SON DAKİKA

BAY ÇÖLAŞAN…

Gündem Yazıları

Yol Arkadaşını Satanın Kimseye İyiliği Dokunmaz

Bu haber 12 Mart 2014 - 9:48 'de eklendi ve 9 kez görüntülendi.

İsmail Özdemir

17 Aralık’tan bu yana pek çok gelişme oldu. Eminim milletin daha önce tanıklık etmediği bir dizi olay, bu tarihten itibaren ibretle seyredildi.

Dünle bugünü düşünerek, 17 Aralık’tan itibaren neler oldu, buyurun bir daha hatırlayalım:

Mesela daha önce kimsenin dolabından ayakkabı kutularına istiflenmiş tomarla para çıkmamıştı.

Mesela daha önce kimsenin yatak odasına çelik kasalar bulunmamıştı.

Mesela daha önce hiç kimsenin evinden para sayma makineleri çıkmamıştı.

Mesela daha önce hiçbir dönemde 29 yaşındaki bir genç, iktidarın bakanlarını avucunun içine alıp, parasıyla istediği işi yaptırmamıştı.

Mesela daha önce hiçbir iktidar topyekun rüşvetçilerin esiri olmamış, rüşvetle iş yapanların tutuklanma endişesini ilettiği bakanlar “gerekirse önünde yatar, seni kimselere bırakmam” dememişti.

Mesela daha önce hiçbir bakan ortada gün gibi duran yolsuzluklarla ilgili “bu işin baş sorumlusu Başbakan’dır” dememişti.

Ama bunların hepsinin yaşandığı, kendisine hayat bulduğu, tanıklık edindiği adres, AKP iktidarının kendisi idi.

* * *

İktidarın tepe ismi olan Recep Tayyip Erdoğan bu iddialar karşısında hiçbir cevap veremedi. Yalnızca söylenenleri anlamakta güçlük çektiği anlaşılan oğlu Bilal Erdoğan ile yaptığı telefon görüşmesinin “montaj” olduğunu öne sürdü.

Diğer hiçbir meseleyle ilgili ise yalandır, yapmadılar, yapmadık demiyor, diyemiyor.

Başka ne söyleyemiyor?

Yürütülen davalara müdahalede bulunmadım, istediğim kararların çıkması için uğraşım olmadı, Adalet Bakanı’na talimat vermedim diyemiyor.

Basına sansür uygulamadım, istediğim haberin yapılıp, istemediğimin yayınlanmamasını sağlamadım diyemiyor.

Verdiğim ihaleler karşılığında havuz oluşturmadım, bu havuza iş adamlarına para yatırın demedim diyemiyor.

Yapılan ihalelerde kanunların değil, istediğimin olmasını sağlamadım, dilediğim ihaleyi gönlümden geçen, daha doğrusu komisyonu bana daha çok veren iş adamlarına bıraktırmadım diyemiyor.

İhale verdiğim halde bana söz verdiği parayı (haracı) miktarından daha az, 10 milyon dolarcık olarak vermek isteyenleri “kucağıma oturtmak için” yeni fırsatlar kollamadım diyemiyor.

* * *

Dediği, diyebildiği, diline pelesenk eylediği tek konu “paralel devlet” söylemi.

Başka hiçbir konuyu konuşmuyor. Bozuk plak misali varsa da yoksa da “paralel devlet” tanımı.

Bu tanım üzerinden de cemaate veriyor, veriştiriyor.

İyi de 11 yıldır “paralel devlet” dediklerinizle kol kola, omuz omuza yürüyen siz değil miydiniz?

11 yıldır her istediklerini yaptığınız, tüm taleplerini yerine getirdiğiniz şimdilerde “paralel devlet” olarak tanımladıklarınız değilmiydi?

11 yıl önce ülkede kasıtlı olarak yaratılan ekonomik krizi kendinize fırsat olarak görüp, ABD’nin desteğini arkanıza almak için müracaat ettiğiniz yer “paralel devlet” olarak sunduğunuz merci değilmiydi?

17 Aralık gününe kadar çalışmalarından övgü ile bahsettiğiniz, iş adamlarının toplantılarında methiyeler dizdiğiniz, yurt dışı seyahatlerinizde uğrak yeriniz haline getirdiğiniz “paralel devlet” şeklinde sunduğunuzun dernekleri, kuruluşları, okulları değilmiydi?

* * *

Şüphesiz ki bu mesele üzerinden pek çok anlamlar çıkarılabilir. Çokça mesele tartışılır, bir o kadar da konu incelenebilir.

Ancak dikkatlerden kaçamayan en önemli meseleyi de unutmamak lazım.

O da AKP ve Erdoğan’ın, kendi çıkarlarını uğruna gözünü dahi kırpmadan düne kadar yol yürüdüğü herkesi satabilecek bir karaktere sahip olduğudur.

Bunu özellikle Recep Tayyip Erdoğan’ı bugünlerde savunmaya çalışan her kesim iyi anlamalıdır. Uçurumun kenarına gelindiğinde -ki mutlaka yerel seçimlerin akabinde AKP için bu durum kaçınılmaz olacaktır- Erdoğan’ın düşmemek için aşağıya atmayacağı, arkasından tekmeyi basmayacağı hiç kimse yoktur.

AKP’yi AKP yapan menfaatten başka birşey değildir. Bu siyasi iktidarı bir arada tutan etken, ihalelerden, makam vaatlerinden, paradan puldan başka bir tanımla ifade edilemez.

11 yıldır beraberce yol yürüdüklerine bugünlerde “inlerine gireceğiz” ve “haşhaşiler” diyebilecek kadar gözü dönmüş bir insanın hiç kimseye faydası bulunmaz.

* * *

Evet, AKP ve Recep Tayyip Erdoğan, yol yürüdükleriyle beraber, bana göre 11 yılda binlerce yılı bulan milli tarihimizin hiçbir döneminde yaşamadığımız ihanetleri ve kayıpları bizlere yaşatmaya yeltenmiştir.

Bunu da yol arkadaşları kimse, onlarla beraber yapmıştır. En nihayetinde düne kadar kimin neyi söylediğini, ne yaptığını, hangi davranışlarda bulunup, hangi mesajları verdiğini çok çok iyi biliyoruz. Buna tarihte şahittir.

Özellikle 2012 yılının sonunda PKK ile başlatılan müzakere yani ihanet sürecindeki asla silinmeyecek lekeler, bu işe ortaklık eden herkesin üzerinde bulunmaktadır.

Velhasılı kelam, yolsuzluk yapan da, hırsızlık eden de, rüşvete bulaşan da, ihanete ortaklık eden de yol olarak hayırlı istikamette değildir millet için. Ancak hayırlı olan tek hadise tüm pisliklerin, her hali ile ortaya saçılmış olmasıdır.

Şimdi bu duruma milletin müdahale etme vakti geldi. 30 Mart bu işin ilk seansı olacak.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.