Asikurtlar©

Yanlış nerede?

Yanlış nerede?
30 Haziran 2016 - 17:41 'de eklendi ve 4083 kez görüntülendi.

 

 

Yine terör, yine saldırı, yine bomba, yine kayıp. Atatürk Havaalanı gibi son derece stratejik, iyi korunan, bütün dünyanın kontak noktası bir yere 3 terörist birden girebiliyor ve kendilerini patlatıyor. Sonuç vahim. 41 vefat, 239 yaralı. Asıl kayıp bu milletin ümitlerinde yaşanıyor. Asıl yaralanma bu devletin bekasında, geleceğinde oluyor.

BU KAÇINCI BOMBA?
Hiç kimse, “bu bir terör saldırısıdır, terörün dini, dili, memleketi olmaz. Her yerde, bu tür şeyler oluyor” diyerek işin içinden çıkamaz. Evet, her yerde oluyor, Fransa’da, Belçika’da oldu. Ama hemen tedbirini aldılar. Birincisi bizdeki kadar büyük olmadı. Kayıp sayısını kıyaslamak bile mümkün değil. İkincisi, bir daha olmaması için hemen tedbirini aldılar ve ne gerekiyorsa yaptılar. Kanunlarını değiştirdiler, güvenlik birimlerine yeni ve daha ileri yetkiler verdiler. Bizde bu kaçıncı bomba patladı? Kaç kayıp verdik? O kadar çok oldu ki, kayıtlara bakmadan bir çırpıda bunun net cevabını verebilecek kimsenin çıkabileceğini zannetmiyorum. Diyarbakır’da, Ankara’da, İstanbul’da bir değil birkaç defa aynı kalleşliği yaptılar. Tek bir olayda verdiğimiz kayıp, Avrupa ülkelerinin tamamındaki kayıplardan daha fazla oldu. Ve hala aynı cüreti gösterebiliyorlar. Olay sonrasında sert açıklamalar, kınamalar, birlik beraberlik çağrıları, güvenlik toplantıları, kriz masaları sonucu değiştirmiyor. Hala fırsat bulabildiklerine, bu alçak saldırıları yapabildiklerine göre, demek ki bir yerde yanlış var. Her şeyi yeni baştan düşünmek, bu yanlışın nerede olduğunu bulmak ve tedbirini biran önce almak şart olmuştur.

NEREYE GİDİYOR BU ÜLKE?
Söylenecek çok şey var. Nasıl bu hale geldik? Nereye gidiyor bu ülke? Etrafı kuşatılmış, bir tek dostu kalmamış, bütün iddialarından, önceliklerinden, kırmızıçizgilerinden vazgeçmiş veya geçirilmiş bir durumdayız. Bunu biz iddia etmiyoruz, ülkeyi yönetenler söylüyor. Şimdi bu hazin durumu aşabilmek ve bir çıkış bulmak için bütün söylediklerimizi unutup, İsrail’in, Rusya’nın kapısına dayandık. Bunun adına da, “barışmak” deniliyor. Ama niye küstüğümüzü, neden bu duruma geldiğimizi kimse konuşmuyor. Bunu konuşmadan, tartışmadan, yanlışı bulmadan ve bu yapmışı yapanlardan hesabını sormadan barışmak, teslim olmaktır. Ne acıdır ki, kelimenin tam anlamıyla durum budur. Karşımızdakilerin hiç birisi söylediklerinden, iddialarından, yaptıklarından vazgeçmiş veya geri adım atmış değil. Aynı yerlerinde duruyorlar. Değişen, geri adım atan, duruma göre vaziyet alan bizim hükümetimiz. Karşı tarafın tezlerini, isteklerini, savunmalarını kabul ederseniz, elbette size kapı açarlar. İsrail ve Rusya ile yaşanan budur.

TAM SIRASI!
Böyle bir anlayıştan, yönetim tarzından makul, geçerli, saygın ve etkin bir sonuç çıkması mümkün değildir. Söylenenler, yapılanlar, savunulanlar haklı ve doğru olsaydı, bu halde olmazdık. Terörün bu kadar ileri gidebilmesinin de, ülkenin yalnız ve çaresizliğinin de altında yatan temel sebep bu tutarsızlık, bu yanlış ve hatta teslimiyettir. Ne yazık ki, bütün dünyada AKP denilince herkesin aklına gelen şeyler bunlardır. Yine birileri, “şimdi bunları yazmanın, konuşmasının sırası mı?” diyebilir. Evet, tam sırası. Bunları konuşmadıkça ve değiştirmedikçe yarın bugünden farklı olmayacaktır. Meselenin özü burasıdır. Ülke bu yanlış ve yetersiz zihniyet yüzünden bu hale gelmiş, her türlü tehdit ve tehlikeye açık düşmüştür. Bu hazin durum teröristi de, bu ülke ve milletle meselesi olan grupları ve hatta devletleri de iştahlandırıp azdırıyor.

EMSAL OLUŞTURUYOR
Daha önce de yazdık, özellikle PKK ihanetinin kat ettiği aşama ve hükümetin bu terör örgütüyle muhatap olması, diğer bütün terör örgütleri için emsal olmuştur. Buna bir de terörle mücadeledeki yanlış ve yetersizliklerin eklenmesi iştahları daha kabartmıştır. Bu kadarla da kalmıyor, sınırlarımız kevgire dönmüştür. Terör örgütü PKK uzantısı PYD müttefiklerimiz tarafından açık ve aleni şekilde destek görmektedir. Bu durumda siz ne kadar tedbir alırsanız alın, bir tarafı mutlaka açık kalıyor. Onun için Avrupa aldığı tedbirlerin sonucuna hemen ulaşıyor. Bir defa olan terör ikincisi için fırsat bulamıyor. Ama bizim her tarafımız kevgir olduğu için, bir yeri kapatmak yetmiyor. Başka yerden geliyorlar ve yine ocaklar sönüyor, yine kan akıyor, yine bir millet kahroluyor.

BU SON OLSUN
Umarız ve dileriz ki, bu son olur. Duruma göre vaziyet alarak, içi boş efelenmelerle dünyaya ayar vererek bir yere varılamayacağı gibi, kimsenin de bu durumu ciddiye almadığını görür ve anlarlar. Atatürk Havaalanındaki vahim olayın hemen ardından trollerin sosyal medyada paylaştıkları şeyler dehşet vericidir. Bu üslupla, bu kafayla bir yere varmak mümkün değildir. Herkes aklını başına almalıdır, ama en çok da ülkeyi yönetenler artık bir kara vermelidir. Kendilerinden olmayan, kendileri gibi düşünmeyen herkesi karalamak ve yok saymak yerine, ayağı yere basan, ciddi, tutarlı ve geçerli politikalar geliştirerek, dışarıda karşılıklı menfaati esas alarak ve terörle topyekün bir mücadele vererek, bu ihaneti durdurmak için harekete geçerler. Bu konuda meclisteki HDP dışındaki diğer partilerin de katkı yapacakları son derece açıktır. Eğer birlik bütünlük aranıyorsa, buna meclisten başlanmalıdır. İten, yok sayan, kırıp döken ve hakaret eden üslubu bir kenara bırakılmalı ve ortak bir hareket zemini oluşturulmalıdır. Bunun milletteki yansımaları da benzer olacaktır. Ülke bu gergin ve bölünmüş tablo ile daha fazla yürüyemez. Kendi içimizde barışır ve birleşirsek, gerisi çok kolay olur.
Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER