SON DAKİKA

Yanaşmalar ve çaresizliğin acı tezahürleri

Bu haber 18 Eylül 2013 - 11:48 'de eklendi ve 15 kez görüntülendi.

Türkiye tarihinin en zor ve sıkıntılı dönemini yaşarken, Türk milletinin nasıl uyutulduğunun ibret veren bir örneğini daha yaşadık. Bu hazin gidişe itirazı olan, oynanan oyunu deşifre eden, Türk milletiyle kucaklaşıp BOP yolunda gidenlere karşı duran MHP, hafta sonu Elazığ’da muhteşem bir açık hava toplantısı yaptı. Katılımıyla, coşkusuyla, mesajlarıyla bu ülkenin sahipsiz olmadığı bir defa daha görüldü. Dünyanın her yerinde bu bir haberdir. Hem de önemli ve büyük bir haberdir. Gelin görün ki, Türk medyası bu haberi neredeyse hiç görmedi. Niye görmediği ortadadır. Kimi korkusundan, kimi ihanetinden, kimi hükümete yaranma ve yaltaklanma telaşından, kimi de çaresizliğinden Elazığ haykırışını haber yapmadı. İşte böyle korkak, başka hesaplar peşinde koşan, özel hedefleri olan, ilkesiz, karaktersiz, ahlaksız bir medyanın savunduğu parti de, ancak AKP oluyor.

 

Medyanın perişan hali

 

Medya ülkenin en önemli ve ivedi sorunu haline gelmiştir. Bu medyayı düzeltmeden hiçbir şeyi düzeltemezsiniz. Çünkü kamuoyunu bu güruh oluşturuyor ve yönlendiriyor. Ne olup bittiğini millete bu satılmışlardan öğreniyor. Bütün kanalları, bütün gazeteleri parselleyip aynı yalanları, aynı masalları anlata anlata, bu millete ihaneti de, bölünmeyi de hazmettiriyorlar. Haliyle ortaya yalan, talan ve ihanetin kurumsallaştığı ve tek geçer akçe olduğu bir düzen çıkıyor. Medyanın bu perişan hali var oldukça, ihanet de büyür, kalleşlik de yürür, bölünme de gelir. Bu medya varken, bizim başka düşmana da, başka ihanete de ihtiyacımız yok. Hepsinden hızlı koşuyor, hepsinden daha kesin sonuç alıyorlar. Oysa bu ülkede bırakın adam gibi medya olmasını, hiç olmazsa kasıt yapmayan ve ihanet etmeyen bir medya olsa, bu hükümet 3 ayda darmadağın olur. Olmakla da kalmaz, bu millete ödettiği bedellerin hesabını verir.

 

Bir devlet bu duruma düşmez

 

Ne yaparlarsa yapsınlar, bitmiş ve çökmüş AKP’yi daha fazla gizleyemeyeceklerdir. Her gün yeni bir vahamet, yeni bir ihanet ortalığa saçılıyor. Bebekleri katletmiş bir azılı teröristin neredeyse barış meleği olarak sunulduğu bir ülke, bırakın bir ülkeyi, bir kabile dünyanın neresinde görülmüştür? Şu rezilliğe bakınız ki, Türkiye Cumhuriyeti gibi dünyaya ayar vermiş bir milletin oluşturduğu büyük ülke, bebek katilinin insafına kalmış durumdadır. Bu katil istediği gibi hareket ediyor, istediği gibi gündem belirliyor, istediği gibi tehditler savuruyor ve sonuç alıyor. Türkiye Cumhuriyeti hükümeti meclisten geçireceği bir kanunu bu caninin önce bu caninin onayından geçirme mecburiyeti hissediyor. Bunu hiçbir şekilde anlamak da, kabul etmek de, sindirmek de mümkün değildir. Bedeli ne olursa olsun bir devlet bu durumlara düşmez, düşemez.

 

Bu cüreti nereden buluyor?

 

İşte AKP’nin danışıklı kuryeleri gittiler bu caniyle görüştüler ve döndüler. Yapılan açıklamaya bakar mısınız? Sanki bir azılı katil değil de, savaş kaybetmiş bir devletin tutuklu devlet başkanı. Yaptığı açıklamanın satır aralarından anlaşılıyor ki, çekilme de, çekilmenin durdurulması da, ülkenin bir bölümünde yaşanan fiili durum da, kalkışmalar da, meydan okumalar da, asayiş kepazeliği de, vergi toplama alçaklığı da, karakol basma ihaneti de bu caninin bilgisi ve talimatıyla yapılıyor. Bu imkanı nereden buluyor? Bu gücü nereden sağlıyor? Bununla da yetinmiyor, basınla doğrudan temas kurmayı, dağdaki katillere doğrudan talimat vermeyi şart koşuyor. Bu ne cürettir, bu ne rezilliktir? Bir hükümet nasıl bu durumlara düşer? Böyle bir akıl tutulması nasıl yaşanır? Akıl, vicdan, ahlak, iman, insanlık bunu nasıl izah edebilir? Buradan nasıl bir barış çıkar? Bu gidişten nasıl huzur sağlanır? Bunun varacağı yer ihanetin daha fazla ileri gitmesi ve sonunda da bölünmektir. Zerre kadar aklı olan herkes bunu görür ve söyler.

 

Alın size itibar!

 

İçerde böyleyiz de, dışarı da çok mu farlıyız? Suriye konusunda nasıl büyük bir bataklığa saplandığımızı, buna karşılık dünyada nasıl bir yalnızlık yaşayıp, çaresiz duruma düştüğümüzü içimiz sızlayarak izliyoruz. 2 yıldır Suriye’yi lime lime etmek için bütün imkanlarını seferber eden AKP’nin geldiği yer, bütün söylediklerini, bütün yaptıklarını unutup, ABD’nin koyduğu kurallara ve yaptığı anlaşmalara tabi olmaktır. Şimdi anlaşılıyor ki, sayın başbakanımız G-20 zirvesinde Suriye dosyalarıyla dolaşıp, kendi hedeflerini anlatacak birilerini ararken, ABD ve Rusya Devlet Başkanları kendi aralarında bu işi halletmişler. Sonunda da iki ülkenin Dışişleri bakanları Cenevre’de buluştu ve bu anlaşmayı hayata geçirdiler. Sonra da bizim Dışişleri bakanımızı Paris’e çağırıp, yapılan bu anlaşmaya saygılı olunmasını istediler. Alın size itibar, alın size saygınlık, alın size güçlü hükümet. Üzülmemek, kahrolmamak, hayıflanmamak elde değil.

 

Millet ipi kendi boynuna geçirmez

 

Yine geldik aynı yere. Bu ülkede adam gibi medya olsa, işte bu yetersizlikler, bu çaresizlikler, bu kayıplar her gün manşet olur. Sonuçta bütün bunlara sebep olan hükümet bırakın iktidarda kalmayı, siyasette bile kalamaz ve silinir gider. Ama bizde tam tersi oluyor. İhanet ne kadar ileri giderse, hükümete bağlılık o kadar artıyor, methiyeler o kadar yükseliyor. Her ne olursa olsun, asla ümitsiz değiliz. Millet aklının her şeyin üzerinde olduğundan eminiz. Kimse kör ve sağır değil. Zerre kadar aklı olan herkes bu vahameti görüyor ve zamanını bekliyor. Hiçbir millet ipi kendi eliyle boynuna geçirmez. Günü geldiğinde, bu vahim duruma bir son vereceğinden ve hesap soracağından eminiz.

 

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.