SON DAKİKA
istanbul bayan escort escort mersin

Miras

KÖŞE YAZILARI

Talihsiz Tarihsizlik

KÖŞE YAZILARI

Yunus Emre İngilizce Mi Konuşuyordu?

Bu haber 26 Aralık 2014 - 10:29 'de eklendi ve 16 kez görüntülendi.

Sayın Erdoğan’ın Türk ve Türkçe ile problemli olduğunu biliyorduk. Türk unsurunu bu ülkenin bir etnik farklılığı olarak görüp, ne olduğu, kim olduğu belli olmayan bir millet tanımı yaptığına; bir milleti oluşturan temel unsurun dil birliği olduğu gerçeğini yok sayıp vatan, millet, ülke ve bayrak tanımı yapmaya çalıştığına bütün dünya şahittir. Nitekim, gelinen nokta, fırsatı ganimet sayan bütün vatan millet düşmanlarının harekete geçmesi ve ülkenin lime lime edilmesi olmuştur.

Amerika’nın keşfi !

Cumhurbaşkanı olduktan sonra fazla zamanı olmasından mıdır, bilinmez ama zihniyetinin yeni ve hayret uyandıran tezahürlerine ve yeni açılımlarına şahit oluyoruz. Amerika kıtasını Müslümanların keşfettiği ilanı ve bu sözün yansımaları herkesin malumdur. Keşke bu söz tutarlı ve belgeli olsaydı ve bütün dünya tarafından ciddiye alınsaydı. “Ben söylediysem doğrudur” anlayışını menfaat ortaklarına, düşünmek ve gerçeği aramak yerine aklını bir yerlere emanet edenlere kabul ettirebilirsiniz de, gerçek dünyada gülüp geçmenin ilerisinde bir karşılığı olmuyor. Sadece şu kadarını söylemekle yetinelim, her zaman her dönemde, her yerde bir Müslümanın veya bir Türk’ün başarısı bizi sadece sevindirir ve gururlandırır.

Osmanlının dili Türkçeydi

Sayın Cumhurbaşkanının yeni vecizesi de, “son derece zengin, bilim yapmaya müsait bir dilimiz varken, bir gece yattık sabah kalktık o dil yok. Binlerce kelime ve kavram unutuldu. Şu anda Türkçenin mevcut kelime haznesiyle felsefe yapmazsınız. Ya Osmanlıca, ya İngilizce, Fransızca kelimelere başvuracaksınız.” Oldu. Neresinden başlayıp neresini düzeltelim. Anladığımız ve bildiğimiz tek şey, Türk ve Türke ait olan ne varsa hepsine savaş açılmasıdır. Sayın Cumhurbaşkanını dinlerseniz Türkçe diye bir dil bulunmadığını, konuştuğumuz dilin Osmanlıcanın kalan kısmından ibaret olduğunu zannedersiniz. Oysa ki, Osmanlıca diye bir dil yoktur. Osmanlının dili Türkçeydi. Ve bu dil dün de zengindi, bugün de zengin, yarın da zengin olacaktır. Bilim yapmaya da felsefe üretmeye de son derece yeterlidir. Yunus Emre, Karacaoğlan, Pir Sultan Abdal öz be öz Türkçe kullandılar. Dün de anlaşıldılar, bugün de anlaşılıyorlar, yarın da anlaşılacaklar.

Bir örnek var mı?

Bu ülkede bir gecede çok şeyin değiştiğini son 10 yılda defalarca gördük. Mesela akşam yatarken 3 bin 500 dolar olan milli gelir, sabah kalktığımızda 10 bin dolar oldu. Kimse ne olduğunu, nasıl olduğunu anlayamadı, sofrasındaki ekmek aynı kaldı, ama kağıt üzerinde 10 bin dolar yazıldı. Sayın Cumhurbaşkanının kast ettiği şey, alfabe değişimi olmalı. Açıktan bunu söylemenin Cumhuriyet değerleriyle başlatılan mücadeleyi ifşa edeceğini bildiği için, dolaylı göndermeler yapıyor. İşte fırsat, işte iktidar. Hadi buyurun tekrar Arap harflerine dönün. Bunun dışında art niyetler dışında, Türkçenin yetersizliğinden şikayet edeni ne gördüm, ne duydum. Hangi bilimsel araştırmaya, hangi felsefi çalışmaya Türkçe yetmedi? Sayın Cumhurbaşkanı bir örnek gösterebilir mi? Dillerin birbirleriyle etkileşimi bütün dünyanın bildiği ve kabul ettiği bir gerçekliktir. Bunu başka yerlere çekmeye ve başka sonuçlar çıkarmaya uğraşmak beyhudedir. Türkçe o kadar zengin ve anlaşılır bir dil ki, 400-500 kelime haznesiyle siyaset yapıp, çok ileri sonuçlar almak bile mümkün olabiliyor.

Tersini söylemişti

Sayın Cumhurbaşkanının Türkçe ile ilgili sözleri dil gerçeğine uymadığı gibi tarihi gerçeklere de uymuyor. Çok daha önemlisi kendi geçmişine de uymuyor. Fazla değil yaklaşık 2,5 yıl önce, 24 Nisan 2012 günü Türkiye Yazarlar Birliği, Türk Dil ve Edebiyatı Derneği ve Başkent Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen ‘Anayasanın Dili’Sempozyumu’nda aynen şunları söylemişti: “Diller arasında bir ayrıma gitmek, açık söylüyorum bir ırkçılıktır. ‘Türkçe ile felsefe, bilim yapılmaz, bilim dili kurulmaz’deniyor. Bunların tamamı ırkçılık kokan açıklamalardır. Irkçılık ihtiva eden bir düşünüş biçimidir. Dünyadaki tüm diller gibi Türkçe de zengin kelime hazinesiyle, bu dili açıklama yapan herkese sonsuz, sınırsız, engin bir muhayyile sunabilecek güce sahiptir.”

Tek dil

Hangi Erdoğan’a inanacağımızı bilmiyoruz, ama ne olduğunu, ne yapılmak istendiğini çok şükür iyi biliyoruz. Bu ülkenin adı Türkiye, dili de Türkçedir. Türkçe konuşmayanların, Türkçe düşünmeyenlerin, bu dille bilim ve felsefe olmayacağını zannetmeleri yadırganacak bir durum değildir. “Tek dil” diyemeyenlerin tek vatan, tek millet, tek bayrak, tek ülke demeleri su üstüne yazı yazmak gibidir. Dil, bir milletin ayakta kalabilmesinin temel şartıdır. Dil birliği sağlanmadan ne millet olabilirsiniz, ne vatanınıza sahip çıkabilirsiniz. Sayın Cumhurbaşkanına Karamanoğlu Mehmet Beyi hatırlatarak bitirelim.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.