SON DAKİKA

Y. BÜLENT BAKİLER “İHLASLI MI”, “İHLAS’LI MI”?

Bu haber 23 Aralık 2009 - 19:57 'de eklendi ve 19 kez görüntülendi.

Yavuz Bülent Bakiler, üniversite yıllarımızda konferanslarımız ve öğrenci sohbetlerimiz için en kolay ulaştığımız ve bize hiçbir ekstra maddi külfete mal olmayan “ağabeylerden” idi.

Başka pek çok “ağabeye” konferans ve sohbete katılmaları için yaptığımız müracaatlarda, taleplerini öğrenci bütçelerimizle karşılamamız mümkün olamıyordu. Gerçi talepleri öyle ahım şahım bir şey değildi ama “yol paralarını” dahi karşılamamız bizim için sıkıntı olacağından “sonraki etkinliğimize sizi mutlaka çağıracağız” deyip vazgeçiyorduk.

Yavuz bey, hiçbir çağrımızda herhangi bir talepte bulunmadı. Her zaman da etkinliklerimize katılıp sohbetleri ile biz öğrencilere faydalı oldu.

O sebeple de olsa gerek, bizim dönemdeki ülkücüler için ayrı bir yeri vardı.

Kendisini “Türk Milliyetçiliği” davasına adamış, mütevazı, bilgili, şuurlu biri olarak tanıdık.

Konuşmalarından ve sohbetlerinden, aynı zamanda “suizan” ile hareket etmeyecek, fitne ve fesada yol açacak hiçbir davranışta bulunmayacak kadar da şuurlu bir imana sahip olduğunu düşündük.

“Delilsiz ve dedikoduya dayalı” hiç konuşmazdı.

Kısacası, biz öğrenciler için “örnek alınması gereken” biri idi o dönemlerde.

**

Elbette “bir kalemde silip atacak” kadar nankör değilim.

Fakat maalesef yazdığı gazetenin meşrebine uygun birkaç yazı kaleme alması ve “o meşrepte” ısrarlı olması bende “üniversite yıllarında tanıdığım o Yavuz abi bu Yavuz abi mi” hayal kırıklığını oluşturdu.

MHP ve BBP birleşmesi ve MHP-MKYK’ya giriş çıkışı ile ilgili yazdığı iki yazıyı da defalarca okudum.

Yazıları, “suizan” ve “fitne” gibi, kendisine yakışmadığını düşündüğüm iki kelime ile özetleyebiliriz.

“Kongreye katılmamasına rağmen (rahmetli Mehmet Gül aracılıyla) Devlet Bey’in isteği üzerine” MHP MKYK’ya katıldığını anlattıktan sonra, parti toplantısında parti ve genel başkanın konuşma şekilleri hakkında görüşlerini beyan ettiği için bir sonraki MKYK’ya alınmadığını söylüyor.

Burada kendisine hiç de yakışmayacak şekilde “ben konuştuğum için almadılar” diyerek “suizanda” bulunuyor.

Başlığı da “Beni MHP’den kovdular” diye atarak imanlı birine hiç yakışmayacak şekilde “fitne” pompalıyor.

Bir kere, “Yavuz abi” iyi bilir ki “Partiden kovma” meselesi o şekilde olmaz.

Bir kongrede MKYK’ya davet eden irade neyse, sonraki kongrede listeye almayan irade de odur.

Ayrıca “Yavuz abi”, yeniden neden görev alamadığını, bildiğim kadarıyla doğrudan soracak kadar da Genel Başkan’a yakındı. En azından “randevu talebi reddedilmeyeceğini” düşünürüm.

“Yavuz abi” “Türbe önünde bir hanımın dediklerini delil olarak kabul etmeyecek kadar” şuurlu biridir diye düşünürken, kendisinde oluşan “kanaatin kaynağı” olarak o hanımı göstermesi, insanın aklına “AKkurtlar kervanına Yavuz abi de mi katıldı acaba” demekten başka bir şey getirmiyor.

Kendi yazdığına göre, ilk yazısından sonra liderimiz Devlet Bahçeli Yavuz beyi arıyor ve şöyle diyor.

“Yazdıklarınız doğru değildir. Biz, sizin gibi mümtaz bir Türk milliyetçisini neden partiden kovalım? Sizi Allah’a havale ediyorum!”

Y.Bakiler de söyle cevaplamış.

“Ben de sizi Allah’a havale ediyorum. Bütün mukaddesatım üzerine yemin ederim ki yazdıklarım yüzde yüz doğrudur. Ben MHP’nin Merkez Karar ve Yürütme Kurulunda, ne konuştumsa, geçen yıl, Hacı Bayram Türbesi önünde MHP Kadın Kolları eski Başkanından ne dinledimse onları yazdım! Kıl kadar yanlışlık yoktur!” dedim.”

Yani değerli okuyucu, “beni kovdu” dediği kişi tenezzül buyurup “ben sizi neden kovayım, kovmadım diyor”, Bakiler ise, asıl muhatabın sözlerine değil türbe önünde karşılaştığı bir hanımın sözlerine güveniyor.

“Türk Milliyetçisi her şeyden önce suizanda bulunmamalı, fitne ve fesada yol açacak davranışlardan kaçınmalı.” Bu ifadeleri geçmişte “Yavuz abiden” çok dinledim. Şimdi kendisinin “bilmeden, doğruluğunu araştırmadan, muhatabından duymadan” bir konu hakkında yazıyor ve yazdıklarında “yine türbedeki hanımı” delil göstererek ısrarcı oluyor. Yanlışında ısrarcı oluyor.

Bakiler, eğer gençlere verdiği öğütlerden kendisi muaf değilse, “Yavuz abi” intibasını bu kadar ucuza çizdirmemelidir.

Ben isterdim ki, Genel başkanın tenezzül buyurup kendisini arayarak “ben sizi neden kovayım, kovmadım” dediğinde Bakiler “bu teveccühe” yanlışında ısrar ederek değil “şuurlu bir Türk Milliyetçisinin” yapacağı gibi “suizannından” dolayı özür dileyip yine biz ülkücülere “örnek” olsaydı.

Yazı öyle uzadı ki, PKK’lıların Habur’dan kahramanlar edasıyla gelmesini alkışlayan, PKK’nın ikinci bebek katili Murat Karayılan’ın “Çözüm, Türkiye’yi Dünya Lideri yapar” demecini manşet yapıp alkışlayan ve bu bebek katilini aklamaya çalışan Türkiye gazetesinde yazmaya devam etmesini “hangi Müslüman-Türk vicdanına uydurduğunu” soramadık bile “Yavuz abiye”.

Haydi “iaşe” için orada yazmak zorundadır diyelim, fakat gazetenin PKK’yı aklamaya çalışmasına köşesinde karşı çıkmak yerine, “Türbe önündeki hanımın beyanına dayanarak” Türk Milliyetçiliğinin lideri ve partisi hakkında “fitne ve suizan” yazmasını “hangi zorunluluğa binaen” yaptığını da bilmek isterim.

Ülkeyi bölünmenin eşiğine getiren AKP ve AKP’ye yardımcı olan Türkiye gazetesine karşı durmak her Türk’ün şerefle eşdeğer vazifesi iken, aksine, bölünmenin önündeki tek engel olan MHP ve lideri hakkında dedikoduya dayalı, fitne çıkartıcı yazılar yazmasını “Türk Milliyetçisi vicdanlara” havale ediyorum.

Kendisini tanımasam “Ihlas AKP’ye mideden bağlıdır, eh, her Ihlas’lı da bu bağlantıdan nasiplenmek ister”, “Yavuz abi de Ihlas’lı biri nasıl olsa” der meseleyi noktalardım da, çok şükür ki kendisini tanıyorum!

Ve diyorum ki, o yazıları “Yavuz abi” yazmamıştır, çünkü her sohbette ”Suizan ve Fitne foseptik çukurudur, Türk Milliyetçileri bu çukura düşmemelidir.” diye öğütleyen “Yavuz abidir”. Ve bu öğüdünden kendisinin muaf olduğunu da sanmıyorum.

Ben ve benim neslim onu “IHLASLI” biri olarak tanıdık, “İHLAS’lı” olarak değil.

Yoksa yanıldık mı?

Aynaya bakıp bir vicdanı muhasebe yaparsa, eminin bir sonraki yazısının başlığı “Türk Milliyetçilerinden ve liderlerinden özür diliyorum” olacaktır, eminim.

Tabi, AKP’ye mideden bağlı İhlas grubu böyle bir yazıya müsaade eder mi, onu da bilemem elbette.{jcomments on}

Suleyman Celiksbs@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.