Asikurtlar©

Yeni bir “Merdi kıpti” vakası

Yeni bir “Merdi kıpti” vakası
24 Mart 2016 - 10:18 'de eklendi ve 4054 kez görüntülendi.

 

 

Her yerde bombalar patlıyor, insanlar sokağa çıkamaz hale geldi. Yarın ne olacağını kimse bilmiyor. Vatandaş hükümetten çare bekliyor, ülkenin başbakanı ise bindirilmiş kıtalara nutuk anlatıp, “hodri meydan” okuyarak vakit geçiriyor. Neyin hodri meydanının çekiyorsunuz, sayın başbakan? Mecliste çoğunluğunuz var, istediğiniz kararı alma gücüne sahipsiniz, bu milletin aklıyla alay etmeyi bırakın. Hodri meydanı teröristlere, bölücülere çekin. Terörist cenazelerine giden sözde milletvekillerinin dosyalarını meclise getirin ve gereğini yapın. Bu kadar basit, bu kadar net ve bu kadar kesindir.

MEZARLIKTAN GEÇME PSİKOLOJİSİ
İşiniz kolay değil, 14 yıldır tek başınıza yönettiğiniz ülkeyi felakete sürüklediniz. Bunun yanına bir de birilerinin özel hesapları eklendi ve işin içinden çıkamıyorsunuz. Çaresiz biçimde çırpınıyorsunuz. Yaptığınız açıklamalar mezarlıktan geçenlerin psikolojisini yansıtıyor ve şecaat arz ederken sırkatin söyleyen Merdi Kıpti’nin ötesine geçemiyor. Her cümlenin, hatta her kelimenin cevabı var: “Bu buluşmalarla ülkemize aşkımızı tazeliyoruz. Çok olağanüstü müstesna bir dönemdeyiz.” Diyorsunuz. Bu buluşmalarla tazelediğiniz aşkın, ülkeyi müstesna bir döneme mahkum ettiğinin bundan daha net bir itirafı olabilir mi?

GİRDAP
Takip eden cümle daha da dramatik, “Türkiye’yi derin bir girdaptan çıkarıp bugünlere sizler getirdiniz, yarınlara sizler taşıyacaksınız. Bizim yolumuz uzun, yükümüz ağır ancak azmimiz ve kararlılığımız çok büyüktür.”
Türkiye size sıfır terörle, onurlu ve itibarlı bir şekilde teslim edildi. Ortada bir girdabın olduğu doğrudur, zira “çok olağanüstü müstesna dönem” diyerek, zaten itiraf ediyorsunuz. Ve gerçekten de ülkeyi bu karanlık, zor ve olağanüstü günlere siz getirdiniz ve bu zihniyet var oldukça yarınlar da farklı olmayacaktır. Yolunuz uzun, zira ülkeyi bu hale düşürmek için 14 yıl uğraştınız, yükünüz ağır, zira ülke yangın yerine dündü. Bu hazin tabloya rağmen, tutarlı ve sonuç alacak bir şeyler yapmak yerine hala birilerini suçlamayarak, hodri meydan çekerek vakit geçirmeniz, azim ve kararlılık dışında neyle izah edilebilir?

YARIN NE OLACAK?
Sonraki cümleler aynen şöyle; “Aynı Çanakkale ruhu, bugün Anadolu’nun ve Rumeli’nin her yerindedir. Aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Allah birliğimizi ve beraberliğimizi bozmasın. Tarih boyunca olduğu gibi bu millet kilitlenlenecek. Vatandaşlarımdan ricam asla paniğe kapılmamalarıdır. Bugüne kadar saldırıları, kumpasları nasıl piskürttüysek bu şer odaklarını da püskürteceğiz.
Çanakkale ruhunun yerini korku ve endişeler aldı. Ne yazık ki, Anadolu ve Rumeli’nin her yerinde terör korkusu, yarın ne olacak endişesi var. Aziz şehitlere Allah’tan rahmeti biz de diliyoruz, ama onları şehit verecek ortamın nasıl hazırlandığını, itlerin nasıl çözülüp taşların bağlandığını, bomba ve silah yığılmasına yol verildiği itiraflarını da unutmuyoruz. Ayrıştırmak, ötekileştirmek, çatıştırmak, sizden olmayana neredeyse hayat hakkı dahi tanımamak, nasıl birlik ve beraberlik oluyor? Yanaşma ve yandaşlarla, beseleme ve akrabalarla büyük bir birlik ve beraberlik olduğu doğrudur ve bunun devamı için dua edilmesi, eşyanın tabiatına son derece uygundur. Elbette bu millet bu karanlık dönemi kilitlenerek aşacaktır. Vatandaşların paniğe kapılmaması için rica etmek değil, ortaya kararlılık koymak, mesela şu dokunulmazlıkları kısa zamanda kaldırarak samimiyet göstermek gerekiyor. Saldırılar, kumpaslar, şer odakları ne acıdır ki, bu ülkenin artık değişmezleri haline geldi. Bırakın püskürtülmeyi, her gün yeni mesafeler alıyorlar ve Türkiye’yi cenaze evine dönüştürdüler.

ŞİDDETTEN BAŞKA ŞEY ÜRETMEYENLER
Sonraki cümlelerdeki itiraflar daha da yakıcı: “Bizler gelecek ideallerimizi, umutlarımızı canlı tutmak zorundayız. Buraya büyük engelleri aşarak geldik. Geldiğimiz noktadan geri döndürmeye kimsenin gücü yetmeyecektir. Başka güçlerin himayesine girenler, manda yönetimi isteyenler, taşeron örgütler, şiddetten başka bir şey üretemeyenler Türkiye’yi dize getiremeyecek. Çukur kazarak, pusu kurarak Türkiye’yi tökezletmek isteyenler bunu başaramaz. Bugünkü kadar namert insanlarla pek az karşılaştık. Öldürmeyi hayat biçimi haline getirenler huzur ortamını zehirledi. Bütün hesapları Türkiye’nin geleceğe yürüyüşünü durdurmaktır. Türkiye’nin bölgede söz sahibi haline gelmesine engel olamayacaklar. Çünkü Türkiye’yi bir bütün haline kucaklayan AK Parti var.”
Sonraki cümlelerdeki itiraflar daha da yakıcı: 14 yıldır canlı tuttuğunuz gelecek idealleri ve umutlar, ülkeyi tarihinin en zor ve sıkıntılı dönemine mahkum etti. Bu ülkede engelleri aşıp, rüyalarında göremeyecekleri imkanlara kavuşanlar ne yazık ki, hainler, bölücüler ve teröristler oldu. Bebek katili dahi bütün engelleri aşarak yattığı ini, parti genel merkezine çevirdi. Bunun neresinden geri dönmeyeceksiniz? Başka güçlerin himayesine girenler, manda yönetimi isteyenler, taşeron örgütler, şiddetten başka bir şey üretemeyenler bu kadar ileri gitme, bu kadar mesafe alma imkanını nasıl buldular? Türkiye’yi tökezletmek isteyenler, çukur kazıp pusu kurarken bu ülkede hangi hükümet vardı ve ne iş yapıyordu? Gerçekten de bugünkü kadar namert insanlarla pek az karşılaştık. Çünkü namertler hayal bile edemeyecekleri imkanlar buldular. Öldürmeyi hayat biçimi haline getirenlerin varlık sebebi huzur ortamını zehirlemektir. Onlar bunun için var. Bütün mesele onlar bu alçaklıkları yaparken, sizin ne yaptığınızdır.
Evet, tam da söylendiği gibi bütün hesapları Türkiye’nin geleceğe yürüyüşünü durdurmaktır ve ne acıdır ki, bu hesaplarını tutturmakta çok ileri gitmişlerdir. Türkiye’nin bölgede söz sahibi olmasını bir kenara bıraktık, AKP ile birlikte, içine kapanmış, kendi meseleleriyle kavrulan, itibarı sıfırlanmış üçüncü sınıf bir Ortadoğu ülkesi durumuna düştük.

DAHA NE OLMASI GEREKİYOR
Yine aynı yere geldik. Hadi, sayın başbakan konuşuyor, siyaset yapıyor, farkında olarak veya olmayarak itiraflarda bulunuyor. Bunlara alıştık. Bir türlü anlayamadığımız ve bizi dehşete düşürüp, ümidimizi kıran şey; bu kadar çelişki, bu kadar itiraf ve ülkenin bu perişan haline rağmen, dinleyenlerin bunu nasıl sindirdikleri, sindirmekle de kalmayıp çalgınca alkışladıklarıdır. Daha ne olması gerekiyor, be kardeşim!
Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER