SON DAKİKA

TÜRK BAYRAĞINA SARILMAK

Gündem Yazıları

Yeni dünya düzeni ve Türkiye

Bu haber 04 Haziran 2017 - 14:08 'de eklendi ve 10 kez görüntülendi.

Yeni Dünya Düzeni kavramı Dünya Savaşları sonrasında 1918 ve 1945’den sonranki dönemlerde kullanılmıştır. Daha sonra, Aralık 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrasında Soğuk Savaşın resmen bitmesi, 20.yüzyıl tarihinde üçüncü kez tekrar ”Yeni Dünya Düzeni” denilen kavramın kullanıldığı bir dönem başlamış olduğunu görüyoruz.
Soğuk Savaş sonunda, ilk kez ABD Başkanı George Bush’un Körfez Savaşı sırasında yeniden güncellediği kavram,bir yandan serbest piyasa ekonomisinin ,diğer yandan insan haklarına dayalı bir demokrasi anlayışından bahsediyordu.Fakat en temelde ,ABD ile Sovyetler Birliği arasında yapılan Soğuk Savaş’ta ABD’nin mutlak galip gelmesinden hareketle ideolojik mücadelenin ve hatta tarihin sonuna gelindiği anlayışına dayanmaktadır.

 

Buna göre, ABD’nin temsil ettiği liberal kapitalizm galip gelmiş ve kendisine alternatif bir ideoloji kalmamıştı. ABD liderliğinde tek kutupluluğa dayanan Yeni Dünya Düzeni, Batı’nın bu türden bir kendine güvenle tüm dünyaya sunduğu ekonomik ve siyasal modeli ifade etmektedir. Yeni Dünya Düzeni işleyen bir düzen ve istikrar getirmedi aslında. Soğuk savaş dönemi nispeten daha istikrarlı bir dönemdi.Soğuk Savaş dönemi sonrası dünya daha tehlikeli bir döneme girmiştir. Bu yeni dönemde devlet dışı aktörler devreye girdi.Siyaset ve ekonomide etkinlik kazanmaları ve denetilmeleri güç gelişmelere yol açtı. Bu d0önemde, kitle imha silahları, Terör, gelir adaletsizliği ve benzeri sorunlar gündemde öne çıktı.

 

 

Soğuk Savaş dönemi Doğu Batı kutuplaşmasının yerini,zengin -yoksul ayrımı referansla, Kuzey-Güney kutuplaşmasından bahsedilmeye başlandı. Belki de hepsinden en önemlisi, Soğuk Savaşın ideolojik ayrılmalarının yerine , medeniyetler arasındaki farklılıklardan kaynaklanan mücadelenin geldiği iddia edilmeye başlandı.Amerikalı siyaset bilimci Samuel Huntington tarafından ”medeniyetler çatışması” olarak adlandırılan bu iddiaya göre yeni dönemde dünya, başta Batı olmak üzere, İslam, Ortadoks Hristiyan, Çin, Hint, Japon gibi medeniyetler arasında çatışmaya sahne olacaktır. Burada özellikle Batı ile İslam medeniyeti arasında çatışma olacağı vurgulanmaktadır.

 

 

1990’larda Orta Doğu’da artan Batı ve özellikle ABD etkinliği karşısında İslam toplumlarının giderek artan tepkiselliği ve bölgede yaşanan savaşlar, medeniyet savaşları tezinin geniş yankı bulmasını sağladı. İstenen amaçta bu olsa gerek.
Yeni Dünya Düzeni söylemini geliştirenler ve işleyenler hep aynı gruplar ve aynı düşünce birlikleri.Dünyaya hükmetmeye çalışan bir teşkilatın mensupları gibiler. Dünyanın efendiliğine soyunan Batılı liderlerin sık sık yeni dünya düzeninde yeni bir aşamada olduklarını beyan ediyorlar. Hedefleri aynı, Demokrasi ve İnsan Hakları adı altında çeşitlik ekonomik sistemler kurarak ,istedikleri bölgelere terör yada savaşla hükmetmek. Savaşların da dünya ticaretinin de barış heyetlerinin de medyanın da iplerini onlar çekiştirmekteler.Bu açıdan bakarak Yeni bir dünya düzeni içinde Türkiye neresinde.
Dünya savaşlarından sonra dünyaya düzen getirmek için yapılan bu çalışmalar ve adımlar çökmektedir. Hiçbir ülke bu çöküşe hazır değildi. Türkiye ise Dünyanın çöküşünden en fazla etkilenen ülkelerden biridir.Ortadoğu’da yeni düzen çalışmaları, I. Dünya Savaşı’nın sonrasında dağılan Osmanlı İmparatorluğu’nun yerine Sykes-Picot Antlaşması’yla Ortadoğu’ya suni sınırlar çizildi.Oluşan yeni harita, kriz çıkarmak için özel planlanmıştı. Ve krizlerde kısa sürede çıktı. Çöküş ise 21’inci yüzyılda gerçekleşti. Yapay Ortadoğu, kendi içine yerleştirilen yapısal kırılğanlık ancak bu zamana kadar dayanabildi. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonrada ileride Amerika’nın liderliğinde çalışacak dünyanın kurumları getirildi. İkinci Dünya savaşından nispeten yara almadan kurtulan, İlk savaştan sonra oluşan yeni düzenden en fazla etkilenen Türkiye, ikinci dünya savaşından sonra oluşan yeni düzende de aktif biçimde yer aldı.Müslüman ülkelerdeki sistem ve yapıların güçsüzlüğü, terör, batı eksenindeki çıkarcı çevrelerin bölgeye büyük projelerle yerleşmesi. Sınır komşularımız Irak , daha sonar Suriye nedeniyle Ortadoğu düzeni çökme noktasına geldi.
İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden çıkmasıyla ikinci savaş sonrasında oluşan yeni Dünya düzenin o ayağı da çöküyor. Yani dünya bir çalkantı içinde ve ne yazık ki anlattığımız nedenlerden dolayı Türkiye buhranın ortasındadır. Ortadoğu’da ve Batı dünyasında çöken düzenlerin yerine ne geleceği konusunda şu aşamada henüz bir netlik yoktur, ama şurası kesin ki bir düzen mutlaka getirilecek. 21’inci yüzyıl, yeni dünya düzeninin kurulduğu ve dünya haritaların yeniden çizildiği yüzyıl olacak.Bu durum ençok Ortadoğu ne Türkiye’mizi etkileyecektir.

 

Ortadoğu’daki özel konumu ve Batı’yla ilişkilerindeki özel bağlantıları nedeniyle bu değişimde Türkiye’nin nasıl bir rol oynayacağı ve konumunun ne olacağı en çok merak edilen ama şu anda cevabı meçhul olan bir konu.Türkiye’nin bir an önce kendi pozisyonunu netleştirmesi ve dünyanın geleceğinde kendisine biçtiği rol ve konumu dünyaya anlatması gerekiyor. Burada Türkiye, terör ve bölünme tehtidine karşı uyguladığı güvenlik politikasını yeniden güncellemeli.
Günümüz son durum belirlemelerinde İngiltere’nin, Avrupa Birliği’nden çıkmasından hemen sonra Çin’in önderliğinde Dünya Bankası’nın yerine getirilip onun gibi çalışacak yeni bir büyük dünya bankası kurulmasının gündeme gelmesi önceden planlandığı aşikardır. Çünkü Çin, çöken düzenin yerine kurulacak yeni düzenin hâkim ülkesi olmayı planlıyor. Bu konuda Rusya’yla da işbirliği yapabilir. İngiltere, Amerika ile özel ilişkisi doğrultusunda yeni düzende söz sahibi olmaya, direnmeye çalışırken Avrupa’nın Almanya tarafından uzun süreli taşınabileceği meçhul gibi görünüyor. Tam bugünlerde Türkiye’nin, Almanya heyetinin İncirlik ziyaretine izin vermemesiyle bir krizin patlaması da tesadüf değildir. Bu da yeni düzen kurulması sürecinin parçası olan bir anlaşmazlıktır.Yeni düzenin süper devleti olmak için ekonomisi ve dünyaya katkısı nedeniyle zaten buna hazır olan Çin, uçak gemileri atağıyla da dünya polisi olmanın adımlarını atıyor.

 

 

Son zamanlarda ABD’nin suudi Arabistan hamlelerini de iyi takip etmek gerekir.Bu hamle yeni kurulmak istenen düzenin hamlelerindendir.Yeni dünya düzeni nasıl ne halde oluşursa oluşsun , bundanher dönem Türkiye merkezi önemde bir rol oynayacaktır. Hangi ihtimale bakarsanız bakın, yeni düzenin sürdürülebilir ve barışı getirecek bir sistem olabilmesi için Türkiye’nin demokratik Müslüman olarak tanımlanan sisteminden yararlanılarak bölgede etkin olunabilir.

 

 

Türkiye bölgede duruşunu bozmadan devam etmeli, hem iç siyasette hem de dış politikada adımlarını sağlam biçimde atması gerekmektedir. Her dönemde bölgede rol model olan durumunu korumalıdır. Türkiye’nin konumu ve rolünü nasıl yöneteceğine de bağlı olarak görünüyor.Güçlü iktidar ve güçlü siyasi adımlar, güçlü dış politika şarttır. Türkiye’nin gelecek konumlanmasında. Yönünü kendi coğrafyasına ve kültürüne dönmüş bir politik duruş sergilemelidir. Ayrıca milli bir duruşu olan siyasi çalışmaları ile daha güçlü kalacaktır sistem içerisinde.
Kısaca büyük oyuncular her zaman sahnede olacaklar ve sahnede her dönemde güçlü kalanlar yol haritasını belirleyecektir. Siyasi hamlelerini zamanında yapanlar yeni düzende ayakta kalacaktır ve kendi konumlarını koruyacaktır.

Kahraman Karaman

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.