Asikurtlar©

“Yangında İlk Kurtarılacak!”

“Yangında İlk Kurtarılacak!”
26 Nisan 2016 - 8:39 'de eklendi ve 4119 kez görüntülendi.

 

 

Devlet dairelerinde “Yangında İlk Kurtarılacak” bazı malzemeler vardır. Ancak bütün mesai insanlar için olduğuna göre tabii ki ilk kurtarılacak olanlar insanlardır.
“Kadınlarla çocuklar” daima önceliklidir. Bu önceliğin sebebi, kadınlarla çocukların acizliği, yani erkeklerin “yiğitliği”dir.

Belki de bu pozitif ayırımcılığın sebebi, kadınların doğurgan, çocukların geleceğimiz olması, yani insaniyetin şuuraltında erkeklerin o kadar da sevilmemesidir!
Daha fiziksel sebeplere dayalı pozitif ayırımcılık örnekleri de vardır.
Mesela futbol maçlarında kaleci sakatlanınca tedavisi bitmeden oyuna başlanmaz. Ama diğer oyuncular sakatlandığında saha kenarına alınırlar ve maç devam eder.

Gerçek hayatın normal şartlarında yaşlılara, gazilere, hanımlara, annelere uygulanan pozitif ayırımcılık da başımızın üstündedir.
Bunun dışında gerçek hayat, ödüllü bir yarışma gibidir. Kimse kimsenin gözünün yaşına bakmaz. Kıran kırana bir hayat mücadelesi devam eder.
Siyasette daha fazlası vardır. İnsanlar, birbirlerine pusu kurarlar, çelme atarlar, kambura yatarlar!

Oysa bizde bu durum böyle olmamalıdır.
Özellikle dava hareketlerinde ve ideolojik partilerde “dava lehine” ayırım yapılmalıdır.
Dava adamları, ideolojik değerler, “yılmamış ve yıkılmamış, satmamış ve satılmamış” Ülkücüler, titizlikle korunmalıdır.
Bugüne kadar bu pozitif ayırımcılığın yapılmamış olması, doğru yolda olduğumuz anlamına gelmez.

Ülkücü hareketin en şerefli makamı şehitliklerimizse, en acıklı mahfili de “değerler mezarlığı”dır!
Pek çok değer, elli yıl boyunca pek çok yere savrulmuştur.
Bu savrulmaya bazen iki yıl sonra partiyi satacak bir il başkanı, bazen yanlış bir kurultay tercihi, bazen de kendi beşeri hataları yol açmıştır.
İnternet iletişiminin yayılmasıyla birlikte her Ülkücünün beşeri hata yapma ihtimali daha çok artmıştır.

Ülkücü harekette üç tip yetişmiş değer vardır. Bazı Ülkücülerde bu değerlerin kesişimi veya toplamı da mevcut olabilir.
1- Siyaseti fazla sevmeyen, ülküsüne sadık dava adamları… Bu görev adamlarının belirgin vasfı “sadakat”tir.
2- Yine siyaseti fazla sevmeyen, tefekkürle, teoriyle de fazla ilgilenmeyen gönül adamları… Bu gönül insanlarının belirgin vasfı “ağabeylik”tir.
3- Siyasetçi özelliği ağır basan ve “hareketin mülkiyelisi” gibi teşkilat görevlerine talip olan partililer…
Bu Ülkücülerin belirgin vasfı “teşkilatçılık ve siyaset”tir.
Gönlümüz, her Ülkücünün bu vasıfların üçünü birden taşımasını ve bunları kendi müktesebatı ve karakter özellikleriyle süslemesini arzu eder.
Ancak “her üçünden de kısmen almış” bir Ülkücünün dahi bu özelliklerden bir veya ikisi daha baskın, diğeri muhtemelen daha zayıftır.
Kaldı ki bu üç meziyet, kendi içinde meslek ve branşlara göre çeşitlenmiş; fırsat ve imkânlara göre şekillenmiştir.
Mesela siyasette tecrübe kazanmış her insanda “liderlik vasfı” olmayabilir. Bazı Ülkücüler tipik ve gayet yararlı “ikinci adam”lardır.
Yine mesela tefekkür ehli, okur-yazar bir Ülkücü “akademik”tir; sağlamcıdır. Kimi “teoriye vakıf”
Ülkücüler de karakterine göre sanatsal ve heyecanlıdır.
Ayrıca kişinin bu üç gruptan birine mensup olması, onu mükemmel bir Ülkücü yapmamaktadır. Bir işin meraklısı olmak, o işin ehli olmaktan farklıdır.
Yani yaptığımız bu gruplama, ne kadar hakikate uygun olursa olsun; tabii ki epeyce kabadır.
Bu gruplarda yer alan her Ülkücü değerlidir; ama her Ülkücünün stratejik değeri birbirinden farklıdır.

Hiçbir Ülkücü, yaşarken ölmemeli, ülkü ateşi değerler mezarlığında sönmemelidir. Ancak bir de “yangında ilk önce kurtarılacaklar” meselesi vardır!..
Her sosyal organizasyonda bir değerler silsilesi vardır ve değerler, sırasıyla el üstünde tutulmalıdır.
Komünistler gibi “eşitlik” nutukları atmayalım biz de!.. Eşitlik “hakta ve hukukta”dır!
Mesela mecliste partiyi temsilen tarihe seslenen hatipler, tabii ki öncelikli olmalıdır.
“Kaleci sakatlandığında” takım maça devam etmeyip kendi sahasında toplanmalıdır.

Geleceğimizi ve bereketimizi temsil eden Ocaklar, göz göre göre gelip geçici yangınların ateşine atılmamalıdır.
Bu “değerini bilme” işi, sadece yöneticileri değil, hepimizi bağlamaktadır.
Camiada her çilekeş ağabey, her dava ve gönül adamı, her fikir ve propaganda adamı ayrı bir değerdir.
Ancak kimisi camiaya, cuma, kandil ve bayram mesajı atarak hizmet vermekte, kimisi de kürsüde, ekranda, resmi makamlarda, gazetelerde ve kitabevi raflarında camiayı temsil etmektedir.

Bunlar bizim yetişmiş değerlerimizdir.
Tabii ki bütün kâğıtlar eşittir!
Ama bazı evraklar, özellikle yangın zamanı “öncelikli”dir!
Ülkücülük, ne önde gidenin paçasından çekmek, ne de arkasından sövmektir.
Ülkücülük, bir dava uğruna yola çıkıp yanındakine omuz vermek, geridekini yanına çekmek ve…
Önde gideni desteklemektir!

Şükrü Alnıaçık

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER