdoğan’ın Almanya seyahatine çıkmadan önce havaalanında sarfettiği sözler açık bir tavırdı.Cumhurbaşkan’ına kapalı bir söylemle ” vazifen oymayan işlere karışma ” diyordu.

 

Cumhurbaşkanı aksine ” vazifemdir “,görüşünün altını çizdi ve AKP’nin müstakbel iktidar senaryolarındaki fay hattını derinleşirdi.

 

Türk demokrasisinin en hassas yeri işte burasıdır.Sandıktan çıkanın ” güç bende artık ” demesi seçim aritmatiği ile kurumlar arasındaki ilişkinin sarsılmasını işaret eder.

 

1954 Menderes,1964 Demirel,1974 Ecevit,1983 Özal ve 2007 Recep Tayyip Erdoğan.

 

En önemli sorun da yetki sorunudur.

 

Sayın Başbakan,” biz bu vakte kadar çift başlı yönetimle gelmedik ” diyor ama 1982 Anayasa’sına göre ” çift başlılık ” bir mecburiyet.

 

Cumhurbaşkanlığı makamı ile Başbakanlık makamı arasındaki yetki karışıklığı AKP’nin siyasi bakışındaki ikiliği gözler önüne seriyor.

 

Sayın Başbakan, ” biz bu güne kadar çift başlılıkla buralara gelmedik ” derken yürütmenin başı konusundaki tartışmalara bir nokta koymak istiyor olabilir.

 

Oysa 1982 Anayasası bu konuda nispeten bize örnekler veriyor.

 

Anayasa’nın 104 ve 109.maddeleri Cumhurbaşkanının yetkilerini açıklarken Başbakanı atamak,gerekli gördüğünde bakanlar kurulunu toplantıya çağırmak ve bakanlar kuruluna başkanlık etmek yetkilerinin altını çizmiş.

 

Anayasa yürütme erkini Cumhurbaşkanı ve bakanlar kurulu arasında paylaştırmış.Bakanlar kurulu daha çok ” icra ” sahasında yürütmeyi hayata geçiren bir organ konumunda.

 

Bu duruma göre yürütmenin başı kim olabilir ?

 

Elbette Cumhurbaşkanı !

 

Türkiye Büyük millet Meclisi adına devleti ve milleti savaşa sokacak bir makamın yürütmenin başı olmasından daha doğal ne olabilir?

 

Başbakanı atayan ve istifasını kabul eden,kararnameleri imzalamadığında geçersiz kılan,devleti denetleyen bir merci devletin kurumsal kimliğinde etkisiz kılınabilir mi?

 

Yani bir barikat bile kaldırmaktan yoksun bırakılmış Cumhurun başı olur mu?

 

Valisiyle konuşamayan,Emniyet müdürüne ” halkla karşı karşıya gelmeyin ” diyemeyen bir devlet başkanı olur mu?

 

Meclis başkanı Sayın Cemil Çiçek’in ” bu durum ilerde Cumhurbaşkanı ile Başbakanı kavgaya götürür ” sözü aslında vahametin boyutlarını gözler önüne seriyor.

 

Cemil çiçek ” gelin bir an evvel bu Anayasayı değiştirelim,yoksa Cumhurbaşkanı ve Başbakan kavga edecek ” sözleri trajiktir.

 

Mesele kanunun bizatihi kendisinde yada Anayasanın özünde değil ” seçilmişlerimizin ” kanunu nasıl değerlendirdiği meselesidir.

 

İçimizdeki ” otoriterliği ” demokrasi ile bastıramadığımız müddetçe kanunlar ” yap-boz ” hükmüne tabi tutulacaktır.

 

Olan bu millete olacaktır.

 

1876’dan beri Anayasa yapan bir millet olarak hayati meselelerimizi değil seçilmişlerin ve atanmışların kavgasında ömür tüketeceğiz.

 

Her yeni neslin bir Anayasası olacak.

 

Çünkü her yeni nesil bir ” otorite ” ile yönetilecek.

 

İşte MHP böyle bir zamanda kongreye gitmektedir.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.