Asikurtlar©

YENİ BİR DÜNYA KURAR, ORADA YERİMİZİ ALIRIZ

YENİ BİR DÜNYA KURAR, ORADA YERİMİZİ ALIRIZ
08 Ağustos 2016 - 19:15 'de eklendi ve 4059 kez görüntülendi.

 

 

15 Temmuz’dan bu yana yaşadığımız sarsıntı sadece içte kendisini göstermiyor, dış ilişkilerimizde de tesiri büyük olan gelişmeler yaşanıyor.
Yüzlerce vatandaşımızın hayatına mal olan FETÖ terör saldırısı sonrası başta ABD olmak üzere, “alışılmışlık” görüntüsü veren dış ilişkiler yaklaşımımızda acaba derin kırılmalar yaşanabilir mi?
Bu mümkün görülüyor!

Zira Türk Milleti’nin hassasiyetleri böylesi bir dönemde tabir yerindeyse zirve yapmışken, çok uzun yıllardır ortaklık yaptığımız ABD’nin ve AB ülkelerinin, Türkiye’yi mevcut iklimde doğru değerlendirebildiğini söylemek son derece güç.

Örneğin darbe girişiminin arkasında olduğu, darbeye kalkışan asker görünümlü teröristlerin itiraflarıyla sabit olan FETÖ’ye karşı ABD’nin hala şüpheci ve dahası koruyucuymuş gibi tavır sergilemesi Türk toplumunda ABD’ye karşı zaten uzun yıllardır kaybolan güvenin neredeyse sıfır noktasına varıncaya kadar tüketilmesine yol açıyor.
Fetullah Gülen’i Türkiye’ye teslim etme konusunda “adli meseleleri bahane eden” ABD, şayet bu tutumunu sürdürürse, siyasi arenada kimileri aksini düşünse ve buna uygun olacak tarzda hareket etse dahi Türk Milleti’nin ABD’ye bakış açısı “dost ve müttefik” tanımından çok daha alt seviyelere düşebilir ve ters istikamete doğru ilerleyebilir.

AB’nin de hala durumu doğru değerlendirmeyip, hukuki bir takım gerekçeleri öne sürerek Türkiye’nin yaşadığı travmayı doğru algılamadığını gösterircesine ve tıpkı Avusturya ve Almanya’nın bazı resmi ağızlarından yaptığı açıklamalarla “AB’ye üyelik müzakerelerini durdurma” bahsini dile getirmesi bir başka kırılma noktasını daha gün yüzüne çıkarıyor.
Aslına bakarsanız sorunun özü sadece 15 Temmuz askeri darbe girişimi ile görülmüş de değildir.
ABD ve AB’nin uzun yıllardan bu yana PKK’ya karşı Türkiye’nin arzu ettiği kararlı yaklaşımı sergileyememesi, ortaklık bahsinde güven bunalımına neden olan konuların temelini oluşturuyor.

* * *

Bugünlerde ABD, PKK’nın Suriye kolu olan PYD’yi koruyup kollama ile beraber, aynı terör örgütünü Suriye’de destekleyerek sözde devlet kurma kazanımlarına varıncaya kadar takviye etmesi sorun teşkil eden meselelerin belki de bir başka önemli alanını oluşturuyor.
AB ise PKK’nın Avrupa’daki faaliyetlerine sessiz kalıp, hatta kimi ülkeler aracılığı ile bu faaliyetler desteklerken, Türkiye’nin hassasiyetlerini görmezden gelme bahsini yine demokrasi ve hukukuk ikilemi çerçevesinde sunma gayreti taşıyor.

Türkiye güvenlik kaygısıyla kendi mevcudiyetini koruma arzusu taşırken, 11 Eylül saldırıları ile ABD’ye her alanda destek vermiş ve ABD’nin taleplerini karşılamışken, AB’nin sığınmacı krizi ile kendisini gösteren sorunlarını aşması için kendisi sıkıntıya düşeceğini görerek Geri Kabul Anlaşmasını kabul etmişken, şimdi ABD ve AB’nin kendi beklentilerine cevap vermeyişi sebebiyle açıktır ki yeni bir rota çizme mecburiyetini yaşayacaktır.
Dış politika doktrinlerinde esas olan “değerler ve zorunluluklar” kavramı Türkiye’nin, ABD ve AB ile ilişkilerinde (şayet böyle devam ederse), bundan sonrası için daha çok tüm kesimler için “zorunluluklar” başlığı çerçevesinde ele alınacağını şimdiden işaret ediyor.

Fakat bu durumun yansıması yalnızca üç kesimin arasında yaşanacak ilişkilerle kendisini göstermekle kalmayacak, Ortadoğu’dan Türkistan’a (Orta Asya), Karadeniz’den Akdeniz’e, Kafkaslar’dan Balkanlar ve hatta Orta ve Doğu Avrupa’ya kadar pek çok sahada kırılgan ve belki de yıkıcı tesirleri olacaktır.
Hele ki günümüz küresel sisteminin tıkanma ve gerginliğinin arttığı bir dönemde böylesi bir sonuç AB ve ABD tarafından istenilen ve arzu edilen bir konumudur, şimdilik belli değil!
Ancak şurası açıktır ki Türkiye dostluğu aranan, düşmanlığı ise kesinlikle istenmeyen, istenmeyecek bir ülkedir.
Şayet Türkiye güvenli olmaz ve istikrarı zarara uğratılmak istenilirse, emin olunuz dünyada hiçbir coğrafya ve ülkede güvenlik ve istikrar kavramından bahsedilemez.

* * *

Bu durum tespiti, Türkiye’nin tarihi, coğrafi ve potansiyelinden doğan kudretinin bir yansımasıdır. Türkiye’nin hassasiyetlerinin gözetilmediği, Türkiye’nin onayının alınmadığı, kabulünün olmadığı hiçbir fikir, proje ve politikanın bahsettiğimiz alanlarda yine Türkiye’ye rağmen hayata geçmesi mümkün değildir.
Söz gelimi Türkiye’nin terörle mücadeledeki hassasiyetlerini dikkate değer bulmayan ABD ve AB, örneğin kendilerini ilgilendiren alanlardaki terörle mücadele bahsine sıra geldiğinde Türkiye’nin desteği olmadan yol alabileceklerini mi düşünmektedirler?

AB ve ABD, Türkiye’ye karşı takındıkları mevcut tutumlarını değiştirmediği takdirde, hem kendi bünyelerinde, hem de küresel ve bölgesel ölçekli politikalarında zorluk yaşamakla kalmayacak, dahası büyük kayıplara uğramakla yüz yüze kalacaktır.

Şüphesiz ki mevcut durum ülke olarak bizleri de bazı sorgulamalar yapmaya ve zorunlu da olsa yeni kararlar almaya sevk edeceğe benziyor.
İşte bu noktada Türkiye ya yalnızlık hissine kapılacak ve başının çaresine kendisi bakacak, yada küresel denge kurma arayışı içerisindeki dünyada yeni yaklaşımlar sergileyebilmenin yollarını arayacaktır.
Bu iki seçenekten hangisini seçersek seçelim, Ankara merkezli olmak zorundadır ve dahası kendi hassasiyetlerimizden taviz vermeyecek yaklaşımlar benimsenmelidir.

Duruma bakılırsa Türkiye’nin geleceğinin “karanlık olacağı” değerlendirmesi kimi başkentlerde yapılmakta, farklı senaryolarla olsa bile “iç savaş” koşulunun Türkiye’de hayata geçirilmesi için verilen uğraşlar hız kazanmaktadır.
Bu tehlikeleri aşmanın tek yolu ise toplumsal mutabakat zemini genişletmek ve siyasi alanla birlikte toplum üzerindeki kamplaşma ve kutuplaşma duygusundan kurtularak, akabinde uygulayacağımız küresel ölçekli politikalarla, MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin mükemmel derecede tarif ettiği üzere “Yeni bir dünya kurup, orada yerimizi almak” ile mümkün olacaktır.

Bunu başarmak Türk Milleti için zor değildir. Yeter ki akılcılığımızı, hassasiyetlerimizi ve birliğimizi kaybetmeyelim, gerisi mutlaka gelecek ve milli hedeflerimiz olan 2023 ile 2053 vizyonu hayata geçecektir.
İsmail Özdemir

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER