Asikurtlar©

ÜLKÜCÜ İRADE BUNLARA DİKKAT ETMELİDİR!

ÜLKÜCÜ İRADE BUNLARA DİKKAT ETMELİDİR!
10 Kasım 2015 - 17:33 'de eklendi ve 5084 kez görüntülendi.

Mevlana’nın “Yalnızlık; adam olmayanların vereceği saygıdan, sevgiden yeğdir.” şeklinde anlamlı bir sözü var. 1 Kasım seçimleri sonrası her cepheden MHP’ye ve Lideri Devlet Bahçeli’ye yönelik medya üzerinden yapılan saldırılara bakınca bu sözün anlamını bugünlerde yaşananlar üzerinden ben de bu şekilde yorumluyorum. “Adam” olanların samimi her eleştirisini de baştacı olarak görüyorum. Samimi her eleştiri eksikleri, yanlışları görmemize yardımcı olacaktır. Millet adına tavizsiz, haklı ve doğru bir tutum sergilendiği halde, 1 Kasım seçim sonuçlarına göre niçin oy kaybı yaşandığı sorgulanmalı ve “iletişim” konusunda alınabilecek tüm önlemler alınmalıdır. MHP’nin yetkili kurulları hafta sonu toplanarak elbet bunun muhasebesini yapacaktır. İnşallah bu toplantılardan hayırlı sonuçlar çıkar…

Bu günlerde en çok dikkat edilecek de “Adam” olanların yanında, “Adam olmayanların” yaptığı eleştirilere karşı uyanık olmaktır. Ömrü MHP düşmanlığı ve MHP’ye zarar vermekle geçenlerin, ‘MHP’nin iyiliğini istiyor’ gibi MHP’ye yön tayin etmeye ve MHP’li ve Ülkücü tabana yol haritası çizmeye kalkması dikkatle takip edilmelidir.

Başbuğ Türkeş’in vefatından sonra MHP Genel Başkanı olan Devlet Bahçeli, 1999 yılında yapılan seçimlerde MHP’yi 129 milletvekiliyle meclise sokarken de genel başkandı, 3 Kasım seçimlerinde MHP baraj altında kaldığında da genel başkandı, 2007 seçimlerinde MHP’yi 72 milletvekili ile tekrar meclise sokarken de genel başkandı, 2011 seçimlerinde MHP’yi yine 71 milletvekili ile temsil ederken de genel başkandı, 2015 Haziran seçimlerinde 80 milletvekili ile temsil ederken de genel başkandı, 1 Kasım seçimleri sonrası MHP’yi 40 milletvekili ile temsil ederken de genel başkan olacaktır.

Ama bugün bakıyorsun siyasette 40 kapı gezmiş, ideolojisini, davasını girdiği her kapıda satmış adamlar, MHP Lideri Devlet Bahçeli’yi istifaya davet ediyor. Kimi ihraç edilmiş, kimi milletvekili adayı yapılmamış. Bunun intikamını ise MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye saldırarak almaya çalışıyorlar. Bunların dertleri ne MHP’nin başarısı, ne Türk milliyetçiliği davasına hizmettir…

MHP, 2014 yerel seçimlerde % 17,63 aldığında da aynı adam istifa çağırıyordu.

MHP, 2015 7 Haziran seçimlerinde % 16,3 aldığında da aynı adam istifa çağırıyordu.

MHP, 2015 1 Kasım seçimlerinde % 12 aldığında da aynı adam istifa çağırıyordu.

MHP oyunu yükselttiğinde övse, destek olsa dersin ki “oy artışında destek oldu, oy azaldığında eleştirdi, bu da çok mantıklı” ama oyunu artırdığında da saldırıyor, oyunu azalttığında…

Adamın geçmişinde ne Ülkücülük, ne MHP’lilik var, MHP Lideri Devlet Bahçeli elinden tutup siyasete kazandırıyor, “hizmet etsin” diye alan açıyor, sonra çıkar ilişkisine bulaştığı için kapının önüne koyuyor. Bu adam, bir önceki seçime göre oyunu %3 arttıran MHP’yi eleştirmek için daha seçim sandıkları açılır açılmaz ekranlara çıkıyor ve MHP’nin başarısızlığını anlatıyor. MHP’yi de ne sanıyorsa “MHP Genel Başkanı olacağım” diye tiyatro sahnesi kuruyor. Gittiği ortamlarda geçmişi hatırlatılınca da sadece sırıtıyor.

1 Kasım öncesi AKP’nin, CHP’nin, HDP’nin “Hayırcı” saldırıları, medyanın MHP üzerindeki Haçlı seferleri yetmiyor gibi, bir de içimizde görünüp hesap yapanların, Türkiye genelinde ulaşabildikleri ve fitne aracı olarak kullandıkları kişiler vasıtasıyla “Boşverin seçimleri, kongre için hazırlık yapıyoruz” kara propagandaları eşliğinde girilen bir seçimde MHP %12 oy alabilmiştir. Başarı mıdır bu? Elbette değildir. Ama MHP kendi safında kaç kişi kalırsa kalsın “Türklüğün namus kavgasını” vermektedir.

MHP ve Lideri Devlet Bahçeli her zaman olduğu gibi yine “Türklüğün namus kavgasında” TBMM’de milletvekili sayısıyla Kürşad ve 40 çeri duruşu sergileyecektir.

Bize de “Türklüğün namus kavgasından” kaçanlara da Hüseyin Nihal Atsız’ın

“Yufka yüreklilerle çetin yol aşılmaz, 

Çünkü bu yol kutludur gider TANRI dağına 

Hâlbuki yoldaşını bırakıp kaçanların 

Değişilir topu da bir sokak kaltağına.” dizelerini gür sesle haykırmak düşecektir.

1 Kasım sonrası MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye saldırıya geçen bazı tiplere de tekrar dönmek istiyorum. Bunlardan Namık Kemal Zeybek, Yaşar Okuyan, Şevket Bülent Yahnici, Sebahattin Önkibar gibi isimlerin açıklamaları tam ibretliktir.

***

NAMIK KEMAL ZEYBEK:

Gördüğü her mikrofona konuşmazsa büyük bir bunalım yaşadığına inandığım Namık Kemal Zeybek, 1 Kasım seçimlerinden sonra yine konuşmaya başladı. Gezmediği parti kalmayan Namık Kemal Zeybek’in gezdiği partiler içinde MHP, ANAP, DYP, BBP vardır. Ayrıca Demokrat Parti’nin de Genel Başkanlığını yapmıştır. Cumhurbaşkanlığı seçim döneminde Ankara Kalesi’nde tesadüfen karşılaştığım bir lokantada bana “Devlet Bey her konuda haklı çıktı. Biz onu anlayamadık” diye MHP Lideri Devlet Bahçeli’yi öve öve bitiremeyen Namık Kemal Zeybek şimdi de yaptığı açıklamalarda “Çok net söylüyorum: Devlet Bahçeli MHP’li değildir!” diyebiliyor. Allah kimseyi bunların haline düşürmesin. Koca koca adamların, küçücük hallerine acı örnektir Namık Kemal Zeybek…

Oysa bu Namık Kemal Zeybek, 1980 sonrası MHP’yi ve Başbuğ Türkeş’i ilk satanların ve geçmişini inkâr edenlerin başını çekmektedir. Ömrünü Ülkücü Harekete ve MHP’ye adamış Devlet Bahçeli’yi sorgulayan Namık Kemal Zeybek’in Emin Çölaşan’la yaptığı çok meşhur bir söyleşisi vardı.

Namık Kemal Zeybek’in, Hürriyet Gazetesi’nde, 3 Temmuz 1988 günü “Pazar Sohbeti” adı altında Emin Çölaşan’la yapmış olduğu bir söyleşi var ve orada MHP’li olduğu günleri bakın nasıl anlatıyor.

Emin Çölaşan:

– MHP ve Ülkücü kuruluşları biraz eleştirsenize. Koptuğunuza göre bir sebebi olması gerekir.

Namık Kemal Zeybek:

– Bir kere ben, bunu kopmak diye almıyorum. MHP bitti, misyonunu tamamladı ve tarihteki yerini aldı diye bakıyorum. Bugün artık MHP diye bir şey olduğuna inanmıyorum. MHP belli bir görev yapmıştır ve tarihteki yerine intikal etmiştir.

Emin Çölaşan:

– Peki ama bugün o partinin devamı olan MÇP var. Eski MHP takımının bir bölümü, Başbuğ Türkeş’in liderliğinde yine orada toplanıyor. Acaba Ülkücü Hareket de bitti mi?

Namık Kemal Zeybek:

– Ülkücü Hareket diye bir şeyi de ben bugün mevcut saymıyorum.

Emin Çölaşan:

– O da MHP gibi tarihe mi karıştı?

Namık Kemal Zeybek:

– Evet… Ülkücü Hareket de görevini yapmış, çok ciddi ve vatansever kadrolar yetiştirmiş ve tarihe karışmıştır. 1980’den sonra kendisine “Ülkücü” diyen bir hareket zaten görünmüyor.

Emin Çölaşan:

– Yani Türkeş artık devrini tamamladı mı?

Namık Kemal Zeybek:

– Hizmet tamamlanmıştır. Türkiye artık değişmiştir. Türkiye, yeni bir Türkiye olmuştur. Her şeyi değişmiştir ve bu değişikliklere cevap vermek üzere ANAP kurulmuştur. Artık eski MHP gibi bir partiye ihtiyaç yoktur. Böyle bir partinin şansı da yoktur. Bu yüzden de Sayın Türkeş’in çizgisinden ve kendisinden ayrılan eski MHP’lilerin büyük çoğunluğu, ANAP’lı olmuştur.

Emin Çölaşan:

– Ve size göre, Türkeş bundan sonra köşesinde mi oturmalıdır?

Namık Kemal Zeybek:

– Oturmalıdır. Tabii kendisi bir siyasi parti olarak ortaya çıkmayı doğru buluyorsa, kendisine başarılar dileriz.

Emin Çölaşan:

– Yani Türkeş’e veya partiye karşıtlığınız var mıydı?

Namık Kemal Zeybek:

Bir takım şeyler vardı.

***

“MHP misyonunu tamamlamıştır”,

“Ülkücü Hareket tarihe karışmıştır”,

“Türkeş devrini tamamlamıştır” diyerek Anavatan’a “kemik yalamaya” giden Namık Kemal Zeybek, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin MHP’liliğini, Ülkücülüğünü tartışıyor. İnsanda utanma, ar duygusu olur… Ama kime sesleniyoruz?

***

 

YAŞAR OKUYAN: 

Namık Kemal Zeybek’in bir versiyonu da Yaşar Okuyan‘dır. Onun da gezmediği parti kalmamıştır. MHP, ANAP, Hürriyet ve Değişim Partisi, Halkın Yükselişi Partisi gibi partilerde siyaset yaptı. HÜR Parti Genel Başkanı iken partisini kapatarak CHP’ye iltihak etti. CHP’den milletvekili adayı olacaktı, son anda vazgeçti. Gazeteci Alper Uruş’un “12 Tanık, 12 Sanık; 12 Eylül” kitabından öğrendiğimize göre de her gün evlerinin önüne CHP bayrağı asarmış ve “Türkeş Bey’le karşılaşmasaydım Deniz’in (Gezmiş) yolunda olurdum” diyen Yaşar Okuyan CHP’liliğini meğer çocukluğunda edinmiş… CHP’ye belli bir süre çalıştıktan sonra, Doğu Perinçek’in Vatan Partisi’ne katılarak siyaset yapmaya başladı. Şu an MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye Doğu Perinçek’in yanından saldırıyor.

1 Kasım seçimleri sonrası sosyal medyada onun 7 Haziran seçimleri sonrası katıldığı bir televizyon programında söylediği sözlerin videosu dolaştırılıyor ve katıldığı bir başka Halk TV programında da Yaşar Okuyan orada MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye yönelik “Görevli” ifadesi kullanıyor. Bir konuşmasında diyor ki:  “Devlet Bahçeli görevli olduğu için 3 Kasım erken seçim kararı aldırdı.”

Oysa aynı Yaşar Okuyan, 57.hükümet zamanı ANAP’tan istifa ettikten sonra MHP’ye katılmış ve 3 Kasım seçimlerinde MHP’den Yalova 1. sıra milletvekili adayı olmuştu.  3 Kasım seçim kararını senin tabirinle “Görevli Devlet Bahçeli” aldırdıysa, o 3 Kasım seçimlerinde niye MHP’den aday oldun Yaşar Okuyan?

Niye MHP’ye katıldığın gün “1980 öncesinden kalan yürüyüşe yeniden katılmaktan memnuniyet duyuyorum. Artık MHP’nin zaferi için çalışacağım.” diyordun?

Senin Türk siyasetindeki görevin de “nasıl olursa olsun milletvekili olayım” düşüncesi midir?

Yayın organlarında Ülkücüleri hedef gösterip şehit ettirenlerin yanında, teröristbaşı Öcalan’a çiçek uzatanların safında, “Kürt illerinde referandum yapılmalıdır. Referandumda ayrılığı savunanlar da özgürce propaganda yapabilmelidir…” diyenlerin kucağında, “Türk milliyetçisi ve piyasacı düzen partileri Kürt illerinde iflas etti.” diyenlerin yuvasında nedir bu MHP düşmanlığı, nedir bu Devlet Bahçeli alerjisi?

Doğu Perinçek’i önder edinen Yaşar Okuyan, öfke ve hiddetle coşma… Konuştuğun herşey seni rezil ediyor.

***

ŞEVKET BÜLENT YAHNİCİ

Merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in “Ercümentim gelir aklıma. Mezar bile dar gelmişti yavruma. Mezara sığmamıştı.” dediği ülkücü şehidimiz Ercüment Yahnici’nin abisidir. Kendisi her cevabi yazımız sonrası hakaret yüklü mektuplar gönderse de kendisine saygımız vardır. Oğulları oturup konuştuğumuz, sohbet ettiğimiz kişilerdir.

Şevket Bülent Yahnici, her seçim sonrası MHP biraz tökezlerse o hafta kesin bir gazete ve televizyona açıklama yapar. 1 Kasım sonrası da bunu yaptı. “Seçim sonuçlarını niye değerlendiriyorsun ve MHP’yi niye eleştiriyorsun” deme hakkına sahip değiliz. Ama bizim de kendi ifadelerini eleştirme hakkına sahip olduğumuzu bilmesini isteriz.

Yazılı açıklama yapan Şevket Bülent Yahnici “2002’de ülkeyi seçim macerasına sürükleyen irade ile bugün, 7 Haziran’dan 1 Kasım seçimine sürükleyen irade aynı kafa yapısıdır.” demiş…

İyi de Sayın Yahnici, 3 Kasım seçim kararını MHP Genel Başkan Yardımcısı sıfatıyla o günlerde, Radikal Gazetesi’nden Neşe Düzel’e şöyle değerlendiren sen değil miydin?

***

Seçim, sizin istediğiniz tarihte yapılacak. Seçim tarihinin kesinleşmesinden memnun musunuz?

Memnunuz. Hükümetin bu haliyle devamı mümkün değildi. Bu hükümet ancak bir seçim hükümeti olarak sürebilirdi. Bu parlamentodan başka bir hükümet de çıkmazdı. Ama bazı partiler seçim yapılmasın diye altı-yedi deneme yaptılar. Siyasi rüşvetler havada uçuştu. Bir sürü ahlaksız teklif yaşandı. Seçimi erteletmek isteyenler son çırpınışlarını geçen hafta sergiledi. Daha önce 3 Kasım’da seçim yapılması için 449 oy veren parlamentonun oyu pat diye 190’a düştü.

MHP niye erken seçim istedi?

Bu ülkede aylarca ‘Siyasi belirsizlik var’ tantanası yapıldı. 1 Temmuz’da liderler zirvesi gerçekleşti. Zirveden, seçimin 2004’te yapılması temennisi çıktı. Ama 1 ile 4 Temmuz arasındaki üç günde Türkiye’de bir şeyler oldu. DSP’de bir oyun oynandığı ve hükümetin bitirilmekte olduğu hissedildi. 4 Temmuz’da işaretler tırmandı ve ekonomi zirvesinde oyun iyice açığa çıktı.

Nasıl çıktı?

Bu zirvede ekonomi kurmayları, Başbakan’a ve yardımcılarına birer buçuk dakikalık brifing veriyorlar. Ekonominin siyasi belirsizlik yüzünden iyi gitmediğini söylüyorlar. Devlet Bahçeli, böyle bir brifingin ciddi olamayacağını belirtiyor. ‘Türkiye’nin önemli meselesi niye bu kadar kısa sürede anlatılıyor’ diye soruyor. Bu noktada Kemal Derviş devreye giriyor ve ‘Bütün bu olumsuzlukların bir tek sebebi var, o da siyasi belirsizlik’ diyor. Bunun üzerine Bahçeli tekrar Derviş’e soruyor. ‘Siyasi belirsizlikten kurtulmanın yolu nedir’ diyor. Başbakan Ecevit de o anda Derviş’e dönüyor, ‘Sayın Derviş hep siyasi belirsizlikten bahsediyorsunuz. Bu siyasi belirsizliğe karşı yapılması gereken nedir’ diye soruyor. Derviş’in cevabı, ‘Yeni bir siyasi senaryo lazım’ oluyor. Bu cevap üzerine Bahçeli, ‘Nasıl bir senaryo’ diyor. Başbakan da hemen aynı soruyu soruyor. ‘ Gerçekten nasıl bir siyasi senaryo bu? Neyi kastediyorsunuz’ diyor.

Derviş ne diyor?

Derviş cevap vermiyor. Mesut Yılmaz yerinden fırlıyor. Ecevit’e dönerek, ‘Doktorlarınızın sağlık raporu vermesi lazım’ diyor. Şimdi bizim şaştığımız şey, Ecevit’in her konuşmada çıkıp, ‘Seçim kararı niye alındı, Bahçeli niye erken seçim zarureti gördü, anlayabilmiş değilim’ demesi. Anlamayacak ne var? Birilerinin MHP’yi hükümetten dışlama adına, Ecevit’i başbakanlıktan ayrılmaya mecbur etme oyununu oynadıkları çok açık. İşte o gün söylenen siyasi senaryo DSP’yi ikiye böldü. Sonra aynı senaryo YTP’yi prematüre doğuma kurban etti. Derviş YTP’ye geleceğim deyip gitmedi. (7 Ekim 2002)

***

Tarihe geçecek gerçekleri, o gün bu şekilde anlatıyordunuz. Şimdi böyle bir ifade kullanmak size yakışıyor mu? Sonra bunları hatırlatınca öfke nöbetleri geçiriyorsunuz. Yapmayın ayıp olur Sayın Yahnici!

***

SEBAHATTİN ÖNKİBAR

57. Hükümette koalisyon ortağı olduğu zaman, MHP’yi ve MHP Lideri Devlet Bahçeli’yi en çok o övüyordu. “Bu fotoğraf hem Devlet Bey ve ekibinin kalitesini, hem de MHP’nin gerçek çizgisini gösteriyor” diyordu, “MHP ve Lideri büyük bir sorumluluk ve misyonunun yolunda yürüyor ve olmadık fedakârlıklar yapıyor” diyordu… Ne övgüler diziyordu, bir arşive baksanız… “Tüm Ankara Temsilcileri İş Takibi Yapar, Ben de Yaptım” sözünün sahibi olan bu zat, herhalde 57. Hükümet zamanı bana iş çıkar mı diye debelenmiş ve çıkmayınca düşmanlık naraları atmaya başlamıştır.

Önce Aydınlık gazetesinden farkı olmayan Yeniçağ denen gazetede, sonra da Doğu Perinçek’in gazetesi Aydınlık’ta ağzından köpükler saçarak MHP’ye ve Devlet Bahçeli’ye saldırmaya başladı. Bir yazdığı diğerini tutmuyor. Kendi yazdığını unutup, aynı konuda başka şeyler yazarak köşesini her gün abuk sabuk yazılarla dolduruyor. Bu yönünü kaç kere deşifre ettik. O yazıları “Medyada Düşürülmüş Maskeler” kitabımda bulabilirsiniz.

MHP ve Lideri Devlet Bahçeli’ye saldırmadığı gün hemen hemen hiç yoktur. Seçimlerden 1 gün önce oyunu Doğu Perinçek’in partisine vereceğini söylemişti. Oy verdiği Doğu Perinçek’in Partisi, 7 Haziran’daki 161.626 olan oyunu 1 Kasım’da 119,196’ya düşürmüş. Kalkmış 5.691.737 oy alan MHP’yi eleştiriyor. Zübük Önkibar, madem öyle Doğu Perinçek’in yerine genel başkan olsana!

Ama bu zat öyle yazılar yazıyor ki, sanki MHP’li ve Ülkücü gibi…

Oysa Başbuğ Türkeş’e de son çıkardığı kitabında saldıran yine bu ölçüsüz ve seviyesiz adamdır. Bakın kitabında Başbuğ Türkeş’e neler diyor:

“Türkeş’in ABD serüveni sorgulanmaya muhtaçtır.”

“Türkeş katıksız bir ihtilalciydi ve pragmatikti.

“Kendini ve gençliği kullandırması iktidara ulaşma adınaydı.”

“Türk milliyetçiliğini cephe ideolojisi yapması iyi olmamıştır”

“Parayla ilişkisi iyiydi yani pek severdi.”

“Gelelim hükme!

Türkeş dava adamı mıydı?

Dürüst olmam gerekirse gözü kapalı olarak öyleydi diyemem.

İnancı, ahlakı ve fikirleri vardı ama uğruna canını verecek bir davası olduğuna inanmam!

Fikri Türkiye’deki pek çok politikacı gibi konjonktüre göre değişti ya da şekillendi.”

 

– “Alparslan Türkeş de o liderler misali değişen zamana göre ayrı bir kalıba giriyordu. Bir dönem Turancı, komitacı ve ihtilalci, bir dönem Türkçü, bir dönem Türk/İslam sentezcisi, bir dönem darbe karşıtı demokrat ve bir dönem çoğulcu ve de Atatürkçüydü. Sahici olan hangisiydi? Hepsi ya da hiçbiri… Dedik ya iklime ve şartlara göre şekillendi. MHP’yi dükkânı gibi görürdü.

“Yaşlanan Türkeş Türk milliyetçiliğini zenginleştirip metotlaştırmadı ve vizyonlu kadroları yetiştiremedi.”

***

Başbuğ Türkeş’e bu alçakça ifadeleri kullanan Sebahattin Önkibar, elbet MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye hayâsızca saldırmayı sürdürüyor. Maalesef birçok Ülkücü de bu adamı bilmeden referans alıyor. Geçmiş MHP kongresinde “Değişim” isteyenler en çok bunun yazılarını paylaşıyordu.

MHP ve Devlet Bahçeli hakkında yazdığı her yazı alçakça bir iftiradan, hayasızca yalandan başka bir şey değildir.

***

Yerimizin darlığından bugün sadece bu isimleri yazabildim.  Daha bunlara benzer birçok isim mevcuttur. Fırsat buldukça onları da yazacağız.

MHP’nin, 1 Kasım seçimlerinde siyasi namussuzluktan, şerefsizlikten değil, milleti sahiplenme adına ve ilkelerinden ödün vermediği için bedel ödediğini herkes görmelidir. Bunu gördükten sonra her eleştiri anlamlı ve yapıcı olacaktır. Sonuçları bahane edip, MHP ve Lideri Devlet Bahçeli’ye saldıranlar sadece sinsi hesap yapanlardır.

Yok “şunu aday yapmadı”, yok “bunu ihraç etti” sözlerine sıkıştırılacak saldırılar, sadece kendine alan açmaya çalışanların oyunudur. Ketumlu ve ölçülü konuşmasıyla bilinen MHP Lideri Devlet Bahçeli damarına bastırılıp konuşturulursa, o zaman yer yerinden oynar, yine zararı MHP görür.

MHP’de elbette hesaplaşma, yüzleşme ve arınma olmalıdır. Bunun sonucunda kazanan MHP ve Ülkücü Hareket olacaktır. Bunu yapacak güç ise kırk kapı gezenler, MHP’ye oy vermeyenler ve MHP düşmanları değil sadece “Ülkücü İradedir”.

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER