SON DAKİKA

Varlığını Abd’ye ,İsrail’e Ve PKK’ya Armağan Edenler !

Bu haber 07 Ekim 2013 - 10:29 'de eklendi ve 6 kez görüntülendi.

Yıldıray Çiçek

PKK’nın taleplerini gerçekleştirme konusunda paket üstüne paket açan ,süreç üstüne süreç başlatan , açılım üstüne açılım yapan AKP’nin attığı son adımlarda PKK’ya hayat kaynağı olacak özellikler taşımaktadır. AKP iktidarı oturduğu pazarlık masalarında PKK ne isterse bir bir hayata geçirmeye devam ediyor. Bunlardan birisi de “Demokratikleşme Paketi” içinde açıkladıkları andımızın kaldırılacağını duyurması olmuştur. AKP zaten kendi zihniyetlerinde var olan Türk milletinin kimliğini ortadan kaldırma ve Türklüğü silme düşüncesini PKK’nın talepleriyle birleştirip daha şevkli, istekli yapar oldular. AKP’nin Türklüğe düşmanlık konusunda PKK’dan farklı düşündüğü hiçbir konu yoktur. Her sabah çocuklarımızın büyük heyecanla okuduğu Andımıza olan düşmanlıkları bakış açılarındaki birlikteliği göstermesi bakımından güçlü delil olmaktadır. Türk milletini yönetipte , andımızdan rahatsızlık duymak aklın, mantığın alabileceği bir şey değildir. Andımızda yer alan ifadelere kelime kelime, cümle cümle tekrar bakın ve başımızdaki zihniyetin nelerden rahatsızlık duyduğuna ibretle şahit olun !

“Türküm, doğruyum, çalışkanım,

İlkem; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.

Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.

Ey büyük Atatürk, açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım Türk varlığına armağan olsun.

Ne Mutlu Türküm Diyene.

***

Bu ifadelerden rahatsızlık duymak için nasıl bir ruh haline sahip olmak lazımdır? Bu andımızdan rahatsız olabilmek için herhalde sadece Recep Tayyip Erdoğan’ın ruh haline ve zihniyetine sahip olmak yeterli olacaktır.

Gelin andımızın içeriği ile Recep Tayyip Erdoğan’ın zihniyetini karşılaştıralım ve andımızdan neden ve niçin rahatsız olup, kaldırma kararı aldıklarını netleştirelim.

***

“Türküm …”

Recep Tayyip Erdoğan Türk olmadığını çeşitli ortamlarda beyan etmiş, ağzından bir gün olsun “Türküm” ifadesi çıkmamış birisidir. AKP’yi kurmadan öncede Türklüğe her daim alerji duymuş birisidir. Hürriyet Gazetesi’nin logosunda yer alan Atatürk’ün sözüne Refah Partisi’ndeyken göstermiş olduğu “Gazetenin bir tanesi yazmış ‘Türkiye Türklerindir’ diye. Ahlaksız bu, hayasız. Eğer bunu derseniz Türkiye’yi 30’a bölersiniz. Olmaz böyle şey. Türkiye’de Türkiyelilik bilincini yakalamalıyız.” şeklindeki tepkisi her şeyi anlatmaya yetmiyor mu? Türkiye’nin “36 etnik kökenden oluşan mozaik” olduğunu söyleyen Recep Tayyip Erdoğan için andımız zaten başlı başına alerji yüklü ifadeler taşımaktadır.

***

“Doğruyum…”

Sürekli bir şekilde yaptığını “yapmadım” ,söylediğini “söylemedim” diyen, kendi kendini her zaman için tekzip eden, her konuda güven sorunu yaşatan birisi için bu söz külfet olmayıpta ne olacaktır?

***

“Çalışkanım..”

ABD ve İsrail’in dünyadaki ve Ortadoğu Bölgesindeki menfaatlerini korumada oldukça çalışkan olan, Türkiye’nin enerjisini ve gücünü bu hedef için organize eden birinin, Türk milleti için çalışmaya and içilmesinden ve çocukların bu şekilde yetiştirilmesinden rahatsızlık duyması oldukça doğaldır.

***

İlkem; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.

2009 yılında Aydın’da AKP’nin düzenlediği mitingte kendisine ‘Allah senin cezanı verecek’ dediği için miting otobüsü içinde 14 yaşındaki çocuğun boğazını sıktığı ve tartakladığı söylenen Recep Tayyip Erdoğan için “küçüklerimi korumak” ilkesi diye bir şey olması mümkün değildir herhalde… Boğazı Recep Tayyip Erdoğan tarafından sıkıldığı iddia edilen çocuğun ailesi tarafından açılan dava anında red edilirken, Recep Tayyip Erdoğan o çocuk hakkında ‘devlet büyüğüne hakaret’ten dava açmıştır. Bağımsız yargı kavramının kalmadığı Türkiye’de o davanın nasıl sonuç alacağını merak etmek bile zaman kaybıdır.

Hele siyasi zihniyetinde “büyükleri saymak” gibi bir anlayış zerre kadar yoktur. Kendinden yaş olarak bir hayli büyük siyasilere kullandığı üslup bu konuda da sınıfta kalan biri olduğunu göstermektedir. Hazırladığı raporlarda Başbuğ Alparslan Türkeş’e “Irkçı-Kafatasçı” diyen , merhum Başbakanlarımızdan Bülent Ecevit hastalandığında ona “Artık fiziken çökmüş, bitmiş bir insan var karşımızda. Bakın her taraf kırılmaya, dökülmeye başladı.” şeklinde saygısızca konuşan , eski Cumhurbaşkanlarımızdan Süleyman Demirel’e “Otur oturduğun yerde, ne işin var böyle gazete gazete dolaşıyorsun? 87 yaşında hala ortalığı karıştırıyorsun. Otur da bey zannetsinler.” şeklinde ölçüsüzce konuşan , her şeyini borçlu olduğu merhum Necmettin Erbakan’ın sağlığında ,sırf kendisinin siyasi yanlışlarını televizyonlarda ve gazetelerde dile getiriyor diye onu bile “Bir taraftan sandalye ile dolaşacaksın, bir taraftan çeşitli hastane raporları şunlar, bunlar, falan, filan göndereceksin ondan sonra bu siyasi mücadelenin içinde gelip bir şeyler paylaşabilir miyim, bir pirim yapabilir miyim bunun gayreti içinde olacaksın” şeklinde aşağılayabilen birisi için “Büyükleri Saymak” diye bir ilkesi olması hiç mümkün değildir.

***

“Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.”

Yabancı devletlerin projelerinde “Eşbaşkanlık” gibi görevler alıp ve taşıdığı Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı sıfatını da bu görevini başarıyla yerine getirmek için aracı olarak kullanan ve milyonların huzurunda “Şu anda Amerika’nın da ‘BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ’ var ya ‘GENİŞLETİLMİŞ ORTADOĞU’, yani bu proje içerisinde Diyarbakır bir yıldız olabilir. Bunu başarmamız lazım.” diyen birisinin ülküsü nedir? Ve kimi ileri götürmeye çalışmaktadır?

***

“Ey büyük Atatürk, açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.”

Siyonizmin kurucusu Theodor Herzl’in mezarı karşısında saygıyla duran ve çelenk bırakan ama Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk için “Ata’ya saygı duruşunda sap gibi ayakta durmaya gerek yok!” diyebilen , Atatürk’ün ilan ettiği milli bayramlardaki törenlere çeşitli bahanelerle katılmayan ve iktidarında birçok milli bayram törenlerini iptal eden, Atatürk’ün milli şuur ve milli bilinç oluşturan birçok sözünden rahatsızlığını her fırsatta dile getiren Recep Tayyip Erdoğan için Atatürk’ün açtığı yolda yürümesi , gösterdiği hedefe yürümesi mümkün değildir.

“Varlığım Türk varlığına armağan olsun.”

“Türk milleti ,Türk, Türklük” dendiği vakit cinnet geçiren,varlığını ABD ve İsrail varlığına armağan eden ,PKK ile pazarlık masalarından kalkmayan Recep Tayyip Erdoğan bu sözlerden rahatsız olmasında kim olsun?

***

“Ne Mutlu Türküm Diyene.”

“Ne mutlu Türküm diyene” sözünü dağlardan ,taşlardan temizleyemeye ,zihinlerden çıkarmaya çalışan birisi için hiç hoş olmayan bir sözdür. Anayasadan bile Türklüğü çıkarmak için hazırlık içinde olanlar için bu sözler büyük rahatsızlık vermektedir. Dağlara ,taşlara “Ne Mutlu ABD’liyim Diyene” yazsanız zerre kadar rahatsızlık duymazlar ama işin içine “Türk” girdiği vakit kimyaları bozulmaktadır.

***

Bu özet bile andımızın hangi zihniyet tarafından kaldırılacağını göstermektedir. Tarafsız ve objektif bir anket yapılsın andımızdan sadece AKP’lilerin ve PKK’lıların rahatsız olduğunu göreceksiniz. Ortak noktaları Türklük düşmanlığı olunca pazarlık masalarında birleşiyorlar.

PKK adına faaliyet yürüten BDP’nin Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş yaklaşık 2 yıl önce Diyarbakır İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne dilekçe göndererek, kızının “Andımız” faaliyetine katılmayacağını beyan etmiş ve kızının muaf tutulmasını istemişti. PKK’lı Demirtaş 2011’de bunu yaparken , Başbakan Erdoğan 2013 yılında açıkladığı sözde Demokrasi Paketinde andımızın kaldırılacağını duyurmuştur.

Başbakan Erdoğan’ın andımızın kaldırılmasına yönelik gelen tepkilere Adana’da düzenlediği mitingten verdiği “‘Türküm’ dediler, Türkiye’nin itibarını yerlerde süründürdüler. Doğruyum dediler Türkiye’yi yolsuzluklara muhtaç ettiler. Çalışkanız deyip yıllarca yan gelip yattılar.” şeklindeki cevapta evlere şenlik olmuştur.

PKK karşısında esir olmuşlar Türkiye’nin itibarından , servet içinde yüzüyorlar yolsuzluktan, gece gündüz ABD-İsrail ikilisi için dünyanın her yerine koşturuyorlar çalışkanlıktan bahsedebiliyorlar. Ne de olsa o Recep Tayyip Erdoğan’dır. Hiçbirimizi şaşırtmayan siyasi kimliği ve zihniyeti budur.

Ama Allah’tan bu ülkede onun maskesini her türlü düşüren MHP ve onun Lideri Sayın Devlet Bahçeli vardır. MHP maskelerini düşürdükçe kılıktan kılığa giriyorlar.

‘Varlığını Türk varlığına armağan eden MHP’ karşısında ,varlığı ABD’ye , İsrail’e ve PKK’ya armağan edenlerin rahatsızlığı da elbette doğanın kanunu olmaktadır.

Yıldıray Cicekyildiraycicek@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.