Asikurtlar©

Yanlış nerede?

Yanlış nerede?
28 Eylül 2016 - 17:54 'de eklendi ve 3962 kez görüntülendi.

 

 

Türkiye PKK, FETÖ ve IŞİD terör sarmalından çıkmak için olağanüstü bir mücadele veriyor. Ancak, başımızdaki bu üç belayla ilgili de henüz bir arpaboyu mesafe alınabilmiş değil. Bu kadar imkana, bu kadar çabaya, bu kadar desteğe rağmen, PKK terörüne hala bir günde 10 şehit veriyorsak, IŞİD Kilis’e roket atma cüreti bulabiliyorsa, FETÖ tehlikesiyle ilgili dehşet veren senaryolar gazetelerde manşet olabiliyorsa, bir yerlerde yanlış var demektir. Bu yanlış bir kastın sonucu olabileceği gibi, yetersizliğin ürünü de olabilir.

AMANSIZ BİÇİMDE SALDIRIYORLAR
Hükümetin işinin kolay olmadığının farkındayız. Nefes almaya dahi zaman bırakmıyorlar ve amansız biçimde saldırıyorlar. Etrafımızdaki kuşatma canımızı yakıyor. Büyüt devlet olma refleksi, hükümet etmede başarı tam da bu noktada ortaya çıkıyor. Bu devletin nasıl ve hangi şartlarda kurulduğu unutulmamalıdır. Nerelerden geçtik geldik ve bu toprakları vatan yaptık. Yakınmak, vazgeçmek, geri çekilmek ve Allah korusun yenilmek gibi bir lüksümüz olamaz. Tek bir yol var, ya başaracağız, ya da başaracağız. Ya bir yol bulacağız, ya bir yol açacağız. Başka türlüsünü ne onaylarız, ne de kabul ederiz. Ancak, önemli olan bizim böyle düşünmemiz, böyle olmasını istememiz değil, hükümetin bu kararlılıkta olmasıdır.

FETÖ’YÜ ZİYARET!
Kararlılık sadece lafla olmuyor, ortaya ne koyduğunuza bakılır. Nitekim, 15 Temmuz sonrası ortaya konulanlar asla tatmin edici değildir. FETÖ’ye mücadele sanki daha dün başlamış gibi. Her gün yeni tutuklamalar, gözaltılar yapılıyor, ama bir türlü işin özüne dokunulamıyor. Bu mücadelede en hayati kurum olan MİT’de dahi tam bir güven ortamı sağlanamadığı anlaşılıyor. Ortalığa görenlerin gözlerine inanamayacağı bilgi ve belgeler saçılıyor. AKP Milletvekillerinin heyetler halinde FETÖ elebaşını ziyaret ettiklerini ibretle gördük. Ama her ne hikmetse siyasete ne dokunan var, ne de yanından geçiliyor. Bu şartlarda yapılanların doğru ve yeterli olduğunu nasıl söyleyebiliriz. Çok açık şekilde belli ki, bir yerlerde yanlış ve yetersizlik var.

İKİ AYININ ARASINDA SIKIŞTIK
IŞİD ve PKK-PYD’nin pozisyonu iç içe geçmiş durumdadır. Fırat Kalkanı operasyonunun bir ucu IŞİD’e, diğer ucu PKK uzantısı PYD’yedayanmış durumda. Ne IŞİD’i temizleyebiliyoruz, ne PYD’ye dokunabiliyoruz. Rusya’ya yanaşıyoruz ABD kalleşlik ediyor. ABD’ye teklif götürüyoruz Rusya küsüyor. Bu iki ayının arasında sıkıştık kaldık. Bu kadarla kalsa şükredeceğiz. ABD’nin PYD’ye uçaklarla silah indirmesi karşısında hiçbir şey yapamıyoruz. O silahların IŞİD’le mücadelede kullanıldığını zanneden varsa şaşarım. Bir günde 10 şehit neden verdiğimizin sebebi buralarda aranmalıdır. Kaldı ki, içerideki mücadelede de yanlışlıklar olduğu anlaşılıyor. Kahraman güvenlik güçlerimiz canlarını ortaya koyarak bu toprakları vatan tutmaya çabalarken, dokunulmazlığını kaldırdığımız siyasi uzantılarını yargı önüne dahi çıkaramadık. Bu durum bir meydan okuma değil de nedir?

MUTLAKA DEFEDİLECEK
Zaman geçiyor, mevsim değişiyor ve herkes kendi pozisyonunu daha da güçlendiriyor. Yeni savunma mekanizmaları geliştiriyor. Terörle mücadele de en önemli argüman zamandır. Ne kadar erken ve hızlı hareket ederseniz, karşı tarafı o kadar hazırlıksız yakalar, o kadar üstün duruma geçersiniz. Haftalar, aylar geçti. Başımızdaki üç büyük bela da kaldığı yerden devam ediyor. Hiç olmazsa birinde tam bir sonuç alabilsek, diğerleri için de caydırıcı olacak. Ümitleneceğiz ve psikolojik üstünlük elde edeceğiz. Asla ümitsiz değiliz. Öyle yada böyle, ama mutlaka bu belalar defedilecektir. Bütün çabamız, bunları hatırlatıp hükümeti daha hızlı, daha kararlı ve daha sonuç alıcı bir siyaset geliştirmeye teşvik etmemizin sebebi faturanın ağırlaşmaması, ödediğimiz bedelin daha da büyümemesi içindir.

SİYASİ KARARLAR
Hükümetin yeni bir takım siyasi kararlar alma, değişiklikler yapmak istediği anlaşılıyor. Bunların bir kısmı, hatta ağırlıklı tarafı da Anayasa değişikliği gerektiriyor. Ancak, bu zaman içinde görülen aksaklıkların düzeltilmesi ve terörle mücadelenin daha etkili yapılması için mi isteniyor, yoksa bir takım siyasi hesaplar mı yapılıyor? Bu konuda tam bir kafa karışıklığı var. Malum Anayasa gereği 2019 yılında üç seçimi birden yapmak durumundayız. Bu yeni ortaya çıkmış bir durum değildir. Yıllar öncesinden biliniyordu. Şimdi birden bire AKP için neden önem kazandı ve öne çıktı? Seçimleri aynı anda yapmak yerine, mahalli seçimlerle genel seçimleri ayırıp birini öne çekme hesabının altında ne yatıyor? AKP içindeki FETÖ’cüleri temizlemenin tek yolu seçime gitmek ve listeleri yenilemek midir? Daha da önemlisi, tekrar aynı siyasi tablo çıkacağının garantisini size kim veriyor?

SİYASET ALEVLENİYOR
Bu konular bundan sonra daha çok gündeme gelecek ve daha uzun tartışılacaktır. Özellikle meclis açıldıktan sonra siyasi tartışmaların alevleneceğini tahmin etmek çok da zor değil. Ve ne yazık ki, Yenikapı ruhu CHP tarafından bombalanmış durumdadır. Neresinden bakılırsa bakılsın işler daha da zorlaşıyor. Sayın Bahçeli’nin şu değerlendirmesi memleketin halini çarpıcı şekilde ortaya koyuyor:
“Kalbi vatan ve millet için çarpan her insanımız eminim ve haklı olarak şu sorunun cevabını arıyordur: Şafak ne zaman sökecek. Sabır ve duayla şafağı bekliyorsak, o zaman hüküm süren karanlıktan da bahsetmemiz lazımdır. Maatteessüf karanlık zalim ve zifiridir. Nitekim üzüntüm büyüktür: Umutlar boşa çıkarken, uğursuz bir dönemin ağırlığı tüm acımasızlığıyla milli yüreklere düşmektedir. Huzur istiyoruz, hüsran geliyor; güvenlik istiyoruz, tehlikeler kol geziyor. Yarını görelim diyoruz, yangından başımızı alamıyoruz. Yeni bir darbe söylentisi mırıldanıyor, ama bu kızgınlıkla yapılmış bir mırıldanma değil. Türkiye’nin korku tünelinden çıkması gerekiyor.”
Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER