SON DAKİKA
istanbul bayan escort escort mersin

Yine Kayıp, Yine Yalan

Bu haber 26 Eylül 2014 - 10:06 'de eklendi ve 11 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD gezisinde, AKP zihniyetinin ülkeyi ne hallere düşürdüğünün ibret veren yansımalarına şahit oluyoruz. Yaşananlar her ne kadar AKP siciline yakışıyor olsa da, ülkesini, milleti seven bir Türk vatandaşı olarak bizi son derece rahatsız ediyor.

Rehine kahramanlığının iç yüzü

Malum, sayın Erdoğan ABD yoluna çıkmadan önce Türkiye bir rehine kahramanlığı ile çalkalanıyordu. MİT, bütün dünyanın hayranlıkla izlediği bir operasyon yapmış ve 46 vatandaşımız kimsenin burnu bile kanamadan sağ-salim ülkelerine getirilmişti. Aradan henüz bir hafta geçmedi ve anlaşıldı ki, ortada bir kahramanlık değil, bir vahamet var. Bir terör örgütüyle daha masaya oturulmuş, her istedikleri verilmiştir. Bu durum bütün terör örgütlerini daha da cesaretlendirmiş ve azdırmıştır. Nitekim PKK ve uzantıları derhal harekete geçmiş, İmralı’daki bebek katili aynı pazarlıkların kendisiyle de yapılmasını istemiş ve tehditler savurmuştur.

Sınırda 4 saat beklemişler

Bu kadarla da kalmıyor. Rehinelerden Gaziantepli Veysel Can, zamanın Dışişleri Bakanı, şimdiki Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun talimatıyla IŞİD’e teslim olduklarını anlatıyor ve ekliyor: “Sınıra kadar IŞİD’in kontrolünde getirildik. MİT’e haber vermedikleri için 4 saat sınırda bekledik.” Bu açıklamalar nasıl bir tiyatro oynandığını ve bir vahametin, nasıl bir kahramanlığa dönüştürüldüğünü ibret verecek biçimde belgeliyor. Ülkenin varlığını ve birliğini korumakta, itibarını yükseltmekte son derece yetersiz kalsalar da, algı operasyonu yapmakta gerçekten çok ustalar.

Kerry’den öğrendik

Sayın Cumhurbaşkanı yola çıkmadan önce, ABD liderliğindeki koalisyona sadece lojistik ve istihbarat vereceklerini söylüyordu. Bu sözlerin henüz mürekkebi kurumadan, ABD Dışişleri Bakanı Kerry’den, IŞİD’e karşı kurulan uluslararası koalisyonda Türkiye’nin ön cephede yer alacağını öğrendik. IŞİD’in bölgeyi bataklığa dönüştürdüğünü ilan eden Sayın Cumhurbaşkanımıza “askeri siyasi, ne gerekiyorsa yapacağız” diyerek, Kerry’yi onaylamak kaldı. Kısacası, lojistik destek ABD’ye gidince Türk askerinin bataklığa sürülmesine dönüştü. İşin aslını İngiliz Financial Times gazetesi, “Erdoğan’ın Washington’un baskıları üzerine politika değiştirmek zorunda kaldı” diyerek ortaya koydu.

Hangi birini sayalım

Bütün bunlar başta da söylediğimiz gibi, AKP’nin siciline son derece uygundur. Daha önce benzer çok yaşadık. Hangi birini sayalım. Ofer’le yapılan görüşmeler gazete arşivlerinde mevcuttur. “Görüşmedim” dedikten saatler sonra, görüşmenin gizlice yapıldığı ve Tüpraş’ın yüzde 14’lük kısmının değerinin dörtte birine peşkeş çekildiği ortaya çıktı. Rasmussen’i veto ettiler ve ağır sözlerle eleştirdiler, bir hafta sonra bu sözleri söyleyen kendileri değilmiş gibi onay verdiler. Ermeni iftiralarını kabul eden tasarı üzerine Washington Büyükelçisi’ni geri çağırdılar, üç gün sonra birlikte ABD yollarına düştüler. “NATO’nun Libya’da ne işi var” sözünün üzerinden 24 saat geçmeden Türk gemilerinin, uçaklarının ve limanlarının Libya’ya müdahale için NATO emrine verilmesini ibretle izledik. Kaddafi’den barış ödülü almış, Başer Esad ile ortak bakanlar kurulu toplamış ve tatil yapmışlardı. “Van minut” tiyatrosu hafızalardadır. 9 Türk vatandaşını uluslar arası sularda katleden İsrail’i korumak için topraklarımıza savunma sistemleri yerleştirdik. Petriotlar için, “biz istemedik” dediler, NATO bunu Türkiye’nin talep ettiğini duyurdu. “Tetik bizde olacak” dediler, kumandanın da, tetiğin de bir Yunan generalin elinde olduğu açıklandı. “Hiçbir masrafa katılmayacağız” dediler, bütün külfeti Türkiye’nin üstleneceği anlaşıldı.

Sopayla ayar

Obama’nın Toronto’da bir saat kapısında beklettiği ve daha sonra da eline sopa alarak ayar verdiği dünyadaki ilk ve tek lider, ne acıdır ki bize nasip olmuştur. Yine Obama’nın ve daha sonra da Rus lideri Putin’in parmak işaretiyle kimi yanına çağırdığını bütün dünya ibretle izledi. Dünyanın neresinde olsa bu sicile sahip olan iktidarlar bırakın iktidarı, siyasetten silinir giderlerdi. Bizde ise bütün bunlar başarı sayılıyor ve “itibar” olarak değerlendiriliyor. Boşuna havuz kurup medyayı eksiksiz biçimde ele geçirmediler. Sayın Cumhurbaşkanımız BM Genel Kurulunda boş salona konuşuyor. Havuz medyası “fotoşopla” salonu doldurup, varlık sebebinin gereğini yerine getiriyor. Türk milleti bir defa kandırılıyor, bir defa daha aldatılıyor.

Başbakan nerede?

Dikkatinizi çekmiştir. Yazının başından itibaren hep Cumhurbaşkanını anlatıyoruz. Bu ülkenin bir de başbakanı var. Bu kadar önemli kararlar alınırken, Türk askeri bataklığa sürülürken, terör tehdidi yeni ve çok tehlikeli bir boyuta ulaşırken, sayın Başbakanımızın ne yaptığını merak edenleri hemen haberdar edelim. Başbakanımız sayın Cumhurbaşkanının ne kadar isabetli kararlar aldığını, itibarımızı ne kadar yükselttiğini ve Türkiye’nin saygınlığını ne kadar arttırdıklarını söyleyip, “kimsenin sabrımızı test etmeye kalkmaması” tehdidiyle de sözlerini bitirecektir.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.