Asikurtlar©

Uzun ince bir yoldayız

Uzun ince bir yoldayız
08 Eylül 2016 - 19:56 'de eklendi ve 4201 kez görüntülendi.

 

 

Türkiye yılların yanlışlarının, ihmallerinin, beceriksizliklerinin, hatta teslimiyetlerinin sonucunda bu noktalara gelmiştir. Bugün artık yanlıştan dönülmüş gibi görünse de, arınmak, ağırlaşan terörü bitirmek, etrafımızdaki amansız kuşatmayı kırmak kolay olmayacaktır. İçeriye bakıyoruz, ne yana dönsek hain kaynıyor, ne yana yönelsek ihanet yolumuza çıkıyor. Dışarıdakiler ayrı bir vahamet, alayı birden üzerimize geliyor. Sınırlarımız kevgir, bir adım ötemiz bataklık. Neyse ki, bu ihanet çemberinin kırılması için bir yerinden başlandı ve kararlılıkla yola devam ediliyor.

AT İZİ İT İZİNE KARIŞTI
Uzun ince bir yoldayız ve çok işimiz var. FETÖ ile mücadele gün geçtikçe karmaşıklaşıyor. Cumhurbaşkanı dahi, “at izi it izine karıştı” demek ihtiyacı hissediyor. Devlet içinde özel hesapların, şahsi çıkarların her şeyin önüne geçtiğini görüyoruz. Kim haklı kim haksız, kim suçlu kim masum ayırmak çok zor. Kesin olan tek şey, bu durumun birilerinin işini kolaylaştırdığıdır.

Durumdan vazife çıkaranların öne geçtiğidir. Bütün bunların olabileceğini düşünerek, daha ilk gün hukukun ve liyakatin önemine değinmiş ve bu ölçüler içinde hareket edilmesinin şart olduğunu söylemiştik. Aksi halde gücü ve yetkiyi ele geçiren kendi kuralını, kendi ölçüsünü koyuyor ve onu uyguluyor. Bu kural ve ölçü ülkenin ve milletin menfaatleri, demokrasi ve hukukun gerekleri olmuyor. Biz bu noktadaki tespitimiz şudur:
Her kim ki, eline geçirdiği yetki ve imkanları devlet ve millet menfaatine, hukuk ve liyakat ölçülerine uygun kullanmıyorsa, kendi güdük zihniyetini veya özel hesaplarını öne çıkararak hareket ediyorsa, FETÖ’nün ekmeğine yağ sürüyor, ihanete yardım ediyordur. Oluşan puslu hava sadece gizlenen veya araziye uymaya çalışan FETÖ’cülerin, hatta PKK’lıların işini kolaylaştıracaktır.
Dolayısı ile siyasi iradenin çok dikkatli olması, doğru adamlarla çalışması ve hukuku her şeyin önüne geçirmesinden başka çare yoktur.

BÖYLE DEVAM EDEMEZ
PKK, ihanetin diğer sacayağıdır ve ayrı bir tedbir gerektiriyor. Bizim de katıldığımız Başbakanın Diyarbakır ziyareti sırasında söyledikleri ve yaptıkları iyi bir başlangıç olabilir. Yeter ki, kağıt üzerinde kalmasın ve gereği yapılsın. Bu katil örgütle sadece silahlı mücadelenin yetmeyeceği ortadadır.

Tıpkı FETÖ gibi çok yönlü şekilde bu hainler takibe alınmalı ve ekonomik, sosyal, siyasal, hukuki olarak solukları kesilmelidir. Devlet içindeki bağlantıları, kullandıkları belediye imkanları biran önce yok edilmelidir.

14 bin öğretmenin bu hain örgütle bağlantılı olabileceğini, belediye imkanlarının dağdaki katiller için seferber edildiğini bizzat başbakan söyledi. Dokunulmazlıkları kaldırılan milletvekilleri açık şekilde devlete kafa tutuyor ve hukuku tanımıyorlar. Bu böyle devam edemez. Kaybedecek zaman kalmamıştır.

GEREĞİ YAPILMALI
Kuzey Irak ve Suriye bataklığının PKK’nın işini çok kolaylaştırdığını ve azdırdığını hep söyledik. Şimdi devleti idare edenler de aynı şeyi tekrarlıyorlar. Gözler Suriye sınırına çevrilmişken, Kuzey Irak’ın da unutulmaması gerektiğini daha dünkü yazımızda değerlendirmiştik.
Sayın Cumhurbaşkanının da aynı noktada olduğunu gördük. Çin dönüşü uçağındaki gazetecilere, Suriye’dekine benzer risklerin Irak için de söz konusu olduğunu, PKK’nın orada da kendine yer edinmeye çalıştığını, Musul ve Telafer gibi Türkmen bölgelerinde belirsizlik yaşandığını söylüyor ve her şeyi gözden geçirmek gerektiğini ekliyor.

Bu tespiti son derece önemsiyoruz ve gereğinin yerine getirilmesi gerektiğini söylüyoruz. Burada farklı düşündüğümüz nokta Barzani’ye ne kadar güvenilebileceğidir? Zira, bu peşmergenin duruma ve güce göre, anında kıvırabileceğinin hiçbir zaman unutulmaması gerekmektedir.

VE EL BAB
Fırat Kalkanı operasyonu çerçevesinde, geç kalınmış olsa da Suriye’de çok doğru şeyler yapılıyor. MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin yıllar önce gündeme getirdiği güvenli bölgeye sayın Cumhurbaşkanının da sahip çıkmış olması çok isabetlidir. ABD’nin böyle bir oluşuma sıcak bakmamasında şaşılacak bir şey yok.
PKK uzantısı PYD ile tam bir işbirliği yapan ve bu ihanet örgütlenmesi üzerinden emellerini hayata geçirmeye uğraşan ABD’yle yola devam edebilmek mümkün değildir. İşimize gelen yerlerde işbirliği yapılabilir ki, Rakka operasyonu bunlardan biridir. Ancak, özellikle PKK-PYD konusunda ABD ile birlikte yürümemiz imkansızdır. Bu imkansızlık sahada da kendini göstermiştir.

Bizim için hayati önemde olan Menbiç’in ABD tarafından PKK-PYD’ye teslim edilmek istendiğini ibretle izliyoruz. Buna karşılık El Bab’a operasyona destek verdiklerini söylüyorlar. Bu da başka bir ikiyüzlülük ve utanmazlıktır.

Menbiç PYD’nin elinde kaldıktan sonra, El Bab’ın IŞİD’den temizlenmesi bizim güvenliğimiz açısından çok da bir şeyi değiştirmeyecektir. Hesaplar, Türkiye’nin bölgede fazla kalmayacağı veya kalamayacağı, Fırat Kalkanı ile temizlenen bölgelerin ÖSO’ya bırakılacağı üzerinden yapılıyor. Türkiye bölgeden ayrıldıktan sonra, Menbiç’e yerleşen PYD-YPG’nin yine ABD’nin de yardım ve desteği ile ÖSO’yu kolaylıkla saf dışı edipa Afrin’le birleşmek için harekede geçeceği bugünden bellidir.

MUZ DEVLETİ KURMAK İSTİYORLAR
Her şey ortada. IŞİD geriliyor ve anlaşılan, bir süre sonra tamamen yok olacak. Zaten, BOP’un (b) planı olarak ortaya çıkarılmıştı. İşlevini tamamlayınca da ipi çekilecektir. Asıl hesap PKK-PYD üzerinden yapılmaktadır ve bir Muz devleti kurulmak istenmektedir. Menbiç bu yolun en önemli kilometre taşıdır.

Dolayısı ile El Bab’ın IŞİD’den temizlenmesi ne kadar önemliyse, Menbiç’in PKK-PYD’den temizlenmesi de bir o kadar, hatta ondan daha önemlidir. Bu noktada asla geri adım atılamaz ve Menbiç ve El Bab mümkünse aynı anda temizlenmelidir. Eğer bu olmuyorsa El Bab’ın IŞİD’den kurtarılması ve arkanın sağlama alınmasından sonra, ivedilikle Menbiç’in PYD’den arındırılmasına sıra gelmelidir. Türkiye’nin Rakka’nın IŞİD’den geri alınmasına hiçbir itirazı olamaz. Yeter ki, o topraklar gerçek sahiplerine geri verilsin ve PKK-PYD ihanetine set çekilsin.
Son bir tespitle bitirelim: Güvenli bölge olmazsa olmazımızdır. ABD’nin ne dediğine bakmadan, hazır Rusya’yı da yanımıza almışken, Fırat Kalkanı operasyonu gibi güvenli bölgeyi kendi imkanlarımızla oluşturmak durumundayız.

Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER