SON DAKİKA

Yine Sirkatin Söyledi

Bu haber 09 Temmuz 2014 - 9:55 'de eklendi ve 19 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı adayı olduktan sonraki açıklamalarını ibretle izliyoruz. Kelimenin tam anlamıyla çaresizlik içinde çırpınıyor. Kendine göre görev tanımlamaları yapıyor, haklı çıkabilmek için bugüne kadar seçilmiş bütün Cumhurbaşkanlarına göndermelerde bulunuyor, başka partilere, liderlere en ağır hakaretlerle saldırıyor, zihin bulandırabilmek için akla hayale gelmeyecek sözler söylüyor. Başbakanlık sicilini yok saysak dahi, Cumhurbaşkanı adayı olduktan sonra söyledikleri seçilmemesi için fazlasıyla yeterli sebeptir. Zira, bu söyledikleri hiçbir zaman peşini bırakmayacağı gibi, makamın saygınlığını ve etkinliğini de yok edecektir.

MHP’ye teşekkür etmeli

Aday sıfatıyla yaptığı son grup konuşmasında söyledikleri ne olduğunu ve ne olacağını anlamak için fazlasıyla yeterlidir. Daha önceki Cumhurbaşkanı seçimlerinde çıkan krizleri hatırlatıp, buradan kendine bir pay çıkarıyor. Oysa, zerre kadar insafı ve vicdanı olan herkes çok iyi bilir ki, özellikle son dönemlerde çıkan krizleri çözen ve demokrasiyi işleten tek parti MHP olmuştur. Buna sayın Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmesi de dahildir. Bu konuda MHP’ye eğer bir şey söylenecekse, bu ancak “teşekkür” olabilir.

Taraf !

Milletin adayı olarak büyük bir kabul gören sayın Ekmeleddin İhsanoğlu’nu kastederek, “adeta cumhurbaşkanı değil bir vazo, saksı seçmenin gayreti içindeler” diyor. Millet kendisini seçerse sorun yok, ama başkasını seçerse vazo ve saksı seçmiş olacak. Erdoğan’a oy verenler millet, ama İhsanoğlu’na oy verenler uzaylı. Millete saygısızlık, milleti kendi tabiriyle bilmem ne yerine koymak ancak bu kadar olabilir. Devam ediyor: Bir Cumhurbaşkanı tarafsız olamazmış, seçilirse taraf olacakmış. Sayın Demirel ve Sezer’de taraf olmuşlar, ama devletin tarafı olmuşlar, kendisi milletin tarafı olacakmış. Neresinden başlayıp neresini düzeltelim? Anayasanın 103’ncü maddesindeki Cumhurbaşkanı yemini şöyle bitiyor: “… üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine andiçerim.” Yani tarafsızlık bir Anayasal zorunluluk ve bunun için namus ve şeref sözü veriliyor. Eksik veya fazlaları olmuştur, tartışılacak, eleştirilecek şeyler vardır, ama şimdiye kadar ki bütün Cumhurbaşkanları bu yeminin gereğini yapaya çalıştılar. Buna sayın Demirel’de sayın Gül’de dahildir. Bütün bunlara rağmen, kendisi söylemese dahi, biz sayın Erdoğan’ın seçilmesi durumunda tarafsız olamayacağını zaten biliyoruz. Zira, İmralı canisiyle kurulan şeref masaları, Cumhurbaşkanı olabilmek için yapılan pazarlıklar ortadadır ve bunların gereğini yapabilmek için taraf olmak zorundadır. Kaldı ki, özellikle ihalelere olan ilgisi ve bu konudaki sicili, taraf olmasının ve hatta hükümetin yerine kendisini koymasının altında yatan sebebi çok net biçimde bize gösteriyor.

Şimdiden Anayasayı çiğniyor

Anayasa’nın 104’ncü maddesi, “Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk milletinin birliğini temsil eder; Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir.” Diyor. Biz sayın başbakanı ilk defa tanımıyoruz. 12 yıllık icraatlarından ne yaptığını da, ne yapacağını da çok iyi biliyoruz. Devletle meselesi olduğunu kendi sözleri ele veriyor. Hem devletin başı olmak isteyeceksiniz, hem devletle sorunlu olacaksınız. Hem Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milletinin birliğini temsil edeceksiniz, hem İmralı’daki bebek katiliyle şeref masaları kurup, ülkenin bölünmesine yol vereceksiniz. Hem devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözeteceksiniz, hem daha şimdiden iki başlılık olacağını ilan edeceksiniz.

Kendini tarif etti

Sayın başbakanın MHP için söyledikleri ayrı bir vahamet. Diğer partiler çıkardığı adaylarla seçmenlerini tam bir hayal kırıklığına uğratmışlarmış, genel başkan dayatmalara direnememişmiş, şimdi de CHP’nin vagonu, Pensilvanya’nın oyuncağı olmuşmuş. Yargı içindeki paraleleller hala hukuksuzluk peşinde koşuyormuş, CHP ve MHP de bunları koruyormuş. Yine şecaat arz ederken sirkatin söylemiş. Tam olarak kendilerini tarif etmiş. Cumhurbaşkanı olmak sayın Erdoğan için tek ve son çaredir. Ancak, Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu karşısında büyük bir hayal kırıklığına uğradığının farkındayız. MHP, çatı aday formülüyle, bu milletin dayatmalara karşı direncini arttırmış ve Recep Tayyip Erdoğan’a mahkum olmaktan kurtarmıştır. İmralı’daki bebek katilinin vagonu, 12 yıldır Pensilvanya’nın oyuncağı olduğunu yine sayın başbakanın kendi sözleri ve icraatları kesin biçimde belgelemiştir. Yıllardır bunları koruyan da, kollayan da AKP’dir ve bunu bizzat sayın başbakan itiraf etmiştir. Eğer ortada bir yanlış, bir hukuksuzluk varsa bunun hesabını AKP vermek zorundadır. Bu sicil orta yerde dururken, MHP’ye söz söylemek çaresizlik içinde çırpınmaktan başka bir önem ve anlam ifade etmiyor.

Bir sebep gösterin

Buradan hem sayın başbakana, hem Erdoğan’a oy vermeyi düşünenlere bir soru soruyorum. MHP tabanının İhsanoğlu’na değil de, Erdoğan’a oy vermesi için bir tek sebep gösterin. İkinciyi sormuyorum. Bulamazsınız. Bulsanız da inandıramazsınız. Ama ben size sadece MHP tabanının değil, AKP tabanın da niçin Erdoğan’a değil İhsanoğlu’na oy vermesi gerektiğinin yüzlerce, belki binlerce sebebini sayabilirim. Olumlu ve faydalı anlamda her neyi, hangi değeri, hangi özelliği ölçü alırsanız alın, sayın Erdoğan, sayın İhsanoğlu’nun yanında çok hafif kalır. Ve bunun böyle olduğunu bütün AKP grubu da, bakanları da, teşkilatları da, hatta seçmeni de bilir. Bütün bunlar MHP’nin ne kadar doğru, ne kadar haklı ve isabetli bir iş yaptığının ispatıdır.

Hak ve adalet ne diyor?

Sayın başbakanın kendine güveni olsaydı, derhal başbakanlıktan istifa eder, eşit, dürüst, hakka ve hakkaniyete uygun bir seçim yapılmasının yolunu açardı. Oysa bunun yerine, “Şimdi tutturmuşlar ‘Başbakan istifa etsin’ diyorlar. Bunlar anayasayı da bilmiyor. Başbakan aday olduğunda değil cumhurbaşkanı seçildiğinde istifa eder” savunması yapması, çaresizliğinin bir başka tezahürüdür. Hadi diyelim ki, Anaya istifayı gerektirmiyor. Peki, ahlak, insaf, adalet, hakkaniyet ne diyor? Tabi bu değerlerin sizin için bir önemi ve anlamı varsa.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.