Asikurtlar©

Yenik Türkiye’nin istikrarı

Yenik Türkiye’nin istikrarı
21 Ocak 2016 - 12:33 'de eklendi ve 4155 kez görüntülendi.

 

 

“İstikrar” diyerek milleti afyonlayıp iktidarı aradan kaçıranlar, Türkiye’yi namerde muhtaç ettiler. İsrail ve Barzani’den himmet bekleyen bir hükümetimiz var. PKK ile kurdukları kirli ortaklığın vardığı yer ise şehirlerin kaçırılması olmuştur. Teslimiyet, vahamet, gözyaşı, kan ve kayıp çok istikrarlı biçimde devam etmektedir. Bunun yanında yoksullukta, talanda, yalanda, işsizlikte, açlıkta, hukuksuzlukta ve dayatmada istikrar zirve yapmış durumdadır.

 

ACI İTİRAFLAR

Sayın Cumhurbaşkanı millet sırtından bindirilmiş muhtarlara verdiği saltanat yemeğinde bu hazin manzarayı, “Yeni Türkiye” olarak niteledi. Yaptığı konuşma AKP ile geçen 13 yılda ülkenin ne hale geldiğinin acı bir itirafı olmaktan öteye geçemedi. Ülkeyi nasıl terör örgütünün insaf ve inisiyatifine terk edip içinden çıkılmaz hale getirdiklerini anlatıp, bunun suçunu da muhalefete yüklemek gibi dünyada eşi benzeri görülmemiş bir değerlendirmede bulundu. PKK yandaşı aydınların yayınladıkları sözde bildiriyi yerden yere vurmak güzel de, bu durum PKK ile kurulan masaları unutturmaya da, teröristlerin bilerek ve isteyerek dağlardan indirilip şehirlere salındığı gerçeğini değiştirmeye yetmiyor. Bu vahim tablonun getirilip başkanlık sistemine bağlanmasını, bir defa daha hayretle izledik. Bir muhtar kalkıp, “sayın Cumhurbaşkanı o akademisyen güruhu Üniversitelere kimin döneminde yerleştirildi ve bu cüreti nereden buldular” diye sorsaydı, ne cevap verilirdi çok merak ediyorum.

 

YARIN NE OLACAĞINI KİMSE BİLMİYOR

Yeni Türkiye’nin ne olduğuna biraz daha yakından bakınca gördüklerimiz, AKP’ye son derece yakışıyor olsa da, bu milletin ve ülkenin perişanlığını çok net şekilde ortaya koyuyor. AKP’nin yeni Türkiye’sinde orta sınıf geçim derdiyle kıvranmakta, işsizlik girdabında çırpınmaktadır.Milyonlarca insan yarın ne olacağını bilmeden, günü kurtarabilmenin telaşına düşmüştür ve çaresiz biçimde hayat mücadelesi vermektedir. İşgücü taşeronluk sistemiyle ablukaya alınmış, musluğundan havuza bir pay akıtmayan iş adamlarının yaşama hakları ellerinden alınmıştır. Gençler bir türlü gelecek kaygısından kurtulamazken,  çocuklar sokak ortasında her türlü tehdit ve tehlikeye açık hale getirilmiştir.  Kadın cinayetlerinin, adi suçların sıradanlaştığı, cinnet geçirip karısını ve çocuklarını katleden babaların olduğu, kredi kartı borcunu ödeme gücü olmadığı ve itibarından olma endişesiyle intihar eden insanların arttığı bir dönemi yaşıyoruz.

 

AHLAK VE ERDEM

Sözde muhafazakârlığın her yanı sardığı, ancak içselleşmiş dindarlığın, ahlâkın, erdemin, doğruluğun, dürüstlüğün rafa kaldırıldığı bir anlayış her yere hakim olmaya başlamıştır. Gayrimüslim vakıflarına ait mülkler kendilerine verilirken, İslam vakıf mülkleri üzerinden birilerine rant sağlandığı, komşunun mezhebinin, etnik kimliğinin sorgulandığı bir yeni Türkiye sosyolojisi oluşmuştur.  Çıkarılan bir kanunun eksik ve yanlış görülerek bir yılda 3 kez değişikliğe uğradığı, kanunların yönetmeliklerle delinerek adaletsizliğin örneklerinin verildiği, Anayasa’ya aykırı kanunlar çıkarma pişkinliğinden gurur duyan bir siyasi anlayışın sergilendiği bir zihniyetle karşı karşıyayız. Basın özgürlüğünden bahsedip onlarca basın mensubunun mahkûm edildiği, basın yayın organlarının baskı altına alındığı, bizzat iktidar sahipleri tarafından uyarıldığı ve yayın yasaklarının alenen uygulanarak yazarların işine son verildiğini içimiz sızlayarak izliyoruz.

 

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

Yolsuzlukların örtüldüğü, onlarca ihale yolsuzluklarının örtbas edildiği, ismi “Türkiye” olan bir ülkede “Türk” ve “Türk Milleti” sözüne alerji duyulduğu, bayrağın tahrik unsuru olarak görüldüğü, dağlardaki, okullardaki, meydanlardaki, Atatürk büstlerindeki “Ne Mutlu Türk’üm Diyene!” sözlerinin kaldırıldığı bir süreçten geçtik. Cumhuriyetin kuruluşunun sembolü olan ve bu ülkenin kurucusuna, tarihine ve geçmişine ait ne varsa tamamı ya ortadan kaldırıldı, ya da itibarsız hale getirildi. Şehit analarının aşağılandığı, insanların sizden-bizden diye ayrıştırıldığı, bu bozuk düzeni onaylamayanlara neredeyse hayat hakkının bile tanınmadığı bir dönemin içindeyiz.  Yargıya müdahale edilerek, zülfüyâra dokunduğu zaman birtakım isnatlarla savcıların görevden alınıp süründürüldüğü, korku ve endişenin her yanı sardığı bir Türkiye tablosuyla karşı karşıyayız. TEOG (Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş) sınavlarında yapılan yanlışlıklar sonucu yüzlerce kilometre mesafede okullara yerleştirilen çocukların olduğu; kazanılmış haklara rağmen, sırf Hükûmete yakın olmadıkları düşüncesiyle, bulundukları okullarda dört yılı dolduran okul müdürlerinin, müdür yardımcılarının, Millî Eğitim Bakanlığındaki binlerce idarecinin hukuk dışı bir uygulamayla görevden alındığı bir ucubeyle muhatabız. Onüç senedir iktidardakilerin bile sayısını hatırlamadığı kadar ülkemizin geleceğinin teminatı çocuklarımızın eğitim sistemlerinin, girdikleri sınavlarının yazboz tahtasına döndürüldüğü bir garabete şahit olduk. Ülkenin isminin kısaltması olan “T.C.” ibaresinin, devleti yönetenleri rahatsız ederek, devletin resmî kurumlarının isimlerinin başından kaldırıldığına şahit olduk.

 

SOSYAL DURUM

18 yaşını doldurmadan evlendirilen çocuk sayısının 130 bini aştığı, komşularla sıfır sorundan sorunsuz komşunun kalmadığı, 2,5 milyon Suriyeli mültecinin ülkemizde her an patlamaya hazır bomba gibi kontrolsüz dolaştığı, sınırlarımızdan her türlü belanın yağdığı bir tabloyu sindirmeye çalışıyoruz. Ülkede hemen herkesin takibe alındığı, ülkenin en mahrem bilgilerinin yabancı devletlerce dinlendiği ama sözünün dinlenmediği bir acı tabloyu hep birlikte yaşıyoruz. Afrika’da, ismi bilinmeyen ülkelerde büyükelçilikler açarken, en yakın komşularında en kritik bir dönemde büyükelçiliklerin olmadığı bir hazin tabloyla karşı karşıyayız. Toprağı PKK paçavralarının asıldığı, katillerin heykellerinin dikildiği, Türk bayraklarının indirildiği bir ülkede yaşıyoruz.

Bir defa daha ve altını çizerek belirtelim: “Eski Türkiye”  1923 yılında Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları tarafından kurulmuş, temelleri sağlam olarak atılmış bir ülkedir. “Yeni Türkiye” sorunludur, sancılıdır ve bölünmeye adaydır.  Yeni Türkiye, yenik Türkiye’dir.

Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER