Asikurtlar©

Yanaşma ve beslemeler

Yanaşma ve beslemeler
23 Nisan 2016 - 20:35 'de eklendi ve 4156 kez görüntülendi.

 

 

Türkiye açık ve aleni şekilde kuşatmaya alındı. İyi giden, övüneceğimiz, gurur duyacağımız hiçbir şey yok. Yol ve köprü yapmak gibi her hükümetin asli görevi olan şeyleri, bu millete neredeyse mucize işler olarak anlatmak, beyhude bir çırpınıştır. Zira, yanaşma ve beslemeler marifetiyle bunu Türk milletine yutturabilirsiniz, ama dünyadaki itibarımız, saygınlığımız yerlerde sürünmektedir ve üçüncü sınıf bir Ortadoğu ülkesi olmayı ne acıdır ki, artık kanıksadık.
HAZİN DURUM
Her zaman söylediğimizi bir defa daha tekrarlayalım: Bu ülkede medyayı düzeltmedikçe hiçbir şeyi düzeltemezsiniz. Medyayı düzelteceksiniz ki, kamuoyu doğru bilgilensin. Doğru bilgilenirse tercihini doğru yapar. Demokrasi de, hukuk da, vicdan da, ahlak da, iman da bunu gerektirir. Yalanın, yanlışın, karartmanın üzerine kurulmuş bir düzenden iktidar çıkarabilirsiniz, ama bundan hayırlı ve faydalı bir sonuç çıkması imkansızdır. Nitekim, Türkiye’nin içinde bulunduğu hazin durum bunun ispatıdır. Medya seviye, ahlak, ilke ve samimiyet bakımından yerlerde sürünmektedir. Bu çürüme ve çöküş bütün kurumlarda mevcut, ancak medya kelimenin tam anlamıyla rezil durumdadır.
YANDAŞLIK TERCİHTİR
Hayat tarzı, dünya görüşü tamamen farklı olmasına rağmen, kurulan menfaat düzeninden pay alabilmek için aklını, vicdanını, ahlakını ve hatta imanını kiralık verip, sonra da ahkam kesenler ibretle ve hayretle izliyoruz. Bunlara yandaş demek, kendileri için büyük iltifat olacaktır. Zira, yandaşlık bir tercihtir. Kendi anlayışınıza uygun bir siyasi partiye yandaş olabilirsiniz. İstisna cinsinden de olsa, aralarında bu sınıfa konulabilecekler bulunabilir. Görüşlerine katılmasak da bunları anlayabiliriz. Ama genelinin tavrı ve tarzı yandaşlığın çok ötesindedir. İnanmadıkları, katılmadıkları, onaylamadıkları halde menfaatten pay kapmak için iktidara yanaşmışlardır. Karşılığında da her anlamda beslenmişlerdir. Maddi olarak beslenmişlerdir, bulundukları yerlere havadan indirilerek beslenmişlerdir ve hayal bile edemeyecekleri imkan ve yetkilere kavuşarak beslenmişlerdir. Bu sebeple bunlar için kullandığım tanımlama, “yanaşma ve besleme” dir.
MENFAAT ORTAKLIĞI
AKP bir siyasi parti değil, toplama bir menfaat ortaklığıdır. İdeolojisi ve yönü olmadığı gibi, köklü, samimi ve kararlı bir kadrosu da yoktur. Bugün AKP’yi oluşturan kadroların tamamı bir zamanlar başka görüşleri savunuyor, başka siyasi partilerde yer alıyorlar, ülke meselelerine çok farklı bakıyorlardı. Menfaat etrafında birleştiler. Bu durum geçicidir ve işin özünde durum değişmemiştir. Hala birbirlerine tahammülleri yoktur. Bunun örneklerini yaşadık. En ateşli AKP savunucularının, hatta milletvekili bakan olanların, menfaatin dışında kalınca nasıl ateş topuna döndüklerini ibretle izledik. Hiç kimsenin şüphesi olmasın iktidar nimeti elden gittikten sonra bu örneklere çok daha fazla rastlayacağız. Zira, menfaatin nasıl paylaşıldığını, bu paylaşımın arızaya uğraması durumunda ortalığa nelerin saçıldığını, AKP ile Cemaat arasında yaşananlar sırasında sadece Türk milleti değil, bütün dünya büyük bir şaşkınlıkla izlemiştir.
KESKİN DÖNÜŞ YAPANLAR
Her meslek grubu içinde menfaatten pay alabilmek için hayatı boyunca savunduklarını bir kenara bırakıp, iktidar etrafında toplanan yanaşma ve beslemeler mevcuttur. Ancak, biz mesleğimiz gereği, medyada olanları biliyor ve izliyoruz. Tamamı haram havuzlarında toplanan paralarla ele geçirilen medyada görev alan bu takımı ikiye ayırmak doğru olacaktır. Birinci grupta, daha önce söylediklerini, yazdıklarını, savunduklarını bir kenara bırakıp, keskin ve ani bir dönüşle AKP yanaşması olanlar yer alıyor. Bunların birçoğunu yakından tanıyoruz. Ne hayat tarzları, ne düşünce yapıları, ne gelecek hesapları AKP ile asla uyuşmaz. AKP’yi bir ganimet saymışlardır. Daha önce yazdıklarını, savunduklarını inkar etmiş, AKP tetikçiliğine soyunmuşlardır. Düşünmezler, araştırmazlar ve itiraz etmezler. Kendilerine çok ters, çok aykırı gelse de AKP düzenini millete hazmettirmek için seferber olurlar. Tek ölçüleri, tek kriterleri, tek doğruları AKP’nin menfaatleri ve özellikle sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın söyleyip, yaptıklarıdır. Ondan aldıkları işaretle anında harekete geçer, hep bir ağızdan aynı şeyleri söyleyip yazarak, hazmettirme operasyonunu tamamlarlar. Haram havuzunun gazetelerine bakın, ne demek istediğimi çok daha kolay anlarsınız.
DURUMA GÖRE VAZİYET
AKP’nin genel siyasetine uygun olarak, duruma göre vaziyet almakta son derece mahirdirler. Sayın Erdoğan “çözüm” diyordu, bunlar herkesten önce çözümcü olmuşlardı. Şimdi, “çözüm bitti” diyor. Tamamı aynı anda çözüme saydırmaya başladı. Şu anda başkanlık sistemi savunucusu kesilmiş durumdalar. Yarın Erdoğan, bu sistemden vazgeçtiğini ve parlamenter sistemin devamından yana olduğunu söylesin, tamamı başkanlık hücumlarında en başa geçer. 17-25 Aralık öncesinde Erdoğan cemaat için övgüler diziyordu, bunlar için de cemaat kutsal ve dokunulmazdı. Hoca efendiye methiyede birbirleriyle yarışıyorlardı. Erdoğan cemaati hedefe koydu, bu güruh bu defa da sövme yarışına girişti. Bugün yaşadıklarını, gördüklerini, duyduklarını daha sonra kullanmak için bir yerlere not alıyor olmaları, kuvvetle muhtemeldir. AKP sonrasında her kim iktidara gelirse, anında çark edip, o partinin savunuculuğuna soyunacaklardır. Bugün tutukları notları da kitaba dönüştürerek, hem AKP’li olmadıklarını ispat etmeye çabalayacak, hem de buradan yeni bir menfaat elde etmeye uğraşacaklardır. AKP döneminin vurgun, soygun, yalan ve ihanetlerinin en büyük şahidi ve itirafçısının bunlar olacağından hiç kimsenin şüphesi olmasın.
ZEMBİLLE İNENLER
AKP yanaşması ve beslemelerin ikinci grubunda ise nereden çıktıkları, nerede yetiştikleri, ne zaman gazeteci oldukları belli olmayan, ama özel bir şekilde seçilip piyasaya sürüldükleri anlaşılan ve hiçbir kural, hiçbir ölçü, hiçbir sınır tanımayan, ahlakı da, mesleği de, hatta insanlığı da yerle bir eden türediler yer alıyor. Bütün dünya, bütün hayat, demokrasi, hukuk, insanlık gibi değerler kendi güdük zihniyetleri ile sınırlıdır. Özellikle din istismarında çok uzmanlaşmışlardır. Özgürlük masalları anlatır, kendilerinden başka hiç kimseye neredeyse hayat hakkı bile tanımazlar. Bu düzenin devam edebilmesi için feda edemeyecekleri hiç ama hiçbir şey yoktur.
BUNLARA KİM İTİBAR ETECEK?
Daha önce de yazmıştım: Bu yanaşma ve besleme takımının nasıl bir ruh hali içinde olduğunu, vicdanları ile baş başa kaldıkları zaman kendi durumlarını kendilerine nasıl anlattıklarını gerçekten çok merak ediyorum. Mahkeme kadıya mülk değil. AKP’nin de bir gün mutlaka sonu gelecektir. İşte o zaman bunların ne yapacağını, ne diyeceğini ve daha da önemlisi söylediklerine kimin inanacağını, itibar edeceğini gerçekten çok merak ediyorum.

Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER