Asikurtlar©

Ümit’lerin Tükeniş Psikolojisi

Ümit’lerin Tükeniş Psikolojisi
16 Haziran 2016 - 9:30 'de eklendi ve 4737 kez görüntülendi.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, 24 Mayıs 2016 tarihinde MHP hakkında 3 AKP’li, 2 cemaatçi olarak bilinen üyesiyle 5-0 gibi bir kongre kararı verdiği halde, Ümit Özdağ gibi büyük psikolojik buhran yaşayan birisi çıkmış hala “Erdoğan MHP Kongresi’ni engelliyor” diyebiliyor. AKP’nin elindeki yargı 24 Mayıs 2016’da kongre kararını onamış ama Ümit Özdağ iki hafta sonra 5 Haziran 2016 tarihinde hala “Erdoğan MHP Kongresi’ni engelliyor” diyebiliyor. İnanın bu hal tedavilik bir durumdur.

Tabi psikolojik buhranlı hali bununla kalmıyor. Geçen günde “Devlet Bahçeli Genel Başkan adayı olmayacak!” açıklamasını yaptı.

Nasıl bir psikolojik buhran yaşadığını en yakınındakilere sorun onlar size anlatacaktır ama özel hayat noktasındaki ölçümüz ve saygımız noktasından bunları biz dile getirmiyoruz.

Zaten dile getirirsek inanın oturduğu yerden bir daha ayağa kalkamaz!

İnsani hiçbir özelliğe inanmayan ve yaşamayan bu kişinin daha önce de “Yüksek profilli genel başkan arayışındayız” ve “MHP’de genel başkanlık ölünce el değiştirmemeli” sözleri de yaşadığı psikolojik buhranlardan kesitlerdi.

Oysa 4 ay önce bizzat kendisi bana “Sayın Genel Başkanımız 2005 yılında bana gel Ümit, al sana bir makam, al sana bir oda deseydi, ben bu işlere asla girişmezdim. Beni de bu yolla tamamen bitirirdi” demişti. Oysa alabileceği en çok makamı bu dönem almış, MYK üyesi, MHP milletvekili, MHP Genel Başkan Yardımcısı olmuştu. Bende zaten onun bu sözü karşısında, “O zaman sizi şimdi tamamen bitirdi” diye espri yapmıştım.

Ümit Özdağ’ın “MHP’de genel başkanlık ölünce el değiştirmemeli” sözü zaten Ülkücü geleneği bilmediğinin ispatıdır. Bu sözün direkt Başbuğ Türkeş’e yönelik olduğunu da zaten herkes anlamıştır. Türkiye’de genel başkanlık makamında iken hayatını kaybeden tek kişi Başbuğumuz Türkeş olmuştu. Bu durum asla “kaş yapayım derken göz çıkarma” durumu da değildir. Bilinçli ve adrese teslim söylemektedir. Psikolojik buhran yaşasa da Başbuğ Türkeş düşmanlığını babasının mirasını yaşatmak için asla bırakmamaktadır.

MHP’de yıllardır “DEMOKRASİ” arayan Ümit Özdağ’ın Şubat- Mart 1993 Sayılı Sosyo-Politik Yaklaşım Dergisi’nin 57-58 ve 59. Sayfalarında kaleme aldığı “Demokrasi Ve Ülkücü Yaklaşım” başlıklı yazısında Başbuğ Türkeş’in yönetim tarzına bakışı aynen şu şekildeydi:

“Radikal Türk milliyetçiliğin siyasal organizasyonu olan CKMP/MHP hareketinin Türk demokrasisinin gelişmesine doğrudan katkıda bulanmak gibi bir fikri eksen üzerinde olmadığı açıktır. Ancak parti pratiğinden çok, parti önderlerinin zaman zaman hedefi aşan ve/veya gereksiz açıklamaları, CKMP/MHP hareketini neredeyse Türkiye’deki tek anti-demokratik tavır sergileyen siyasal parti olarak ön plana çıkarmıştır. Örneğin radikal dinciliğin temsilcisi olma iddiasını taşıyan MSP/RP çizgisinde, lider hegemonyası CKMP/MHP den çok daha güçlü iken, CKMP/MHP’nin lider olgusunu sürekli vurgulayışı CKMP/MHP yi parti içi demokrasiden yoksun tek parti konumuna düşürmüştür. Keza devletin demokrasiden daha önemli olduğu şeklindeki açıklamalar, partiyi, proleterya diktatörlüğünü savunan veya milli egemenliği reddeden partilerden daha anti-demokrat bir konuma itmiştir .”

***

Ona ne iyilik yapılırsa yapılsın inanın insanlık duygularında asla yer bulmayacaktır. Yapılanlar ortada iken en terbiyesiz açıklamaları yine o yapmaktadır. Delegelerden imza toplama sürecinde bulunmadığı halde, gittiği yerlerde 50 kişiye konuştuğu halde, hiçbir şansı olmadığı halde bir insan niçin iyilik gördüğü bir yere böyle davranır ki?

23 yıl önce Başbuğ Türkeş’e “Diktatör”, onun yönettiği MHP’ye “anti-demokrat” diyen birinin elbette Ülkücü hassasiyeti yoktur.

Belki de ondaki hassasiyet Ergenekon davasında klasörlere giren şu telefon trafiğinde geçen diyalog ile şekilleniyordur:

Hüseyin ARSLAN: “Kurultay’da biliyorsunuz Ümit (Prof. Dr. Ümit Özdağ) beyi ihraç ettirdi partiden. Genel Başkanlığı’na adaylığını koydu Ümit Özdağ.”

Veli KÜÇÜK: “Canım Ümit adaylığını falan koymadan önce beni aradı. ‘Gel’ dedim İstanbul’a geldi. Bizim evde toplandık. Ben köşe yazarlarını falan da çağırdım. Ben ‘Evet’ dedim mi, Ümit ‘Hayır’ demez yani. ‘Tamam’ dedi gitti. Devlet Bahçeli kabul etmedi bunu, görüşmedi. Aradan 3-5 gün geçti. Duymuş bizim evde toplantı olduğunu. Bu adamı pencereden aşağı atmadan bu parti kurtulamayacak bundan. Yani çalışma yapmaya başladım ben açık açık. Bahçeli gitsin kim gelirse gelsin.

***

ulkucu-irade

 

Herhalde talimatı buralardan alıyor ki, yaşadığı psikolojik buhran bu şekilde kendine yol buluyor. “Ben ‘Evet’ dedim mi, Ümit ‘Hayır’ demez yani.” hali sanırım her konuda hâkim durumdadır.

Ümit Özdağ’a tavsiyemiz, 24 saat istihbaratçılık oynamak yerine insanlık nasıl bir kavram onun anlam ve önemini tam olarak öğrenmesi konusundadır. İnanın o zaman sosyal ve siyasi hayatı tam olarak düzene girecektir.

YILDIRAY ÇİÇEK

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER