SON DAKİKA

METAL YORGUNLUĞU?

Gündem Yazıları

BÜYÜK YÜZLEŞME…

Gündem Yazıları

Verilemeyecek hesap

Bu haber 14 Ocak 2014 - 13:14 'de eklendi ve 18 kez görüntülendi.

Üçüncü dönemin sonunda gelinen yer, hesabın verilemeyecek boyutlara ulaşması ve bunun çaresizliğidir. Şu anda AKP iktidarının yaptığının da, söylediğinin de, icraatının da başka hiçbir izahı ve anlamı yoktur. Bütün iktidar imkanlarını ve arkalarındaki çoğunluğu kullanarak, metazori bir şekilde hukuku işlemez hale getirmeye, veremeyecekleri hesabın üzerini kapatmaya ve gündemden düşürmeye çabalıyorlar.

 

Kurtuluş yok

 

Bu vahim ve kabul edilemez durumu sayın başbakan, “millete hesabı biz veriyoruz” diye izah etmeye uğraşıyor. Siyaset yapanların millete hesap vermesi eşyanın tabiatı icabıdır. Bu AKP’ye ve sayın başbakana özel bir durum değildir. Ancak, millete hesap vermek zorunluluğu, Anayasayı, hukuku, demokrasiyi, insan haklarını yok saymayı ve ayaklar altına almayı gerektirmez. Tam tersine bütün bunlar millete hesap vermenin ana unsurlarıdır. İktidar olmak, yüzde 50 oy almak hırsızlığı, yolsuzluğu, rüşveti, talanı, yalanı, ihaneti ne mazur gösterir, ne de hesap vermekten muaf hale getirir. İsterseniz yüzde 80 oy alın, eğer hırsızlık yapıyorsanız ve bunun hesabını yargıya verirsiniz. Anayasa bunun için vardır. Hukuk bunun için her şeyin üzerindedir, bağımsızdır ve herkes için eşit mesafededir. Mahkeme kadıya mülk değil. İktidar birgün mutlaka biter. Bugün ne yaparsanız yapın, hangi kanunu çıkarırsanız çıkarın, günü ve zamanı gelince bağımsız yargıya hesabı mutlaka verirsiniz. Bundan hiçbir şekilde ve hiçbir türlü kurtuluş yoktur.

 

Hukuk herkese lazım

 

Bu kesin gerçekler, AKP’nin ne kadar çaresiz olduğunu ve neleri göze aldığını da ispatlıyor. Hukuku işlemez hale getirerek, kimden neyi saklayacağınızı zannediyorsunuz? Hiç kimsenin şüphesi olmasın ki, bugün işlemez hale getirilen o hukuk, en çok arkasından dolanıp, yok etmeye çabalayanlara lazım olacaktır. Ve tarihe not düşmek adına belirtelim ki, işte o zaman demokrasiden, hukuktan, insan hakkından, adil yargılanmadan, eşitlikten dem vurup, ağıt yakanların başında yine bugün hukuku katledip dikensiz gül bahçesi oluşturduklarını zannedenler gelecektir.

 

Tarihte bir ilk

 

İnsaf, vicdan, iman ve ahlak sahibi hiç kimsenin bugün yaşananları kabul etmesi ve onaylaması mümkün değildir. Nitekim, AKP’nin kendi içinde bu değerlere az çok sahip olanlar son derece rahatsızdır ve bir çıkış yolu aramaktadırlar. İstifa edip gidenlerin yaptıkları açıklamalar çok çarpıcıdır. Tarihte ilk defa istifa eden bir bakan, başbakanı suçlamış ve bütün yaptıklarının onun bilgisi ve onayı ile olduğunu söyleyerek istifaya davet etmiştir. Böyle bir durum demokrasinin kenarından geçmiş olan bütün ülkelerde mutlaka bir siyasi sonuç doğururdu. Hiçbir şey olmamış gibi hareket edilmesi, hatta buradan bir kahramanlık çıkarılması insan aklıyla alay etmenin ötesindedir ve her türlü değere terstir.

 

Kağıt üzerinde kalmasın

 

Bütün bu yaşananlar karşısında, aynı zamanda bir hukuk adamı da olan TBMM Başkanı sayın Cemil Çiçek çok çarpıcı ve ibret veren açıklamalar yapıyor. Sayın Cumhurbaşkanı’ Abdullah Gül’ün hükümetle cemaati barıştırma gayretlerini bir kenara bırakıp nihayet Anayasa’nın 104. maddesinde belirtilen görev ve yetkilerini hatırlamış olması bir gelişmedir. Muhalefet partilerinin genel başkanlarıyla yapılan görüşmenin isabetli olduğu kanaatindeyiz. Önemli olan bunun bir şekilden öteye geçmesi, kağıt üzerinde kalmaması ve devletin başı sıfatıyla Anayasının uygulanması, devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetme görevinin tam olarak yerine getirilmesidir.

 

Güven bunalımı

 

TBMM’den geçirilmeye uğraşılan kanun teklifinin Anayasaya uygunlukla, devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasıyla uzaktan yakından bir ilgisi olmadığı, istisnasız bütün hukuk adamlarının üzerinde ittifak ettikleri bir gerçektir. Bu kanunun geçmesi durumunda Anayasa Mahkemesi’nin bozması, hatta öncesinde Cumhurbaşkanının geri göndermesi çok yüksek ihtimal olduğu halde ısrarlı olmak, yeni bir oldu-bitti arayışı olduğunu gösteriyor. Nitekim, yargının işlemesini neredeyse imkansız hale getirmişlerdir. İkinci dalga operasyonun nasıl engellendiğini, soruşturulan isimlerin nasıl kaçırıldığını bütün dünya ibretle ve hayretle izledi. Bir anda kayıplara karışan bacanakların aradan 4 gün geçtikten sonra teslim olanları ve birkaç saat sonra serbest bırakılması, “delilerin karartıldığı, her şeyin kitabına uydurulduğu” endişelerini arttırmıştır. Birilerinin böyle bir şey olmadığını söylemesi bir şeyi değiştirmez. Yargının bu hale getirilmesi ve böyle işletilmesi ağır bir güven bunalımı oluşturmuştur ve AKP yaptıkları ve söyledikleriyle bu bunalımı daha da derinleştirmektedir.

 

Yetim hakkı yiyen abad olmaz

 

Bu çırpınışlar fayda etmeyecektir. Verilemeyecek hesabı olanlar, abdestinden şüphe etmeyenler bu yollara tevessül, bu durumlara düşmeye tenezzül etmezlerdi. Yol, yöntem ve taktik saklanacak, gizlenecek, üzeri örtülecek ve her ne pahasına olursa olsun ortaya çıkarılması engellenecek çok şey olduğunu belgeliyor. Ancak, artık takke düşmüştür ve ne yaparlarsa yapsınlar yalan, talan ve ihaneti gizleyemeyeceklerdir. Bu millet nihayet her şeyi görmüş ve yılladır nasıl kandırıldığını, neleri feda ettiğini anlamıştır. Dün de söyledik, tekrar edelim. Yetim hakkı yiyenin abad olması mümkün değildir. Ne yaparlarsa yapsınlar hesap vermekten kurtulamayacaklardır.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.