SON DAKİKA

ATATÜRK OLMASAYDI…

KÖŞE YAZILARI

Yeni Türkiye

Bu haber 30 Aralık 2013 - 9:28 'de eklendi ve 20 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

Türkiye’nin AKP ile geçen 12 yılından sonra gelinen nokta, talanın, yolsuzluğun, rüşvetin, çetelerin, faiz lobilerinin, karanlık güçlerin, dış mihrakların her yanı sardığı bir çıkmazdır. Bu bizim iddiamız değildir. Yargıya havale edilenler ve bizzat sayın başbakanın beyanları bunu söylüyor. Her konuşma yetersizliğin, teslimiyetin, çaresizliğin ve telaşın bir itirafı, yargının her kararı talan düzeninin bir belgesi niteliğindedir.

Eşine az rastlanır bir durum

Asıl hayret edilecek durum, ülkeyi perişan bir hale getirdiklerini meydan meydan dolaşarak itiraf edenlerin, çare olarak hala kendilerini gösterme cesaretleridir. Sayın başbakanı dinlerken zannedersiniz ki, 12 yıllık bir iktidar sona ermiş, bir başka parti yönetimi devralmış. Yeni başbakan kendinden önceki dönemin yetersizlerini, yanlışlarını sıralayıp bundan sonra yapacaklarını anlatıyor. Bu siyaset tarihinde eşine az rastlanır bir durumdur ve bütün dünya ibretle izlemektedir. Sayın başbakan, “yeni Türkiye” diyerek bunun adını da koymuştur. 12 yıl tek başına iktidar olacaksınız, en küçük tayinden, en büyük ihalelere kadar her kararı tek başınıza vereceksiniz, sonra geriye baktığınızda gördüğünüz karanlık ve perişan tabloyu birilerine ihale edip, yeni Türkiye’den bahsedeceksiniz. Bunun bir siyaset ustalığı olduğunu kabul ediyoruz da, insanların aklıyla alay etmenin de bir sınırı olmalıdır. Birgün birisi çıkar ve başbakan tarafından geri zekalı yerine konulduğunu söyleyerek, yargı yoluna başvurursa hiç şaşırmam.

Devlet işlemez halde

Doğru olan tek şey, ülkenin içerden ve dışarıdan sarıldığı ve yönetilemez duruma getirildiğidir. Her yerden ve en küçüğü milyar dolarlardan başlayan yolsuzluk ve rüşvet iddiaları fışkırmaktadır. Devleti oluşturan kurumlar işlemez hale gelmiş ve sistem çökmüştür. Çok daha acı olanı ülke ve millet düşmanlarının bu durumu fırsat bilerek harekete geçmeleri ve vatanın varlığını ve birliğini ameliyat masasına yatırmalarıdır. Korkarım ki, bu perişan tablo bu ihanete bir uluslararası boyut da kazandıracaktır. Türkiye’yi idare eden siyasi iradenin karar verecek imkan ve kabiliyete sahip olmadığı, kurumların işlerliğini kaybettiği, yargı kararlarının bizzat başbakanın açıklamaları ile tartışmalı ve güvenilmez bir hal aldığı ileri sürülerek bir oldu-bitti oluşturulmak istenirse, asıl büyük ihanet işte o zaman ortaya çıkacaktır.

Alay konusu oluyoruz

AKP bu ülkeye ve bu millete çok pahalıya mal olmuştur. Başka hiçbir ölçü olmasa dahi, yetim hakkı yemenin bu kadar sıradanlaştığı bir yönetimden hayırlı ve faydalı bir sonuç beklemek eşyanın tabiatına aykırı olduğu gibi, imana, vicdana ve ahlaka da uygun düşmez. Zaten düşmemiştir ve Türkiye tarihinin en kapsamlı belalarıyla, en büyük soygunlarıyla, en ağır ihanetleriyle ve en acı yıkımıyla karşı karşıyadır. Son gelişmelerle ilgili dış basında yer alan haber ve yorumlar, yabancı siyaset adamlarının değerlendirmeleri çok yaralayıcı ve onur kırıcıdır. Üçüncü sınıf dünya ülkelerinde bile alay konusu edilecek bir duruma düştük. AKP ile geçen her gün bu belaların daha da büyümesi, bu soygunun daha da ileri gitmesi, bu ihanetin artık ete kemiğe bürünüp sonuç alması ve bu yıkımın enkaza dönüşmesinden başka bir sonuç doğurmayacaktır.

Temel şart AKP’den kurtulmak

Türkiye’nin bir yenilenmeye ihtiyacı olduğu kesindir. 12 yıllık AKP iktidarının eski ve eksik olduğunu, ağır bedeller ödettiğini bizzat sayın başbakan söylemektedir. Bu durumda yenilenmenin temel şartı AKP’den kurtulmaktır. Tarihi bile kendisiyle başlatan, kendi varlığını her şeyin üzerinde gören, itiraz edeni, gerçekleri söyleyeni, yalanı, talanı ve ihaneti ortaya çıkaranı düşman ilan edip, elindeki bütün imkanlarla saldıran bir zihniyetle nereye varılabilir? AKP’nin millet iradesiyle siyaset dışında bırakıldığı, gelenlerin de bizzat sayın başbakanın itiraf ettiği yetersizliklerin ve yargının şimdilik ortaya çıkardıklarının hesabını soracağı bir Türkiye, ancak yeni Türkiye olabilir. Aksi halde eski Türkiye ile devam edilir ki, bunun maliyetini kestirmek bile artık imkansızdır.

Karanlık zifiri, sabah yakındır

Her karanlığın bir sonu vardır. Türkiye’nin şu anda zifiri bir karanlığın içine girmiş olması, sabahın yakın olduğunun göstergesidir. AKP yönetimi de bunun farkındadır ve çok usta oldukları, ancak artık eskimiş bir taktikle, cepheleştirerek, ötekileştirerek, gererek, hayali düşmanlar oluşturup oralara saldırarak, inanç istismarı yaparak, mağduriyet tiyatroları oynayarak bir çıkış yolu aramaktadır. Ancak varlıklarının temeli olan dehşet dengesi artık bozulmuştur ve dikiş tutmayacağı gibi, yeni rezilliklerin, yeni talanların, yeni yalanların ortalığa saçılması kaçınılmaz görünüyor. Çırpındıkça batıyor, battıkça çırpınıyorlar. Her ne olursa olsun, ümitsiz ve çaresiz değiliz. Bu milletin en zor ve sıkıntılı dönemlerde nasıl silkindiğini ve ayağa kalktığını çok iyi biliyoruz. Yine öyle olacağından zerre kadar şüpheniz yoktur.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.