Asikurtlar©

VESAYET GENETİĞE İŞLEDİ, GENETİĞE..

VESAYET GENETİĞE İŞLEDİ, GENETİĞE..
08 Ocak 2016 - 11:00 'de eklendi ve 4295 kez görüntülendi.

Habertürk’ün Genel Yayın Yönetmen Yardımcısı, aynı grubun Kanal 1’inin de Genel Yayın Yönetmeni’ydim o zamanlar..

Bir nevi, etimden, sütümden, yünümden faydalanıldığı günler..

CİNER Medya Grup Başkanı Kenan TEKDAĞ, her sohbette gazetecilik dersi verirdi, özellikle yöneticilere.. En sık uyarı ve sorusu ise şuydu;

-Genelkurmay Başkanı’nın basın toplantıları canlı yayınlanır mı kardeşim? Dünyada böyle bir örnek var mı?

Siyasi tansiyon yüksek ve asker de bu tansiyonun aktörlerinden biri.. 367 polemiğinin etkileri sürüyor.. İktidar partisine kapatma davası sürüyor.. Açılamayan “AÇILIM” adlı sürecin ayak sesleri geliyor.. Orduya operasyonun rüzgarı esmeye başlamış.. Dolayısıyla ağızdan çıkacak her söz bir HABER ve siyasetin istikametini etkiliyor.. Dönem, öyle bir dönem, soru da böyle bir soru;

-Genelkurmay Başkanı’nın basın toplantıları canlı yayınlanır mı?

Bu şartlarda Medya Grup Başkanı, GAZETECİLİK dersine bu sözlerle giriyordu hep.. Ona göre bu , MEDYANIN RUHUNA DA SİNMİŞ VESAYETİN en önemli göstergesiydi..

Ve bugün..

Genelkurmay Başkanları uzun zamandır basın toplantıları yapmıyor.. Dolayısıyla Kenan TEKDAĞ bu dertten kurtuldu..

Ama ilginçtir, “VESAYET” bugün onu öylesine avcunun içine aldı ki, Cumhurbaşkanı muhtarları her topladığında, her öksürdüğünde, her hapşırdığında, gak dediğinde, guk dediğinde, bakıyorum “HABERTÜRK” canlı yayında..

Ve hem ekranda hem internet sitesinde başlık aynı; ERDOĞAN’DAN ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR..

O yayınlarda “YENİ” olan ne var Allah aşkına? O sözlerde “HABER” olan ne var? Sürekli tekrar olduğu halde “ÖNEMLİ” olan ne var?

Önemli açıklama dediği, Erdoğan’ın sıkça tekrarladığı sözler..

İki gün önceki canlı yayında, dünkü canlı yayında hatta aynı günün sabahı yaptıkları canlı yayında ettiği sözler..

Aylardır sürekli söylenip, her defasında da “ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR” başlığıyla ekrana getirilen sözler, zamanında bize GAZETECİLİK DERSİ veren aynı kişinin ekranından hiç eksik olmuyor.. Mesleğimize göre aslında “HABER” değeri olmayan sözler..

Ama;

İsterse girmesin.. ALO FATİH yok belki ama artık Ankara’dan aranmaya da gerek yok, televizyonun başına oturttuğu “Nöbetçi” arkadaşa “ALO SUAT” dedimi, el ayak titreyerek yayına giriveriyor zaten..

Eeee, Gazeteciliğin ruhuna sinmiş vesayet ne oldu? Ben söyleyeyim; VESAYET VE VESAYETE HİZMET, ARTIK GAZETECİLİĞİN “GENETİĞİ” OLDU..

CİNER Grubunun ticari faaliyetlerine göz attığınızda işin özü şu;

Genelkurmay ENERJİ İHALELERİ dağıtabiliyor olsa durum farklı mı olurdu bilmem.. Ama bize “Gazetecilik dersi” diye verilenin “Tüccar Gazeteciliğin” gereği olduğunu bildiğimden, o gün de çok önemsemediğim bir bakıştı bu.. ‘DEMOKRATIM’ soslu bu yaklaşım, bugün “Gak” dedikçe canlı yayına girerek “Sivil vesayet karşısında nasıl topuk vuruyor” hep birlikte izliyoruz..

Demokratlığı ve demokrat yayıncılığı, “pkk sözcülerini”, “Siyasal kürtçülüğün aktörlerini”, “Ermeni diasporasının papağanlarını” ekrana doldurmak zanneden GAZETECİLİĞİN (!) “Trona madenini, kömürü, bakırı hangi topraktan çıkardığını, elektriği hangi ülkede, hangi millete sattığını” unutmaması gerekir, diye düşünüyor bu cahil.. Ve siz farkında olmayabilirsiniz ama, bir dokundurma dilye geçiştireceğiniz bu tespit, anlayabilen için bir vizyon..

Neden? Çünkü, dün konuştuğumuz mevzuya baktığımızda görüyoruz ki, Vesayetin adresi sabit değil..

GAZETECİ olmadan, gazeteciye “GAZETECİLİK” dersi vermeye kalkarken, yarını iyi hesaplamak gerekiyor..

Çünkü, bakın, dün ders vermeye kalktığınız gazeteci bugün size ne soruyor;

-Kenan bey, bir televizyonda, Cumhurbaşkanı her öksürdüğünde “Canlı yayına girin” diye çığlık mı atılır?

Üstelik, marka değerini “Gücü Özgürlüğünde” sloganından “ALO FATİH” karikatürlerine gerileten bu, “Geleceğe dair projeksiyonunuz” artık Türk Devleti ve Türk Milleti’nin geleceğini doğrudan ilgilendirir halde..

Gazete ve televizyonlarınıza iki kez el konulduğu, nükleer enerji işi elinizden alındığı, “Elini öpmeye gittiğiniz zat” bugün ‘TERÖRİST” ilan edildiği halde, bu aidiyet duygusu(!), “VESAYETİN”, bırakın ruhu, genetiğe işlemesi değil de nedir?

Hakkı teslim edeyim, “AİDİYET” duygusuna bu kadar yabancı olup, güce aidiyetteyse bu istikrar, aslında zor iş..

Ama belli ki “Deveye diken” sözünün, yayın ilkeleri ve işletmeciliğinizde önemli bir yeri var..

MURAT İDE

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER