SON DAKİKA

Söz Konusu Olan Vatanın

Gündem Yazıları

BİZİM BRÜTÜS

KÖŞE YAZILARI

Umut uzakta huzur kızakta

Bu haber 01 Ağustos 2017 - 21:19 'de eklendi ve 2.187 kez görüntülendi.

Türkiye’nin çok ağır meseleleri var. İçerideki ve dışarıdaki gelişmeler dehşet vericidir ve olumlu hiçbir şeye rastlanmamaktadır. Sürekli kaybeden taraftayız. Bölgedeki hazin durum üzerimizdeki baskıları arttırmakta tehdit ve tehlike her geçen gün büyümektedir. Aklı başında olan hiç kimsenin, Türkiye’nin bugünkü halinden memnun olması mümkün değildir. Siyasi gelişmeleri sıklıkla değerlendiriyor ve bu gidişin değişmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Asla ümitsiz değiliz. Her ne olursa olsun Türk milletinin bu zor günleri aşacağına olan inancımız tamdır.

DERİN ÇÜRÜME
Meselenin bizi ümitsizliğe sevk eden asıl tehlikeli boyutu, siyasi yetersizliklerin de tetiklediği toplumsal gerilimin artık tamamen kontrolden çıkması ve kangrene dönüşmesidir. Türkiye istisnasız her alanda çok tehlikeli ve gittikçe derinleşen bir çürüme yaşamaktadır. İstikrarsızlık derinleşirken, huzursuzluk tırmanmaktadır. Bize göre, toplumsal çürüme bugün her şeyin önüne geçilmiş ve ivedi tedbir alınması gereken meselelerin ilk sırasına yerleşmiştir. Özellikle son 10 senedeki çürüme devletin resmi rakamlarına da yansımaktadır ve kelimenin tan anlamıyla alarm zillerinin çaldığını ortaya koymaktadır. Adi suçlardan kadına şiddete, cinayetten cebir kullanma suçlarına, mafyalaşmadan uyuşturucuya, fuhuştan taciz ve tecavüzlere, uyuşturucudan tahammülsüzlüğe kadar her alanda, yüzde binlerle ifade edilen artışlar meydana gelmiştir ve dünya rekorları kırılmaktadır. Uyuşturucu kullanımının ilkokullara kadar düştüğünü devleti yönetenler söylüyor. Derinden giden çürüme, artık su yüzüne çıkmış ve ağır bedeller ödetmeye başlamıştır.

MENFAAT HER ŞEYİN ÖNÜNE GEÇTİ
Bu noktaya nasıl geldiğimiz ayrı bir tartışmadır. Sadece şu kadarını söyleyelim: Milli ve manevi değerlerin içinin bu kadar boşaltılması ve siyasi malzeme haline getirilip saptırılmasının kaçınılmaz sonucunu yaşıyoruz. Siyasi ve kişisel fayda uğruna bütün değerler yerle bir edilmiş, toplumun fren mekanizmaları boşaltılmış, hukuk ve adalete güven zedelenmiş, kişisel menfaat tek ve değişmez hedef olmuştur. Menfaatin her şeyin önüne geçtiği, bu uğurda akla gelebilecek her şeyin feda edildiği bir düzenin insanları da, toplumu da, ülkeyi de getireceği yer başka türlü olamazdı. Sonuç ortadadır. Çok vahim, çok sarsıcı ve akıl ve izah sahibi herkesi son derece tedirgin eden gelişmeler yaşanıyor. Televizyonların ana haber bültenleri, gazete sayfaları, fuhuş, kumar, alkol, kaçakçılık, sapıklık, uyuşturucu, rüşvet, torpil, yolsuzluklar, zulüm, kıyım, iftira, baskı, kul hakkına tecavüz, kamu malına el uzatma, haramzadelik, lüks, israf, saltanat, görgüsüzlük, gasp, hırsızlıklar, cinayetler, kadına şiddet haberleriyle doludur. Ne acıdır ki, bütün bu olumsuzluklar sıradanlaştı ve toplumsal çürüme sarsıcı örnekleriyle neredeyse her saat başı karşılaşıyoruz.

15 TEMMUZ FIRSAT OLABİLİRDİ
15 Temmuz’un bizi derinden sarstığını, silkinip kendimize dönmek için bir milat, yeniden başlamak için bir fırsat olabileceğini düşünmüştük. “Yenikapı buluşması” ümitlerimizi arttırmıştı. Ancak, zaman geçtikçe her şey aslına rücu etti. 15 Temmuz öncesinin hastalıkları, yanlışları, saplantıları, bölünmüşlükleri, çok daha tehlikeli ve derin biçimde yeniden öne çıktı. Bunda iktidarın yanlışları kadar, Anamuhalefet partisi CHP’nin iktidarı kaos oluşturmakta aramasının rolü olduğunu bir tespit olarak hatırlatmak durumundayız. Ve bu hazin durum toplumdaki ayrışmayı, kamplaşmayı da tetikledi. Şöyle dönün bir etrafınıza bakın, memnun olan, ümit ve heyecan duyan bir tek kişi bulabilecek misiniz? Herkes tedirgin, herkes endişeli, herkes korkulu, herkes burnundan soluyor. En masum, en samimi, en isabetli uyarılar dahi, şiddetle karşılık buluyor.

TOPLUMUN FREN SİSTEMLERİ YOK EDİLDİ
Hırsızlığın İslamla izah edilmeye çalışıldığı, suç işlemenin özgürlük sayıldığı, yalanın tek ve değişmez siyaset yöntemi haline geldiği, ihanetin sıradanlaştığı döneme geri dönmek istemiyoruz. Bütün bunların sayısız örneklerini bu millet defalarca şahitlik etti. Dini değerlerle alay edildi, maneviyatımız siyaset malzemesi yapıldı. Kendileri dinin emirlerine uymak yerine, dini kendi düzenlerine uydurmaya çabalayanları ibretle izledik. Bütün din adamları, cemaat liderleri bu vahim tablo karşısında hala susuyor ve kendini kurtarmaya çalışıyor. Buradan nasıl bir ahlak, fazilet ve erdem çıkabilir? Toplumun ve insanın fren sistemi olan hukuk, ahlak, iman, aile, kariyer, arkadaşlık vatandaşlık sadece kağıt üzerindedir. Bir insanın hukuka inancı kalmamışsa, ahlak endişesi bulunmuyorsa, iman sıradanlaşmış ve hırsızlığın maskesine dönüştürülmüşse, aile yerle bir edilmişse, toplum içinde bir saygınlık yoksa, mesleki bir özellik kazanılmamışsa, arkadaşlık sadece menfaat paylaşımıyla sınırlanmışsa, vatan ilgi alanı dışındaysa bu insanı kim ve ne durdurabilir?

DOĞAL AFETLER MANEVİ İKAZ
Ülke yönetme sorumluluğu taşıyanların ivedilikle üzerinde durması ve mutlaka çözüm bulması gereken bu meseleyle ilgili çarpıcı tespit ve uyarılar yine MHP Genel Başkanı sayın Devlet Bahçeli’den gelmiştir. “Umut ve huzur; insanlığın aradığı, hasretle beklediği tılsımlı iki kelime! Teessüfle belirtmek durumundayım ki, umut uzakta, huzur kızaktadır. Türkiye’ye bakıyorum, içim acıyor. Geleceği düşünüyorum, keyfim kaçıyor. Dikkat ediyor musunuz; kavga sıradanlaştı, kutuplaşma sertleşti, birbirimizden kopuyoruz, birbirimizi boğazlıyoruz. Ne kadar da yanlış!” sözleri, bu ülkede yaşayan akıl ve izan sahibi herkesin ortak kaygısıdır.
Ülkeyi yönetenlerden sıradan vatandaşa kadar herkesin mutlaka dikkate alması gereken asıl sarsıcı cümle şudur: “Üzerimize çığ gibi düşen doğal afetler bir yönüyle manevi ikaz sayılmayacak mıdır? Dünyadan silinip giden toplumları asla unutmayın.”

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.