SON DAKİKA

Ülkücü hareket’i aşamamanın rahatsızlığı

Bu haber 23 Ekim 2013 - 10:20 'de eklendi ve 20 kez görüntülendi.

İsmail ÖZDEMİR

ABD Dışişleri Eski Bakan Yardımcısı, Eski Büyükelçi Morton Abromowitz ve dünyada ülkelerin rejimlerini ABD’nin başını çektiği grupların beklediği ölçüde “sivil yapılanmalar” adı altında büyük paralar akıtılarak düzenlenen “turuncu devrimler” ile değiştiren Açık Toplum Enstitüsü Başkanı George Soros gibi isimlerin idare ettiği, bir yıldan bu yana AKP-PKK ortaklığının kodlarını ve konularını belirleyen bir anlayışla hareket eden Uluslararası Kriz Grubu’nun 7 Ekim 2013 tarihinde yayınladığı raporda AKP iktidara ve PKK’ya yaptığı önerileri geride bıraktığımız hafta bahsetmiştik.

Bugün raporda yer alan bazı konuları dikkatlerinize sunmak istiyorum. Böylelikle küresel güçlerin hangi hesaplar üzerinden Türkiye ile ilgili hesaplar yaptığını daha iyi anlayabileceğimize inanıyorum.

Raporda AKP ve PKK’ya verilen talimatların yanında, bir yılı bulan sözde barış sürecinin hala neden başarıya ulaşmamış olduğu, Türk Milleti’nden yeterli desteği neden bulamadığı, bunun ne gibi sıkıntılı sonuçlar doğurabileceği son derece ilginç bir şekilde ele alınmış.

Daha fazla uzatmadan söyleyeyim. 44 sayfalık raporda dikkat çeken en önemli detay, AKP-PKK ortaklığının Türk Milleti’nden yeterli desteği görememesi ve bu nedenle ilk günlere nazaran AKP’nin daha korkak hareket etmesinin en temel nedeni Ülkü Hareket’in ta kendisi olarak değerlendirilmiş durumda. Zaten raporun başlığı, başlı başına MHP korkusunun sınırlarımızı aşıp nerelere kadar girdiğini görmemize vesile oluyor.

“‘Kurt’ Diye Bağırmak: Türklerin Endişeleri Kürt Açılımlarına Engel Olmamalı” başlığı altında sunulan raporda, hali hazırda PKK adına kıvışlayacak yeri kalmayan AKP’yi cesaretlendirmenin tüm yolları sunulmaya çalışılmış. Yükselen toplumsal tepkinin nedenlerinin araştırıldığı ve buna karşın AKP’nin neler yapması gerektiği bir bir sıralanmış.

Burada dikkat çeken nokta MHP’nin uyguladığı politikalarının sürecin önündeki en büyük engel olarak değerlendirilmesidir. MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin söylemleri ve sözde barış sürecinin başından beri asla taviz vermediği duruşunun Türk Milleti üzerinde destek bulduğu, ilki Bursa’da yapılan “Milli Değerleri Koru ve Yaşat” temalı mitinglerin de bu yolda önemli bir etkiye sahip olduğu bilgisi verilmiş.

Raporda Türkiye’deki siyasi aktörlerden bazılarına yer verilirken özellikle MHP için ayrı bir başlıkta değerlendirmelerin sunularak, Ülkücü Hareket’in temel felsefesini ve duruşunu 1969 yılından bu yana değiştirmediği, tüm kadrolarıyla beraber Kürt açılımına asla onay vermediği bilisi paylaşılmış.

Özellikle bu dönemde Akil Adamlar olarak sunulan, terörist başının sözde barış elçilerinin yurt genelinde yürüttüğü propagandalarını en etkili biçimde protesto eden kitlenin de Ülkücüler olduğu ifade edilmiş. MHP medyasının (Ortadoğu Gazetesi) izlediği yayın politikası ile kendi alanında başı çektiği ve onunda Kürt Açılımı’na geçit vermeyenlerden olduğu vurgulanmış durumda. MHP’nin tüm kadroları ile sözde barış süreci karşısında etkili bir yol izlediği anlaşılıyor.

Bu bilgilere bakarak MHP’nin neden Türk Milleti için “son kale” olarak kabul görüldüğü daha net bir şekilde anlaşılıyor. Türkiye ve Türk Milleti üzerinde hesaplar yapanların asıl aşılmaz engel olarak MHP’yi gördükleri, AKP’ye tavsiyelerde bulunurken MHP’nin izlediği politikalar sebebiyle endişe beslediğini bildiklerini ve bunu aşabilmenin yolları üzerinde çalışılması gerektiğinin bir kez daha farkına varılıyor.

Bu anlamda da kaynağı belli olmayan, uydurma olduğu her halinden belli olan bir takım değerlendirmelerle MHP ve tabanı arasında sözde barış süreci konusunda bazı fikir ayrılıkları olduğuna yönelik asılsız iddialar raporda sunulan diğer bilgiler arasında. Bu haliyle önceki bilgilerle çelişen durum aslında AKP’ye sıkıştığı yerde kendini kurtarabilme adına bazı ip uçlarını sunma amacı taşıyor.

MHP’li olarak görülen ancak gerçekte hareketin kendilerini çok iyi tanıdığı kimi “Truva Atlarının” yaptığı yada yapacağı çeşitli açıklamalar ve vereceği mesajlar ile Ülkücü Hareket içerisindeki bazı kimselerin “Kürt Açılımına” destek verdiği imajı yaymanın aklı AKP’ye veriliyor. Gerçektende Kürt Açılımı yada sözde barış süreci olarak tanımlanan, özü ihanet süreci olarak kabul gören dönemde yaşanılan kimi olaylara baktığımızda bu konuyu çok net bir şekilde görmüş oluyoruz.

Kendisini bir türlü AKP’li olarak tanıtmayan ama AKP’nin tökezlemeye başladığı tüm ihanet oyunlarında bir anda ortaya çıkarak başı çeken, gittiği yerde bir türlü yeni kimlik kazanamayıp, isminin önünde hala “eski ülkücü” sıfatını kullanan satılmış ruhlu ve karakterli isimlerin Kürt Açılımı ile ilgili yaptığı ve destek verdiği yorumlarının nedenini herhalde şimdi daha net bir şekilde anlaşılabilir.

44 yılı bulan siyasi hayatında Türk Milleti’nin birlik ve bütünlüğünün en büyük teminatı olduğu tüm çevreler tarafından kabul edilen MHP’nin ilk günkü kararlılığı ile yoluna devam etmesi ihanet masallarında, bölme ve bölünme rüyaları görenlerin en büyük kabusu olmaya devam edecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

Ama özelliklede Ülkücü Hareket tüm mensuplarıyla ne derecede büyük bir kuvvet olduğunun farkındalığını sürekli yaşamalıdır. Zira bu memleketi bir arada tutan tek büyük kuvvet Ülkücü Hareket’in kendisidir. Bunu tasdik edemeyen var mı?

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.