Asikurtlar©

ÜLKÜCÜ HAREKET TÜRK DÜŞMANLARININ KARA LİSTESİNDE!

ÜLKÜCÜ HAREKET TÜRK DÜŞMANLARININ KARA LİSTESİNDE!
08 Aralık 2015 - 9:30 'de eklendi ve 4582 kez görüntülendi.

Son birkaç yüzyıldır dış politikamızı şekillendiren, bizi belirli güç merkezlerine yanaşmaya mecbur bırakan dış unsur Rusya’dır. Timur’un Altınordu Devletini haritadan silmesiyle küçük bir knezlik iken tekâmül fırsatı yakalan Rusya güçlenip genişleyerek başımızın belası olmuştur.

Osmanlı ülkesindeki Ortodoksların koruyuculuğunu üstlenip Balkan yarımadasındaki isyan ateşini harlayan, Kırım’ın elimizden çıkmasına sebep olan, ata yurdumuz Orta Asya’yı işgal eden, Ermeni çetecileri silahlandırıp savunmasız Türkleri katlettiren hep Rusya’dır.

Bizim açımızdan talihsizlik; Rusya’nın tekâmül evresiyle bizim gerileme ve dağılma dönemlerimizin aynı çağlara denk gelmesidir. Aksi halde bataklıktan bitme başıbozuk Rusların icabına bakmak 7,8 Avrupalı devletle yekpare baş eden Osmanlı için mesele olmazdı.

Osmanlı’nın yerine Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması; Çarlık Rusya’sının dağılıp Sovyet Rusya’nın ortaya çıkması ve sonunda modern Rusya’nın inkişafı Türk-Rus ilişkilerinde pek bir değişiklik yaratmadı.

Çünkü Rusya değişen rejimlerinin aksine, sıcak denizlere inme ve Orta Asya’yı küçük Rusya’ya dönüştürme planında stabil ve süreklidir. Türkiye ise toprakları üzerinde hesap yapan komşusunun yayılma stratejilerine karşı birkaç asırdır savunma pozisyonundadır.

Bu kuşatmanın yarılması, savunma halinden taarruz evresine geçmekle mümkün olur. Taarruzdan kasıt tankla, topla, savaş uçaklarıyla filli savaş yaratmak değil. Artık savaşlar, teknoloji ihraç edebilen, sanayileşmiş, milli ekonomiye sahip ülkeler arasında gelişmişlik düzeyinde gerçekleşiyor. Geride kalanlar ise büyük devletlerin satranç tahtasında piyon olarak kullanılıyor.

Tasallutu altında bulunduğumuz AKP gözü dönmüş organ mafyası gibi hayati önemdeki milli kurumlarımızı yabancılara peşkeş çekerken, milli olan her kavramla amansız bir savaş verirken oyun kurucu statüsüne erişmemiz mümkün müdür?

Baksanıza, Rus uçağını düşüren siyasi irade AKP olduğu halde Rusya’nın televizyon kanallarında dantelli kefereler değil Ülkücü Hareket işleniyor. Onu müteakip Rusya Federasyon Konseyi Anayasa Hukuku Komitesi Başkanı Andrey Klişas, Ülkü Ocakları’nın terör örgütü ilan edilmesini istiyor.

Sanki Rus uçağını Ülkücü Hareket düşürmüş gibi savaş senaryoları Ülkücüler üzerinden şekilleniyor.

Düşman dahi Türkiye’nin yerli ve milli unsurlarını çözümlemiş, kendisine kimden zarar geleceğinin tahlilini yapıyor. Buna mukabil Türkiye’yi “Milliyetçiliği ayaklar altına aldık” diyen bir iktidar zümresinin yönetmesi acı bir ironi olarak karşımıza çıkıyor.

Ne yazık,  Atatürk sonrası Türkiye’yi yöneten idarecilerin genel karakterinde bu vardır. Hükümetler dış tehlikelere karşı milli kurumları ve milliyetçiliği güçlendirmek yerine dış tehditlerin düşmanlarına sığınma aczini göstermiştir. Türkiye’nin Amerikanlaşması, Amerikan’ın uydu devletine dönüşme serüveninin alt yapısında bu teslimiyetçilik bulunuyor.

2.Dünya Savaşı’nda Almanların kaybedeceğini anlayan İsmet İnönü Sovyet Rusya’nın gazabından kurtulabilmek için 19 Mayıs Nutku’nda Türkçülüğü ve Turancılığı batırıp milliyetçilere karşı cadı avı başlatmış, ama yine de Stalin’in Türkiye’den toprak talep etmesine mani olamamıştı.

Küçük bir hatırlatma…

Bugün Türkmenlere Rusya’yla aramızı bozan kara kedi nazarıyla bakan kızıllar o yıllarda Stalin’in kılıcını sallıyor, “Türkiye Sovyet Cumhuriyet”i adıyla bildiriler yayınlıyordu! 

Rus tehdidinden sıyrılabilmek NATO’ya dâhil olmamızla sağlanacaktı. NATO sevdası da hiç alakamız olmayan Kore Savaşı’na girip 741 askerimizi şehit vermemize neden oldu.

Uçak hadisesinden sonra Türk askerinin Musul’a apar topar intikali bana bu olayı anımsattı. Yine beliren bir Rus tehdidi, yine Amerika’nın desteğine bel bağlayıp Mehmetçiği ortaya süren bir hükümet! Demek ki 65 yıl önce Kore Savaşı’yla tedarik ettiğimiz koruma gücü bu kez de ABD tarafından Ortadoğu’ya salınan IŞİD’e karşı savaşarak nasip olacak!

Dikkat edin, tarih kısır bir döngü içerisinde devamlı nispette tekerrür ediyor. Stalin’den aman dileyerek milliyetçiliği “zararlı ve hastalıklı” gösteren zamanın CHP’siyle küresel planlara angaje olarak “Milliyetçilikle hesaplaşma vakti geldi” diyen AKP hükümeti ruh birlikteliği kuruyor.

“Sol” yine eskisi gibi kapıya dayanan düşmanın eteğine sığınırken “Sağ” selameti düşmanın düşmanına yaranmakta buluyor. Merkezdeki Ülkücüler ise milli kalabilmeyi başaran yegâne yerel unsur olarak Kuva-yi milliye ruhunu yaşatıyor ve bu sebeple Türkiye düşmanlarının kara listesinde başı çekiyor!

 

BAHADIR ÇOBAN

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER