Asikurtlar©

ÜLKÜCÜYE YARA BANDINDAN FAYDA YOK!

ÜLKÜCÜYE YARA BANDINDAN FAYDA YOK!
15 Aralık 2015 - 19:46 'de eklendi ve 4115 kez görüntülendi.

Harbin ortasındaki bir komutan için çabuk karar almak ve aldığı kararı hızlıca uygulamak hayat memat meselesidir. Komutanın uzun uzadıya düşünecek vakti yoktur. Düşman her an sağ cepheden gedik açıp merkez kuvvetlerini dağılma riskiyle karşı karşıya bırakabilir.

Siyaset ise bunun tam tersi olarak; tefekkür ve mütalaa gerektiren bir mecradır. Ham düşünceyle alelacele alınan kararla düşmana umulmadık bir koz verebilir, merkez kuvvetlerinizi kaybederek politik harpten mağlup ayrılabilirsiniz.
Bu yüzdendir ki dörtnala düşman kovalayan göçebe atalarımız savaş meydanlarındaki kahramanlıklarıyla ün salarken demokrasi denen felsefe; istişare ve meşveret etmeye bolca vakti bulunan Antik Yunan kültüründen hâsıl olmuştur.
Artık dörtnala at koşturmayı bırakıp hayatımızı yerleşik bir kültürde idame ettirdiğimize göre millet olarak irtifa yakalayacağımız harp sahamız siyaset arenasıdır.
Öyleyse siyaset yaparken ham düşünceleri ve duygu boşluklarının arasına sızan müfsit fikirleri değil aklıselimi tercih edeceğiz.
İnsanın aklıselimden uzaklaşarak çabuk ve yanlış karar aldığı zamanlar ekseriyetle melankolik anlarına denk gelir. Bu durum terk edilmiş bir sevgilinin yaşadığı duygusal travmayı atlatmak için sığınacak bir liman aramasına benzer.

 

İnsanlar böyle zamanlarda her türlü hataya ve duygu istismarına karşı savunmasız kalır ve karar alma aşamasında akıldan ziyade duygularıyla hareket eder. Bunu fırsat bilen istismarcı, duygu çatlaklarının arasına müfsit fikirler sokarak insanın travmatik halinden istifade etmek için pusuya yatar.
Fakat bu istismarcı ancak bir yara bandıdır. İnsan melankonik durumdan kurtularak zihinsel yetileriyle hareket etmeye başladığında yara bandına ihtiyacı olmadığını fark edecek, nihayetinde yara bandını söküp atacaktır. Ne var ki yara bandının izini silmek, kendisini söküp atmak kadar kolay olmayacaktır!
MHP’nin 1 Kasım seçimlerinde 2 milyon oy kaybetmesi Ülkücü Hareket üzerinde melankonik bir duygu hali yaratmıştır. Ülkücüler sinirlenmekte, hüzüne gark olmakta ne kadar haklıysa akıl ve sağduyuyu terk ederek duygusal hareket etmekte o kadar yanlışa düşerler.
Olağanüstü kurultay için delege avına çıkan genel başkan adayları Ülkücü iradenin yaşadığı duygu boşluğunu ve sinir halini faydaya çevirmeye çalışmaktadır. Kendilerini sığınılacak liman olarak takdim ederek duygusal kırılmalar yaşayan Ülkücüleri çabuk ve hatalı karar vermeye zorluyorlar.
Onlar için fayda sağlayan bu hamle maalesef ki Ülkücü Hareket’in aleyhinedir. Her şeyden önce Ülkücü iradenin herhangi bir duygusal esaret altında kalmaksızın hürce hareket edebilmesi için bu asabiyet halinden sıyrılması gerekiyor.
Zira operatör doktor dururken yara bandından medet ummak sağlıklı bir çözüm değil. MHP gibi köklü bir ideoloji partisi travmanın, depresyonun etkisiyle olağanüstü kurultaya giderse CHP’lileşir, DYP’lileşir, düzene uyum sağlayarak herhangi bir parti olur.
Genel başkanlık seçiminin adil, eşitliğe tabi bir atmosferde gerçekleşmesi gerekmez mi?
Fakat seçim arifesinde yapılacak bir kurultayın ana temasını 1 Kasım seçiminin sonuçları şekillendirecektir. Böyle bir ortamda sorgunun yegâne muhatabı oy kaybına uğrayan partinin lideri olurken genel başkan namzetleri sorgu ve sualden muaf tutulacaktır. Devlet Bahçeli’nin Ülkücü Hareket’e hangi badireleri atlattığı unutulacak, dava uğruna çekilen bir ömürlük çile bir günlük oy kaybıyla yargılanacaktır.

Şüphesiz ki adil bir terazi böylesine fahiş bir hata payıyla ölçüm yapamaz.
Çünkü ülkücü ideoloji sonuçlara göre değil, istikamet esaslı hareket eder. Ülkücü irade MHP’ye en fazla oy getirecek genel başkanı değil, davaya en çok sahip çıkacak lideri seçmeye mecburdur. Bizi düzenin partilerin ayıran temel hatlardan birisi işte budur.

Başbuğumuz zamanında aldığımız oy oranları ortadadır. Bu hareket seçim sonuçlarına göre lider sorgulasaydı Başbuğu daha sağlığındayken Yeni Delhi’ye geri gönderir, partinin başına da davaya sahip çıkıp çıkmayacağına bakmadan popülaritesi yüksek birini getirirdi.

 

Fakat Başbuğa olan sadakat, Ülkücü Hareket’i 12 Eylül yıkımının altından sapasağlam çıkardı. Dün Başbuğa duyulan sadakatin adresinde bugün Devlet Bahçeli vardır. Kurultay yapılmasın demiyoruz. Yapılsın ama fitne tohumları ekilmeden, düzenin değil davanın partisine yaraşır bir şekilde yapılsın. Ülkücüler yara bandı değil genel başkanlık seçimi yapsın. . .

Bahadır Çoban

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER