SON DAKİKA

Vicdanlara Soru

Bu haber 07 Ağustos 2014 - 9:39 'de eklendi ve 14 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

Cumhurbaşkanı seçiminin sadece Çankaya’ya kimin çıkacağını belirleyeceğini düşünmek, fazla saflık olur. AKP ülkeyi içerde ve dışarıda tarihinin en zor ve sıkıntılı dönemini yaşamaya mahkum etmiştir. Seçim bu vahim sürecin devam edip etmeyeceğine Türk milletinin karar vermesiyle sonuçlanacaktır.

Sicil ve söz

Aday Erdoğan’ın seçilmesi durumunda neler olacağını sicili ve söyledikleri ortaya koyuyor. Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu için söyleyecek söz bulamayınca, doğum yerini, her insanın başına gelebilecek ve hiçbir anlam ifade etmeyen dil sürçmelerini seçim meydanlarında kullanıp, bunların üzerinden sonuç almaya çabalıyor. Bildik ve artık yalama olmuş ezberleri tekrarlayarak, milattan önce yaşanmışlara farklı anlamlar yükleyerek, Anayasa’da bulunmayan ve hiçbir geçerliliği olmayan görev tanımlamaları yaparak insanları yanıltamaya uğraşıyor.

Hiç kimse yarından emin değil

Yanıltma ve korkutma siyasetinden sonuç alınsa dahi, bunun faydalı ve kalıcı hiçbir sonucunun olmadığını ve olamayacağını AKP’nin 12 yıllık iktidarında gördük. 3 defa arka arkaya iktidar olmanın bizi getirdiği yer, içeride gerginlik, çatışma, bölünme, borçlanma ve belirsizliktir. Bugün Türkiye’de yaşayan hiç kimse yarın ne olacağından emin değildir. Herkes tedirgin, herkes endişelidir. Toplumsal çürüme tehlike sinyalleri vermekte, milli ve manevi değerlerden yaşam tarzlarına kadar akla gelebilecek her şey, bir ayrışma ve kamplaşma aracına dönüşmektedir.

Menfaat her şeyin önünde

Bunun acı ve ağır sonuçlarını yaşayarak görüyoruz. Bu çürümenin sonucu olarak çıkar ve para tek ve değişmez değer olmakta, menfaat her şeyin önüne geçmektedir. Bizzat kendisi duruma göre vaziyet alan bir menfaat ortaklığı olan AKP’nin, ülkeyi getirdiği yer de ne yazık ki, menfaat uğruna istisnasız her şeyin feda edildiği bir nokta olmuştur. Hiç dolandırmaya gerek yok. Hepimiz bu toplumun içinde yaşıyoruz ve kimin ne düşündüğüne, ne yaptığına ve neye göre siyasi tercihini belirlediğine bizzat şahit oluyoruz. AKP seçmeninin çok ağırlıklı bölümünün tamamen menfaat hesaplarıyla hareket ettiğini ve maddi ve manevi değerler dahil olmak üzere bunun dışında hiçbir şeye itibar etmediğini ibretle görüyoruz. Buna bir de din ve inanç istismarını ekliyorlar ve sonrası kendiliğinden geliyor. AKP’nin tek ve değişmez siyaset yöntemi budur. Milleti menfaatle avutup, inanç istismarı ile meşgul ediyorlar, arkadan kafalarındaki asıl hedefleri hayata geçiriyorlar. Havuz kurup haram paralarla ele geçirdikleri medya üzerinden yaptıkları algı operasyonları işlerini daha da kolaylaştırıyor. Onun için ülke bu kadar kolay ve hızlı bölünme noktasına geldi. Onun için milli değerleriniz bu kadar kolay harcandı ve yok edildi. Aday Erdoğan’ın seçim meydanlarında mezhep ve etnik köken üzerinden yürüyüp bir kimlik siyaseti yaparak bu durumu daha da ileri götürmeye çabaladığını görmek bizi şaşırtmıyor. Biz yıllardır, siyasi menfaat için feda edemeyecekleri hiç ama hiçbir şey yok derken, tam da bunları kast ediyorduk. Keşke yanılmış olsaydık, ama tam tersine bizim tahminlerimizin çok ötesine geçmeyi başardılar.

Dışarıda ağır sonuçlar var

Amansız ve tek yönlü bir bombardımanla yürütülen algı operasyonu içeride sonuç veriyor, ama dışarıda durum aynı değil. Gelinen noktada en yakın komşumuzdan, en uzaktaki devlete varıncaya kadar istisnasız herkes, AKP’nin de, aday Erdoğan’ın da ne olduğunu gördü ve anladı. Tamamı artık uzak duruyor ve ilişkilerini en alt düzeye indiriyor. Telefonlarına artık hiçbir liderin çıkmadığını aday Erdoğan kendisi itiraf ediyor. Bu durum belki AKP’nin yetersizliğinin, bitmişliğinin belgesidir, ama bedeli Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk milleti ödüyor. Bu vahamet Türkiye üzerinde hesapları olanların işini daha da kolaylaştırıyor. Ermeni’den Rum’a, Barzani’den PYD’ye bu ülke üzerinde hesabı olan her kim varsa tamamı payına düşeni ya almıştır, veya almak için harekete geçmiştir. Ne acıdır ki, terör örgütleri de buna dahildir. IŞİD’in bu kadar ileri gidebilmesi, Türkmenler üzerinde yapılan soykırım, İsrail’in azgınlığı ve kahpeliğinin altında hep bu yetersizlik vardır.

Bu rezillikler başka ülkede olsaydı

Fotoğrafı daha da netleştirmek için ortalama akıl ve vicdana sahip herkese bir soru soralım: Şu anda Türkiye’nin içinde bulunduğu şartların ve bütün dünyanın gözleri önünde yaşanan gerçeklerin sadece bir tanesi, demokrasinin ve hukukun işlediği bir ülkede olsaydı acaba neler olurdu? Mesela ortalığa bu kadar büyük yolsuzluk ve rüşvet olayları saçılsaydı; mesela bölücü ihanet ülkenin bir bölümünü fiilen ele geçirmiş ve bölücübaşıyla şeref masaları kurulmuş olsaydı; mesela o ülkenin başbakanına Obama sopa gösterseydi; mesela o ülkenin Silahlı Kuvvetlerine kumpas kurulsaydı, mesela paralel yapı iddiaları ortaya atılsaydı. O ülkenin hükümeti bırakın iktidarda kalmayı, siyasette kalabilir miydi?

Vicdanlara soru

Daha açık ve net bir soru soralım: Bölgede, hem de ayrı dinlerden olan bu kadar ülkenin konsoloslukları, temsilcilikleri varken, IŞİD niye Türk konsolosluğunu basıp 49 Müslüman Türk vatandaşını rehin aldı? Bunu Türk vatandaşları için değil de ABD vatandaşları için yapabilir miydi? Yapsaydı, acaba ne olurdu? ABD’de başkanlık seçimi öncesinde, IŞİD’in Kuzey Irak’da konsolosluğu basıp 49 kişiyi rehin almış olduğunu varsayalım. Bu durumda ABD’de başkan yeniden aday olabilir miydi, olsaydı millet içine çıkabilir miydi? Bu sorular aynı zamanda IŞİD’in niye Türk konsolosluğunu bastığının cevabı da olmuyor mu?

İşte 10 Ağustos’da bunun seçimini yapılacaktır. Ya bu vahamet, bu rezalet, bu teslimiyet artarak devam edecek ve yeni ve daha ağır bedeller ödeyeceğiz, ya da, “artık yeter” deyip, bu karanlığa bir son vereceğiz. Biz Türk milletinin bu rezilliğe daha fazla tahammül etmeyeceği kanaatindeyiz.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.