SON DAKİKA
istanbul bayan escort escort mersin

Vatan Önce Türkiye’dir Türklere… Sonra da Turan!..

Bu haber 20 Kasım 2012 - 10:57 'de eklendi ve 111 kez görüntülendi.

SUKRU ALNIACIK

“ ‘Öldük bittik’ edebiyatı, bir Ülkücüyü hiçbir ülküye götüremez! „
Türk tarihi, bazen siyasi hareketlilik, bazen de kültür tarihi, ıslahatlar ve kalkınma hamleleri bakımından yoğunluk kazanır. Böyle bir döneme denk gelen 1911 yılı, Trablusgarp ve Balkan Savaşlarıyla, hem siyasi tarihin yoğunlaştığı hem de Türk Ocağı’nın, Hava Kuvvetlerinin kurulması gibi atılımlar sayesinde, kültür tarihimizin geleceğe göz kırptığı bir yıl olmuştur.

1911 yılının Türk Milliyetçileri için özel bir önemi daha vardır:

Ziya Gökalp, 1911 yılında Genç Kalemler dergisinde yayımladığı Turan şiirinde “Vatan ne Türkiye’dir Türklere ne de Türkistan… / Vatan büyük ve müebbed bir ülkedir: Turan!..” derken hiç şüphesiz, erken denecek vakitte bir ülkünün parolasını milletiyle paylaşmanın heyecanını yaşıyordu.

Önce Türk Ocakları, sonra Atatürk, sonra da Ülkü Ocakları tarafından benimsenen bu önermenin, ilk tebliğden sekiz yıl sonra, milli bir devlet kurmak için İstanbul’dan Anadolu’ya doğru yola çıkan Mustafa Kemal ve genç silah arkadaşlarına büyük bir moral ve motivasyon sağladığından hiç şüphemiz yoktur.

Milliyetçiliği, azınlık durumuna düştükleri ülkelerde, ezilen kültürel kimlikleri nedeniyle daha erken benimseyen Hüseyinzade Ali, İsmail Gaspıralı, Yusuf Akçura gibi “Kuzeyli Türkçüler”den farklı olarak Ziya Gökalp, “Anadolu’dan” yetişmiş bir Türk Milliyetçisiydi.

Turan idealinin Ziya Gökalp tarafından şiirsel bir anlatımla Türk fikir hayatına kazandırıldığı 1911 yılında “Türkiye” kavramı, ” henüz “İmparatorluk coğrafyası”ndan tamamen ayrışmamıştı. Trablusgarp’ı kaybediyor, Balkanlar’dan Anadolu’ya doğru çekiliyor, orasından burasından İngiliz pençesi yemiş Arap topraklarını elde tutmanın yollarını arıyorduk.

II. Mahmut ve Tanzimat döneminin “Osmanlı milleti” projesi tutmamış, azınlık milliyetçiliğinin gölgesinde kalmıştı. II. Abdülhamid ve istibdat döneminin “Ümmet-i Şahane” projesi de, etkin bir bölümü Hristiyan olan Arapların gözüne bakıyordu. Yani Türkiye henüz bugünkü anlamıyla bir vatan olmamıştı.

Ziya Gökalp, Türkiye’nin resmen “Türk yurdu” olmaya başladığı yıllarda Turan şiirini etkili bir sloganla noktalarken hiç şüphesiz, yüce bir ideale vurgu yapmak için “henüz resmen subuta ermemiş bir milli varlığı” teorik olarak küçümsüyor, daha fazlasını, “bu büyük millete yakışanını” istiyordu.

Ülkücülerin Turan algısını derinden etkileyen zamandan ve mekândan azade bu sloganı, siyasete yön veren bir aforizma olarak kabul edebilmemiz için önce sözün, edebiyat kalıbından çıkarılarak coğrafi ve kronolojik çapaklarının taşlanması gerekiyor.

Sonra da bir menzil taşı gibi ufka dikilmesinden yüz yıl sonra bu fikir mızrağına, sosyolojik, hukuksal ve siyasi hacimler giydirilerek sağlam bir “taşıyıcı kolon”a dönüştürülmesi gerekiyor.

1911’de “Vatan ne Türkiye’dir Türklere ne de Türkistan…” sözünün söylendiği tarihte henüz Türkiye Cumhuriyeti kurulmamıştı. Türkistan ise Rus istilası altındaydı ve henüz Bolşevik devrimi yaşanmamış, sosyalist cumhuriyetler bile ortaya çıkmamıştı.

Yüz yıl sonra ise bugün Turan, milli edebiyatı besleyen ve “Türkiye gerçeğini” azımsayan uzak bir ütopya olmaktan çıkmıştır. Bir milli örgütlenme ve savaş sonrasında Türkiye, vatan yapılmış; Sovyetlerin dağılmasıyla Türkistan’da bağımsız Türk devletleri kurulmuştur. Yani hem Türkiye vatan olmuştur bize hem de Türkistan…

“Büyük ve müebbed bir ülke” olan Turan da cennet gibi öldükten sonra ulaşılacak bir mekânı, Türklüğün İrem bağlarını kastetmemektedir.

Edebiyat kitaplarının sararmış sayfalarından süzülerek aklımızda yer eden ve bir kara sevda gibi gönlümüze yapışan Turan ideali, artık çok daha gerçekçi bir siyasi projedir. Gönlümüzdeki Turan sevdası, Türkiye Cumhuriyetini de ebedi kılacak bir “taşıyıcı kolon”dur.

Milli edebiyat, zamanında gereğince ve yeterince yapılmıştır. Artık sloganların içini dolduran, tarihi, siyasi ve kültürel Turancı hamlelerin zamanı gelmiş de geçmektedir.

Cazgır azınlıkların, zayıf omurgalı hükümetler sayesinde kopardığı gürültüden bir an önce uzaklaşarak kendi gündemimize odaklanmalıyız. Milli ülküleri ve siyasi iktidar umutları olmayan cumhuriyetçilerin, geçici siyasi tablolara bakarak çıkardıkları, milli morali yıpratan uğultulara karşı da kendi Ülkücü karakterimize uygun bir ihtiyatı kuşanmalıyız.

Türkler için “federasyon,” ancak Turan ülkesinin siyasi birimleri arasındaki ahengi anlatan bir kavram olabilir. Türklerin teşkilatçı aklı, 21. Yüzyılda Turan kavramını, “Edebiyattan Tarih’e,” kuvveden fiile geçirmek için yeterlidir. Vahamet ve “öldük bittik” edebiyatı, bir Ülkücüyü hiçbir ülküye götüremez. Eğer ille de şiir diliyle anlatmak gerekirse…

Vatan ne Amerika’nın BOP’udur Türklere ne Frengistan!..
Vatan önce Türkiye’dir Türklere, sonra da Turan!..

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.