Asikurtlar©

ÜLKÜCÜ ŞEHİTLERİMİZ VE VİCDAN

ÜLKÜCÜ ŞEHİTLERİMİZ VE VİCDAN
30 Mayıs 2016 - 15:20 'de eklendi ve 4206 kez görüntülendi.

 

 

Ülkücü Hareket’in asıl sahipleri uğruna canlarını feda ettikleri aziz şehitlerimizdir.
Her birinin anısı ve yaşam öyküsü, bu hareketin azminin, kararlılığının, sabrının ve şuurunun kendisini oluşturur.
Bu kapsamda verdikleri destansı mücadele hepimiz, tüm Ülkücüler için eşsiz bir kıymete haizdir.
Yaşanılan her zorluk onların hatıralarıyla kolaya dönüşür, imkânsızlıklar onların ödedikleri bedeller göz önüne alındığında mümkün hale gelir ve karşılaşılan her engel yine onların devleşen mücadeleleriyle aşılır.
Kimisi gönül verdiği, uğruna kendisini adadığı davası için Ramazan günü Oruçlu iken şehadete yürüdü, kimi cebinde kalan son parasıyla arkadaşlarına yemek götürmek isterken kahpe ellerce toprağın bağrına sarıldı.
Belki yaşantıları garibanlık sıfatıyla tarif edilirdi ama mücadeleleri hiçbir zenginlikle ölçülemeyecek kadar değerli ve büyüktü.

Bugün bu hareket neye sahipse önce onlar sayesindedir.
Onların yüzü suyu hürmetine bu hareket, Cenabı Allah’ın rızasına mazhar kılındığına inanır.
Adına “Allah davası” denilmesinin sebeplerinin başında da bu gelir.
Gücümüzün, ilhamımızın, inancımızın esasını onlar örneklemiş, zaferin mutlaklığını onlar göstermiştir.
Hepimizin üzerinde hakları vardır, hepimizin yoluna ışık tutan aziz dava şehitlerimizdir.
* * *
Bu çerçevede her yılın Mayıs ayının 27. Gününde olduğu gibi, geride bıraktığımız Cuma günü, emanetlerini taşıyan Ülkücü Hareket’in Lideri Devlet Bahçeli ve dava arkadaşları, o mübarekleri, kutlu şehitlerimizi anmak, kendilerine hayır duada bulunmak için Ankara Kızılcahamam’daki Ülkücü Şehitler Anıtı’nda buluştu.
Davanın asıl sahiplerine, her birinin hatıralarının hala sıcak olduğu, hiçbirinin unutulmadığı, emanetlerine halel gelmeyeceği hatmi şeriflerle beraber arz olundu.
İlginçtir ve son derecede üzücüdür ki bugünlerde “kongre bahsi” yapanlardan tek bir kişi dahi o gün orada yoklardı…
27 Mayıs günü tüm Ülkücü şehitler yâd edilirken, hiçbirisinin Ülkücü Şehitler Anıtı’nda bulunmayışının vicdanlarda yer bulması söz konusu olmaz.
Çok açık konuşuyorum o gün orada bulunmaları ne kendileri için bir zaaf olurdu, ne de başka bir anlamla tariflenirdi.
Ancak bunun yerine bir gün sonra kimilerinin rahmetli dava şehitlerimizden Gün Sazak’ın kabrinin başında bulunmaları ise meselenin geneli düşünüldüğünde garipsendiği kadar, vicdanları da sızlatmıştır.
Tabiatıyla Ülkücü gelenekten gelmeyip, dava değil sadece siyaset bahsiyle vasfını tanımlayan ve Doğru Yol’dan türeme olanların Ülkücü Şehitler Anıtı’nda bulunmamalarını zaten normal karşılarız.
Bunun yerine alternatif sunarcasına, bir gün sonra rahmetli Gün Sazak’ın kabri başında buluşulmasının üzerinde düşünülmesi gerekiyor.
Bu hareketin bir değil, dört bine yakın şehidi vardır.
Gün Sazak da bizim şehidimizdir, Ruhi Kılıçkıran da…
Mustafa Pehlivanoğlu da içimizi hala acıtır, Ali Bülent Orkan da…
Fırat Çakıroğlu’nun geride kalan özlemleri de içimizde kanayan yaradır, Cengiz Akyıldız ağabeyin de…
* * *
Ama hiç birini birbirinden ayırmayız, birini diğerine tercih etmez, edemeyiz.
Birisini var sayıp, diğerini görmezden gelemez, unutamayız.
Hepsi bizim sevdamız, hepsi bizim değerimiz, hepsinin yaşanmamışlıkları hasretimizdir.
Hal böyleyken sadece siyasi hesap uğruna bir şehidimizi kendi namına malzeme ve propaganda unsuruymuş gibi kullanılmasını da kimse kabul edemez, kimse kabul ettiremez!
Henüz iki yaşında bir bebekken annesinin kucağında dava şehidi olan Bilge Özsoy’u yok mu sayalım?
Kayseri, Sarız ilçesi Karayurt Köyü’nde garip mezarında yatan Abdullah Korkmaz’ı hafızlarımızdan mı silelim?
Hayır, birisini diğerinden ayıramayız, birisini var kabul ederken, diğerini yok kabul edemeyiz.
Bu harekette neye talip olursak olalım, değerlerimizin, anılarımızın, acılarımızın, en önemlisi ülkümüzün bir olduğunu unutmamalıyız.
Aksi durumda bırakın hali hazırda yaşayanları, ahirette dava şehitlerimizin yüzüne bakacak hali kendimizde bulmamız söz konusu olamaz.
Biz olmaktan uzaklaşarak ben çukuruna düşer; nuraniliğimize ihanet etmiş, şeytani ölçüye maazallah kaymış oluruz.
Vefa gündelik ihtiyaçlarla ortaya çıkan bir olgu değil, hepimiz için yok sayamayacağımız, bu yaşamın en önemli ölçülerindendir.
Ülkücü Hareket’e, Ülkücü Hareket’in liderine veyahut dava arkadaşlarına bilerek veya bilmeyerek vefasızlık ediliyor diyelim, bari biraz olsun herkes, hepimiz kendi vicdan muhasebemizi doğru yapalım da Ülkücü Şehitlerimize vefasızlık etmeyelim.
İsmail Özdemir

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER