Asikurtlar©

Yemine uyulursa sorun kalmaz

Yemine uyulursa sorun kalmaz
24 Haziran 2015 - 13:51 'de eklendi ve 3951 kez görüntülendi.

Milletvekillerinin yemin etmesiyle birlikte, Türkiye yeni bir döneme girdi. Türk milleti 13 yıllık yalan, talan ve ihanet dönemine son verdi. Şimdi yeni meclise düşen, bu dönemin izlerini silecek bir hükümet oluşturmak ve ülkeye nefes aldırmaktır.

Meclis Başkanlığı

Meclis Başkanlığı için kimlerin biraraya geleceklerine bakarak, nasıl bir hükümet kurulacağını anlamak mümkündür. HDP dışındaki partilerin adaylarını açıklamamış olmaları, pazarlıklarda kullanılacak bir alternatifi elde tutmanın yansıması olarak değerlendirilebilir. Önümüzdeki 4 gün içinde mutlaka adaylar açıklanacaktır. Ancak, bu tabloda hiçbir partinin tek başına sonuç alması mümkün olamayacağı için, son tura kadar çok sürpriz gelişmelerin yaşanabileceğini söylemek gerekiyor.

Erdoğan engeli

Yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı gibi, bütün koalisyon ihtimallerinin önündeki en büyük engel Kaçak Saray’dır. AKP dışındaki bütün partiler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın özellikle seçim öncesindeki tavrından ve uygulamalarından son derece rahatsız olduklarını, Anayasal sınırları içine çekilmesi gerektiğini ortaya koymuşlardır.  Buna 17-25 Aralık konusundaki tavrı da dahildir. Nitekim, 4 bakanın yüce divana sevki konusunda Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun istekli olduğu, AKP grubundan 58 milletvekilinin “gitsinler” yönünde oy kullandığı, ancak Erdoğan’ın devreye girmesiyle yolun kapandığı unutulmamalıdır.

MHP’nin şartları Davutoğlu’nu rahatlatır

CHP her ne kadar duruma göre vaziyet alıp, ne söylediği, ne istediği, nerede durduğu pek anlaşılmayan bir duruş ortaya koysa da, MHP çok açık ve net şeyler söylüyor.Söylediklerinin tamamı, aslında en çok Ahmet Davutoğlu’nun elini rahatlatıyor. Zira, MHP şartlarının kabul edilmesi, ülkeyi rahatlatıp, hukuk ve demokrasinin yeniden işlerlik kazanmasını sağlayacağı gibi, sayın Davutoğlu’nun da işini çok kolaylaştıracaktır.Partisi iki başlılıktan kurtulacak, sırtındaki 17-25 Aralık kamburunu atma fırsatı bulacak, ülkeyi bölünme noktasına getiren çözülmeyi rafa kaldırarak hayatının en büyük icraatını yapmış olacaktır. Eminim ki, kendisi de böyle düşünüyor, böyle istiyordur.

Yeminin ayrıntıları

MHP’nin şartları, aynı zamanda bütün milletvekillerinin millet huzurunda ettikleri yemine uymanın da gereğidir. Yemin metni, “Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız şartsız egemenliğini koruyacağıma” diye başlıyor. Çözülme süreci devletin varlığını ve bağımsızlığını tehlikeye atmış, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü lime lime etmiştir. Bu bir iddia değil, bir tespittir. Şu anda bölgede devlet yoktur ve her şey dağdan inen katillerin kontrolündedir. Milletin kayıtsız şartsız egemenliğinin PKK tehdidiyle nerelere geldiğini, seçim sırasında kameralara yansıyanlar ispatlamıştır. Suriye sınırımızdaki gelişmeler vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünün nasıl ağır bir tehdit altına girdiğinin acı göstergesidir.

Hukuk ve demokrasi

Yeminin ikinci cümlesi, “hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma” şeklindedir. Herkes çok iyi biliyor ki, 13 yıllık AKP iktidarıyla birlikte hukukun üstünlüğü, üstünlerin hukukuna dönüşmüştür. Milli devlet, üniter yapı dinamitlenmiş, bir parti devleti oluşturulmuştur. Demokratik Cumhuriyet’in içi boşaltılmış, demokrasi bir amaç olmaktan çıkarılıp, AKP’nin menfaatleri ve kurduğu düzenin devamını sağlayacak bir araca dönüştürülmüştür. Atatürk ilke inkılaplarına bağlı kalmak şöyle dursun, ağır hakaretler yapılmış ve yıkılması bir hedef haline getirilmiştir.

Huzur ve refah

Yeminin son bölümü, “toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakattan ayrılmayacağıma; büyük Türk Milleti önünde namusun ve şerefim üzerine andiçerim” şeklindedir. 13 yıllık uygulamalardan sonra toplumda huzur ve refahın kaldığını kim söyleyebilir? Toplumsal huzursuzluk tarihte hiç olmadığı kadar yüksektir. Bunun ağır ve acı sonuçlarını hırsızlıklardaki, uyuşturucudaki, cinayetlerdeki patlamalara bakarak görebiliriz. Refah sağlayan sadece yanaşmalar, beslemeler, akrabalar, yandaşlar ve işbirlikçiler olmuştur. Milli dayanışma ve adalet ülküsü, AKP’nin ayrı bir tahribat alanıdır. Milli olmayanların dayanışması sadece kendi menfaatleriyle sınırlı kalmıştır. Adalet ülküsü, kurdukları düzeni onaylamayanlara neredeyse hayat hakkı bile tanımamak şeklinde hayata geçirilmiştir. Bunun sonucu olarak adalete güven sarsılmış ve çürüme daha da hızlanmıştır.

Anayasaya sadakat

Anayasaya sadakat ayrı bir vahamettir ve şu anda önümüzde duran en büyük sorundur. Zira, Anayasanın nasıl ayaklar altına alındığını sadece Türk milleti değil, bütün dünya ibretle izlemiştir. Anayasayı beğenip beğenmemek ayrı bir iştir. Ancak, daha iyisi yapılıncaya kadar herkes var olana uymak zorundadır. Aksi halde, bir düzen kurmak ve yürütmek mümkün değildir. Zaten en büyük sorun da buradan çıkmaktadır.MHP, bu yüzden Anayasal sınırları “olmazsa olmaz” şart olarak ileri sürüyor. Eğer edilen yemine bağlı kalınsa ve Anayasa uyulsaydı, ne ihanet bu kadar ileri gidebilirdi, ne hukuk ve demokrasi böyle yerlerde sürünürdü.

Namus ve şeref sözü

Edilen yemine uymak bir namus ve şeref sözü olduğu gibi, ülkenin düze çıkmasının da anahtarıdır. Bu yemine sadık kalınması durumunda MHP’nin koalisyon şartlarını yerine getirmek sorun olmayacaktır. Zira, MHP kendisine özel bir şey istemiyor.Hukukun işlemesini, demokrasinin ilerlemesini, ülkenin bölünmez bütünlüğünün her şeyin önüne geçirilmesini istiyor ki, bu edilen yemine bağlı kalan her milletvekili için böyle olmalıdır. Sayın Davutoğlu’nun gerçek anlamda AKP’ye Genel Başkan, ülkeye başbakan olmasının, Türkiye’nin, rahatlamasının normalleşmesinin ve huzura kavuşmasının yolu da buradan geçiyor.

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER