SON DAKİKA

Yıkımın ekonomik yüzü

Bu haber 18 Nisan 2013 - 10:06 'de eklendi ve 12 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

Türkiye’nin yaşadığı büyük yıkımın sadece siyasi alanda olmadığı, ekonomin de perişan edildiğini devletin resmi rakamları söylüyor. İçi boş övünmeler, İMF borçlarını silme tekerlemesi üzerinden milliyetçilik dersi verme komiklikleri, “kelle” denilen aziz şehitlerin ailelerini parayla susturma gayretleri belki günü kurtarıyor, ama ülkenin ekonomik olarak da bir felakete gittiği gerçeğini değiştirmiyor.

Böyle bir dönem hiç olmadı

Başka hiçbir ölçüye gerek kalmadan kendi bakanlarının söyledikleri, iş dünyasından gelen feryatlar başbakana fazlasıyla cevap oluşturuyor. Mesela, Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özbir’in söyledikleri ekonominin ne halde olduğunu bütün çıplaklığı ile ortaya koymaktadır. “Her gün 30 firmanın kaydını siliyoruz, böyle bir dönem hiç olmadı. Yani bu firmalar batmış, bitmiş. yok” diyor. ASO bir muhalefet partisi değil. Ankara sanayisinin patronu bunu söylüyor. Başbakanın hışmını, başına gelebilecekleri göze alarak feryat ediyor. “Böyle bir dönem hiç olmadı” cümlesinin altını çiziyorum. Her hangi bir dönemi ölçü almıyor. Çünkü, bugünkü perişanlığa ölçü olabilecek bir dönem yok.

MHP’nin uyarısı

ASO Başkanın sözleri MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin iki gün önce grup toplantısında söylediklerinin de teyididir. Sayın Bahçeli’de ekonominin çöküşünü gündeme getirdi ve rakamlar vererek, bir durum tespiti yaptı. Ekonominin kalbi olan kurumların yok edildiğini, fabrikalar, tesisler ve üretim odaklı çalışan firmaların bir bir kapanmak ve kapılarına kilit vurmak zorunda kaldıklarını söyledi. Ekonominin can damarı olan ve başta tekstil, giyim, deri ürünleri, oyuncak ve mobilya gibi emek yoğun sektörlerin Çin, Hindistan ve diğer Uzak Doğu ülkelerin istilasına uğramasını hatırlattı ve kapanan şirket ve işyerlerine dikkat çekti. Bu durumun doğal sonucu olarak protestolu senet ve karşılıksız çek rakamları patlamakta ve piyasayı daha da sıkıntılı duruma sokmaktadır. Türkiye’nin bugünkü şartlarında, sanayici, işadamı ve esnaf borç tuzağında kıvranmaktadır.

Borç, 10 yılda 10 kat arttı

AKP döneminde Türkiye’nin iç ve dış borçları endişe vericidir. Cari açık aynı şekilde çok tehlikeli boyutlardadır. IMF borcunu sıfırlamakla övünenler, ülkeyi soktukları borç batağından hiç bahsetmekte ve bu konuda da milletin aklıyla dalga geçmektedirler. Kişi başına düşen milli gelir yerinde sayarken, kişi başına düşen borç 10 yılda 10 kat artmıştır. Türkiye’ye giren sıcak paranın ranta yönelmesiyle üretimi olmayan bir tüketim çılgınlığı yaşanmış ve bunun sonucu olarak tüketici kredileri ve kredi kart batağı artık dayanılmaz boyutlara ulaşmıştır. Doğal olarak bankacılık kesiminin borç hacminde önemli oranda bir artış söz konusudur. Bu şartlarda enflasyon hedeflerinin tutturulması imkansızdır. Nitekim, AKP’nin devraldığı ekonomik politikaların etkisiyle ilk 2 yılda yüzde 10’ların altına kadar gerileyen enflasyon, son 8 yılda yerinde saymakta, hatta iki rakamlı haneleri zorlamaktadır. Buna karşılık işçi, memur, emekli maaşlarında yapılan artışlar bu oranın yarısını bile bulmamaktadır. Böyle bir ekonominin zam ve vergiye yönelmesi kaçınılmaz hale gelmekte, bu durum zaten büyük sıkıntı içindeki vatandaşı canından bezdirmektedir.

Hesapsız harcamanın sonucu

Gazetelerin birinci sayfalarında yer alan bir başka haber daha vardı. Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ikinci defa bir varlık barışı çıkarmak için çalıştıklarını açıklamış. Bu açıklama AKP ekonomisinin esasını oluşturmaktadır. Yatırım yapmadan, üretmeden, çalışmadan; borç alarak, eldekini satarak, tamamen ranta yönelik olarak sıcak parayı teşvik ederek günü kurtarmaya uğraşmak, işte tam da budur. 11 yıldır bu yapılmaktadır. İşte bu yüzdendir ki, ithalat patlıyor, borç katlandıkça katlanıyor, cari açık rekor üstüne rekor kırıyor, masa başı oyunlarına rağmen işsizlik büyüyor. Bu şartlar insanları göbeğinden yakalayıp, bir çuval kömüre razı etme gibi bir imkan sağlasa da, sosyal yapıyı darmadağın etmesi, huzursuzluğun artması kaçınılmaz hale geliyor. Nitekim, AKP döneminde sosyal yapı içinden çıkılmaz bir hal almış, suç patlamış, cezaevlerinde yer kalmamıştır. Onun için yeni hapishaneler yapma gereği ortaya çıkıyor ki, bununla da övündüklerini ibretle izledik.

Samimi insanlar rahatsız

Yanaşmalar, beslemeler, akrabalar, yandaşlar, candaşlar bu girdabın dışındadır. Onlar için her şey yolundadır. Hayal edemeyecekleri imkanlara kavuşmuş ve nevi şahsına münhasır bir sektör oluşturmuşlardır. Bu sektörün trajikomik hikayeleri yandaş medyada zaman zaman tefrika edilmektedir. Özellikle samimi Müslümanlar, dini bütün insanlar, helali-haramı bilenler bu görgüsüzlükten, bu talandan, bu iki yüzlülükten büyük rahatsızlık duyduklarını haykırmaktadırlar. Toplum dengeleri sarsılmakta, bütün insani ve manevi değerler yerle bir olmaktadır. Genel durum bu olunca, fırsatı ganimet bilerek düzene uyup küpünü doldurmak isteyenler rant peşinde koşmaktan ülkenin meselelerine bakacak zaman bulamıyorlar. Ortaya duyarsız, ilgisiz ve menfaati her şeyin önünde tutan bir kesim çıkıyor. Bu aynı zamanda AKP’nin nereden ve nasıl oy aldığının da izahıdır. İşte bu yüzden ihanet bu kadar kolay ve hızlı yol alıyor. Neresinden bakarsanız bakın, neyi ölçü alırsanız alın, sonuç hep yıkım oluyor. Onun için diyoruz, AKP döneminde hiçbir şey tesadüf değil.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.