SON DAKİKA

Yine analar ağladı

Bu haber 02 Nisan 2015 - 12:45 'de eklendi ve 14 kez görüntülendi.

Demokrasinin, hukukun, aklın, vicdanın önde olduğu ülkelerde değil bir yıl, birkaç yılda yaşanabilecek travmalar, Türkiye’nin 24 saatine sığar hale geldi. Ülkeyi ortaçağa döndüren ve henüz makul ve mantıklı bir izahı yapılamamış olan elektrik kesintisinin şokunu yaşarken, aynı gün içinde İstanbul Adliyesi’nde yaşanan terör saldırısına şahitlik ettik. Şehit edilen savcımızın acısını bütün hücrelerimizde yaşadık.

Konuşulacak, yazılacak o kadar şey var ki. Çok üzgün, çok kırgın ve çok kızgınız. Ülkeyi bu durumlara düşürenler, bir de üste çıkıp ahkam kesiyorlar. Yapılan açıklamaları dinlerken şaşırıp kalıyorsunuz. Elektrik kesintisi konusunda, kem-küm etmenin ötesine geçemiyorlar.Değerlendirmeleri, izahatları yetersizliğin, iş bilmezliğin, ihmalin itirafı olmaktan ileri gidemiyor.Sözleriyle, 13 yıldır yönettikleri devleti nasıl çökerttiklerini, kurumların altını nasıl boşalttıklarını ortaya koyuyorlar. En sonunda, “trafoya kediler girmiş” türünde bir savunma duymak, bizi asla şaşırtmayacaktır.

KESİNTİNİN ASIL SEBEBİ
Kesintinin asıl sebebini MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, “Enerji sektöründeki plansız ve kontrolsüz özelleştirme furyası, sistemik handikaplar, kârdan başka gözü hiçbir şey görmeyen yandaş şirketlerin neden olduğu çarpıklıklar muhatap kalınan sıkıntıların ana kaynağıdır.” Sözleriyle ortaya koymuş; “Başbakan Davutoğlu oluşturulan kriz masasına önce kendisini ve hükümetini yatırmalı, kesintilere neden olabilecek tüm ihtimalleri hesaba katarak pro-aktif bir şekilde hareket edecek siyasi feraseti gösterebilmelidir.” Diyerek de, yapılması gerekeni göstermiştir.

ELEKTRİK KESİNTİSİ
İstanbul’da şehit edilen savcımız için gelen açıklamalar da, elektrik kesintisi için yapılanlardan farklı değil. Cumhurbaşkanı ve Başbakan, telaşla olayın siyasi malzeme yapılmaması yönünde beyanatlar vermişlerdir. Ancak, şu vahamete bakınız ki, diğer taraftan mazlumu oynamakta, mağduru edebiyatı yapmakta fırsatı kaçırmamış ve siyasetin dibine inmişlerdir. Sayın Cumhurbaşkanının İstanbul Adliyesindeki kalleş saldırı için Romanya’dan yaptığı, “Terörle mücadelemiz kararlı biçimde sürecek, çözüm sürecini baltalamaya yönelik, demokrasiyi hazmedemeyenlerin bir tavrı.” Açıklaması çok duyduğumuz, çok alıştığımız bir tekerlemeden ileri gidememiştir.

CEVAP ARAYAN SORULAR
Ortada cevap arayan çok vahim sorular var. Elinde silah olan azılı katiller Adliye Sarayına nasıl bu kadar rahat girebiliyor? Acele yapılan açıklamalarla, dikkatlerin avukatlara çekilmesinin altında yatan nedir? Şehit Savcının, Berkin Elvan soruşturmasında ve gezi olaylarında yaralananlarla ilgili yeni gelişmelere ulaştığı, bazı polis isimleri için kriminal inceleme istediği basında yer almıştır. Bu durumdan kimler rahatsız olmuştur? Teröristlerin olay sırasında yurt dışı ile telefon görüşmeler yapmaları niçin engellenmedi? Bir gözdağı mı verilmek istenmiştir? Daha onlarca soru sormak mümkündür.

KİRALIK ÇETE
Terör örgütü DHKP-C’nin kiralık bir çete olduğu dikkate alındığında bu kanlı saldırıyla neyi amaçladığı, hangi mesajları vermeye çalıştığı sır olmaktan çıkacaktır ki, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, bu konuda şu değerlendirmeyi yapmıştır: “Toplumsal cepheleşmelerden memnuniyet duyanlara, Berkin Elvan’ın körpecik bedeni üzerinden istismar yarışına girenlere gün doğmuştur. Şiddete yatırım yapan, efendileri namına tetik çeken, siyasi maksatlarla kullanılan eli kanlı canavarlar yeniden öldürme sahnesine çıkmışlardır. Anlaşılan İstanbul’daki terörist saldırının Çağlayan’daki Adliye Sarayı’nda gerçekleşmesi özellikle kurgulanmıştır. Zira her terörist saldırının ardında ahlaksız bir hedef yatmaktadır. İstanbul’da, güpegündüz, hem de bir Adliye’de böylesi bir saldırının yapılması kesinlikle bağımsız ve bağlantısız olamayacaktır.”

İSTİHBARAT NEREDE?
Türkiye’de bugün yaşananların tamamı, 13 yıllık AKP iktidarının bir yansımasıdır. Sayın Devlet Bahçeli’de bu durumu şu sözlerle değerlendirmiş ve şu soruları sormuştur: “Türkiye bir ucunda AKP’nin bulunduğu, diğer ucunda kanlı mihrak ve odakların yer aldığı kirli bir tezgâhın tam göbeğindedir. Türkiye makasa alınmış, cendereye sokulmuş, şaibeli ve şüpheli ilişkilerin içerisine itilmiştir. Birileri teröristleri açıktan açığa sevk ve idare etmekte, gündem mühendisliği yapmaktadır. Hukuk insanlarının can güvenliğiyle ilgili tereddütlerin uyandığı Türkiye’de, milyonlarca insanımızın emniyeti nasıl sağlanacaktır? Her şeyi geçtik de, bu ülkede istihbarat teşkilatı ne iş yapmakta, neyle uğraşmaktadır? Terör örgütünün eylem planını deşifre edemeyen, adliye koridorlarına kadar taşınan örgüt paçavralarını ve silahları göremeyen, bulamayan ve tespit edemeyen istihbarat birimleri kimin hizmetindedir, kimlere çalışmaktadır? Mevcut güvenlik zaafıyla milli beka ve birliğimiz nasıl ve hangi yollardan muhafaza ve müdafaa edilecektir?”

TERÖR ÖRGÜTLERİNE UMUT VERENLER
AKP hükümeti olayların arkasında çaresizce sürüklenmektedir. Sayın Bahçeli, hükümetin bu hazin durumunu için şunları söylemiştir: “Şu kara mizah gibi açıklamaya bakınız ki, Başbakan Davutoğlu medyayı teröre karşı mücadeleye çağırmaktadır. Teröre teslim olan, teröristlerle pazarlıklar yapan, terör örgütleriyle yediği içtiği ayrı gitmeyen bir hükümetin eğreti başkanı, çağrısını medyaya değil, aynanın karşısına geçip kendisine yapmalıdır. Davutoğlu, ‘Gün teröre karşı bir olma, teröre karşı omuz omuza verme günüdür.’ diyerek sanki günah çıkarmaktadır. Türk milleti teröre karşı birdir, teröre tavizsiz ve öfke doludur. Başbakan’ın bundan en ufak bir şüphesi olmamalıdır. Fakat teröre karşı bir olmak yerine, terörle birlik içinde olan; teröristlerle kol kola yürüyen Başbakan ve hükümetinden başkası değildir. Şu güne kadar terör örgütlerini kimin motive ettiği, kimlerin bölücülük takımında canilerle aynı kadroda bulunduğu bellidir. Terör örgütlerine kimin şevk, moral ve umut verdiği de ortadadır.”

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.